اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ
"Yol" hususunda da, insan âdeta şöyle demiş oluyor: "Birçok eşim ve dostum, beni bir yola; düşmanlarım, ikinci bir yola, şeytan ise, üçüncü bir yola çekmek istemektedirler. Şehvet, kızgınlık (gazab), kin ve hased; ta’tîl, teşbîh, cebr, kader, ircâ, (irca’ fikrinde olanlara yani Mürcie’ye göre dinin esası îmandır, amel değildir. Günahla imana zarar gelmeyeceği gibi yapılan taatın da inanmayana faydası yoktur.) vaîd, rafz (rafızîlik) ve hurûc (haricîlik) hususlarında da böyledir (onlar da beni bir yola çekerler). Bütün bunlara karşılık akıl güçsüz, ömür kısa, yapılacak iş çok, her şeyi denemek tehlikeli, bütün bunlar karşısında hüküm vermekse zordur. Bütün bunlar arasında şaşırıp kaldım. O halde, beni kendisinden cennete çıkacağım bir yola hidayet eyle!" "Müstakîm" ise, pürüzsüz ve dosdoğru demektir.
Tefsiru'l Kebîr, Fahreddin Râzî
(Fatiha Suresi Tefsiri)