zep

zep
@hurdacii
Yeni oturma odamıza oturmuşum Oturmuş da bir bira almışım Sırf kafa yapacağa benziyor diye Efedrin götürmüşüm Fındık'ı aramış, uyandıramamış, konuşamamışım Cerrahi kitabını karşıma koymuşum Danimarkalı biram, Danimarkalı sevgilim gibi İçsem bi türlü, içmesem olmaz. İÇİCEM!!! MTV'de kel bi kız Fındık değil O'Conner Sigaranın boş olması gibi bir şey bu Seyredecem Ben galiba hayatım boyunca iki arada gidip gelicem Kornişteki perde gibi raydan çıkana dek..,,
Reklam
Gereklilik büyülü çözümler tanımaz, bunlar rastlantının işidir. Bir aşk unutulmaz olacaksa eğer, küçük rastlantılar Assissili Francis'in omuzlarına konan minik kuşlar gibi hemen o an çırpa çırpa gökten aşağı doğru süzülmelidir.
Sayfa 57·Kitabı okuyor
Alıntı
Taslak
Yaşam öncesi ilk prova yaşamın ta kendisiyse, ne değeri olabilir yaşamanın? Yaşamın hep bir taslak gibi olması da bundandır işte. Yok, 'taslak' da tam anlatamıyorum demek istediğimi, çünkü taslak bir şeyin ana çizgileriyle belirmesi demektir, bir resmin az çok ortaya çıkmasıdır, yaşamımız dediğimiz taslaksa hiçbir şeyin taslağı değildir, bir resmin resme dönüşmeyecek ana çizgileridir. 'Einmal ist keinmal' diyor Tomas kendi kendine. Sadece bir kere olan şey hiç olmamış sayılır. Yaşanacak tek bir hayatımız varsa eğer, onu hiç yaşamamış da olabiliriz, fark etmez.
Sayfa 16 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
istek
Ne istediğini bilememenin aslında son derece doğal olduğunu anlayıncaya kadar kızdı kendine. Sadece tek bir hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Saadet
Her insan, her izan ve vicdan sahibi hatta en önemsiz bir hayvan bile bu fark ve yaratılış aleminde ihtiyaçları hissettiği andan itibaren saadet aramaya başlar. Bu öyle değişmez bir kuraldır ki tabiat kanunları içinde her kanun sapmış olsa bile bu kural her şekilde sapma kanunundan uzaktır. Hayvanlar yaratılışlarındaki kanaat etme duygusuyla çoğunlukla göreceli bir saadet bulur. Zira talepleri, zevki, düşüncesi sınırlıdır. Lakin insan -insanıkâmil müstesna olmak şartıyla- aradığı, istediği ve özlediği saadetin mahiyetini (niteliğini) pek de bilmediği halde yine bilmediği bu meseleye bir had ve hudut tasavvur etmez ve tayin eylemez. Nice mesutlar vardır ki bu hırs ve tutku yüzünden mesut olmadığı zannında bulunur. Kendi kendine fani hayattını cehennemî bir hale getirir. Zaten en basit ve ilkel bir insanın, bir insan yavrusunun bile bitmez tükenmez bir emeli vardır. İnsan, işte şu devirde her şey oldukça anlaşılmışken, anlaşılmayan bir muamma. Nedense insan yaradılışça tuhaftır; birçok şeye sahip olur, oldukça hırsı artar. Acaba saadet nedir? İşte bunu bilen yoktur. En doğru tabirle dünyanın telaşesinden habersiz mecnunlar mesut sayılabilir.
Sayfa 171·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam