İnsan nereye ait olduğunu bilmez de beyhude dolanıp durur; sonra yine en iyi hissettiği yere döner. Fakat bir şeyi bıraktığımız gibi bulmak istiyorsak onu muhafaza yerine kendimizi muhafaza etmemiz gerekmez mi?
'cimriliğe fakirlik değil, zenginlik sebep olur çoğu zaman'
Zaman hep ileriye akıyor, geri dönmek ne mümkün! Demekki yaşanılacak, demekki hayatın bize sundukları daha bitmedi.
Bana sorarsanız ruhlarımız yirmi yaşında ne olabileceklerini belli eder, bütün yetkilerini gösterirler. Bu yaşına kadar kudretini açıkça belli etmemiş bir ruhun ondan sonra belli ettiği görülmemiştir. Tabiatımızdaki değerler en gürbüz ve en güzel halleriyle ancak o zaman ortaya çıkabilirler.
'Okuyucuya' girişi ile iddiasını bir şey iddia etmeden ortaya koyan kitap her bir sayfada sizi beyninizden mıhlayan, şiirsel cümleler ile etkisi altına alıyor. Enfüsi-âfâkî ayrımını fazlasıyla görebildiğimiz kitap adeta bizim tarafımızdan yazılmak için beklenen fakat bunu yazmaya muktedir olamadığımız bir şaheser gibi duruyor. 'Ben yazmak istesem ancak bu kadar iyi anlatabilirdim kendimi.' dediğiniz denemeler ile sizi hayatın ara satırlarına indiren; kendinize, dolambaçlı bir yoldan yürürken, düşünmenizi sağlayan fikirlerin ve hislerin birbirinin tadını bozmadan yoğrulduğu nadide bir eser.' Farklı bir şey söylemek ancak aynı şeylere farklı açılardan bakmakla mümkün.' Kitabı okurken sizi âlemin hikâyesi ile kişisel menkıbenizin esası hakkında düşündüren, insanın esasına farklı düşünce tonları ile değinen mutlaka okunması gereken bir eser. Dili oldukça sade olan kitap üslub açısından Cemil Meriç'i oldukça anımsatıcı türden