Çocuğun tek yardımcısı sokaktır. Her yerde ve her nesil için çocuğu hayata sokak ayarlar. Büyükler orada evden, mektepten çok başka türlü ve daha tabii görünürler. Sokakta herkes kendisidir. Orada hayat sıcak bir ekmek gibi karşınıza çıkar. Orada iyice ayıklanmış, sentetik bir ilaç gibi süzgeçlerden geçmiş, aslının dışına çıkmış şeylerle karşılaşmazsınız. İnsanı, işi, hürriyet aşkını, sefaleti, merhameti çocuk orada tadar. Sokak, evinizin kapısından başlayan hayat, ayrıldığınız zaman hüzün duyduğunuz arkadaş, bir humma gibi sizi saran macera ve yarın içine gireceğiniz kördöğüşüdür.
Sayfa 50·Kitabı okuyor
Dünyamız böyle bir yerdi, öldürmekle ilgili kelimelerle doluydu: boğmaca, tetanos, lekeli humma, gaz, savaş, torna, enkaz, iş, bombardıman, bomba, verem, iltihap. Ömrüm boyunca bana eşlik etmiş pek çok korkuyu bu kelimelere ve o yıllara bağlıyorum. Sıradan görünen şeyler yüzünden de ölünebilirdi.
Sayfa 43
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Genel olarak yeni dünyada Kolomb'un gelişinden sonraki bir ya da iki yüzyıl içinde yerlilerin nüfusundaki azalma oranının %95'i bulduğu tahmin ediliyor. Başlıca ölüm nedeni eski dünyanın mikroplarıydı. Amerikan yerlileri bu mikroplarla hiç karşılaşmamışlardı. Bu yüzden de onlara karşı ne bağışıklıkları ne de genetik dirençleri vardı. Çiçek, kızamık, grip, tifüs öldürücülükte birinciliği almak için yarışıyordu. Sanki bunlar yetmiyormuş gibi difteri, sıtma, kabakulak, boğmaca veba, verem, sarı humma da onlarla yarışıyordu.
İkinci İnönü’de alayın başında başımı kurşunlara uzatarak ölüm bekledim ve göğsümden ölümün yıldırım gibi geçtiğini, Metris Tepe’de duyarak bayıldığım an her şeyin bitmiş olduğunu zannediyordum. Kaybettiğim kandan sık sık bayılıyordum, mütemadiyen başım dönüyordu. Hastahanenin ameliyat masasına getirdikleri zaman tekrar bayılmışım. Bir aralık biçimini, temasını915 ezberden bildiğim iki elin alnıma soğuk bezler koyduğunu, dudaklarımı soğuk su ile ıslattığını, kolonya koklattığını hissettim. Ayşe’nin ellerini bilirsin, değil mi, Peyami? Uzun beyaz parmaklarının temasında kuvvet veren, şifa veren bir şey vardır. Gözleri kadar bu ellerin de sevk eden, sükûnet veyahut humma telkin eden bir teması vardır. Gözlerimi büyük bir hazla açtım. Etrafım kloroform kokuyor, beyaz gömlekli, siyah örtülü bir hemşire eğilmişti. Başının siyah çerçevesi arasında Ayşe’nin yüzü, yeşil gözlerinde ömrümde görmediğim bir rikkat ve tatlılıkla, dudaklarında çocuğunu seven bir ananın derin iptilâsıyla yüzüme bakıyordu.
Sayfa 155 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Dünyamız böyle bir yerdi, öldürmekle ilgili kelimelerle doluydu: boğmaca, tetanos, lekeli humma, gaz, savaş, torna, enkaz, iş, bombardıman, bomba, verem, iltihap. Ömrüm boyunca bana eşlik etmiş pek çok korkuyu bu kelimelere ve o yıllara bağlıyorum.
Sayfa 43 - Everest Yayınları / Çağdaş Dünya Edebiyatı 1.Basım / Haziran 2015·Kitabı okudu
Alıntı
Verem, ilginç bir hastalıktı. Humma gibi değildir. Hasta, son ana dek ümidini yitirmez ve iyi olduğunu söyler. Kendini kandırır.