Matmazel Perepelitsina'ya gelelim. O da... gerçekten, bilmem ki... Son zamanda bir hoş oldu. Tabiatı böyle... Ama ne yaparsın, herkesi kötülemekten bir şey çıkmaz ki... Onu da Tanrı böyle yaratmış işte! Sen onu sığıntı, dalkavuk filan sanma: Yarbay kızıdır. Anneme sırdaşlık, arkadaşlık eder. Sonra hemşirem Praskovya İlyiniçna var. Hakkında uzun boylu söylenecek söz yok; kendi halinde, iyi kalpli bir kadıncağızdır. Telaşlıdır biraz, lâkin öyle bir kalbi var ki!.. Sen, her zaman kalbe bak Seryoja. İhtiyar kızdır, ama galiba şu acayip Bahçeyev ona kur yapıyor; isteyecek besbelli... Ama sakın bundan kimseye bahsetme: Sırdır! Eh, daha kimimiz var bakalım? Çocukları anlatmayacağım, kendin görürsün. Yarın İlyuşka'nın isim günü... Şey! Az kaldı unutuyordum: İvan İvanoviç Mizinçikov bir aydır bizde misafir. Senin uzaktan kuzenin olur. Hüsar üsteğmenliğinden yeni emekliye ayrıldı. Henüz genç adamdır. Gayet asil ruhlu bir zat. Ama elindekini avucundakini öyle har vurup harman savurmuş ki, bunu nasıl, nerede becerdiğini bir türlü
anlayamadım gitti. Hoş kendisinin pek bir şeyi yoktu, ama
olanı da yedi bitirdi, bir sürü borca girdi. Şimdi bende misafir ... Onu hiç tanımıyordum. Geldi, kendini tanıttı, iyi, sevimli bir genç; sessiz, saygılı bir adam. Bizim evde ağzını açtığını gören olmadı. Hep susar. Foma, alay olsun diye ona
" Sessiz Meçhul" adını taktı. Darılmadı adamcağız. Fama
ondan pek memnun. Pek zeki olmadığını söylüyor. İvan da
ona hiç karşı gelmez, ne dese, "evet efendim"i yapıştırır.
Şaşkın mıdır ne ... Neyse, onu da görürsün. Şehirden gelen
misafirlerimiz bunu nasıl, nerede becerdiğini bir türlü anlayamadım gitti.