10/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 15:15
Ev roman, bi zimanekî zelal û xweş hatiye nivîsandin û çîroka malbateke kurd a welatparêz û têkoşer vedibêje. Di nav romanê de jiyana civakî, dîrok, rihê kurdî û nirxên kevneşopî bi awayekî hestyar hatine nîşandan. Nivîskar bi peyv û hevokên xwe kesayetî, êş, hêvî û xebata gelê kurd bi awayekî xurt dide xuyakirin. Dema mirov pirtûk ê dixwîne, hinek caran xwe di nav çîrokan de dibîne û bi karakteran re hest dike. Wekî ku ji vê romanê tê fêmkirin, dîrok, welat û mirovatî tiştên ku nayên jibîrkirin in. Her rûpelê wê hestekî taybet dihêle û mirov dixwaze herî zêde di nav çîrokê de bimîne…
LeqatReceb Dildar · Dara Yayınları · 052 okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 10:38
Edebiyata Kurdî bi berhemên xurt tije ye ku hest û jiyana mirovan bi awayekî kûr nîşan didin. Pirtûka helbestan a “Jan Yekta Xem” jî yek ji wan mînakên balkêş ên vê kevneşopiyê ye. Ev pirtûk ne tenê bi helbestan xwendevan re têkiliyê dike, lê her weha ew rêwîtiyek e ku mirovekê dibe nav cîhana hundirîn a mirovan. Di helbestên pirtûkê de hestên wekî xem, bîranîn, tenêbûn û hêvî bi awayekî xurt têne hîs kirin. Helbestvan bi zimanekî sade lê bandorbar kar dike û dikare dilê xwendevanan bigire. Her helbest wekî dengê hestên bêdeng ên di dilê mirovan de ye. Dema mirov dixwîne, carinan parçek ji jiyana xwe tê de dibîne û carinan jî bi hestên ku berê belkî nizanibû re rû bi rû dibe. “Jan Yekta Xem” ne tenê pirtûkek helbestan e; di heman demê de cîhanek hestan e ku êş, hêvî û têkoşîna jiyanê ya mirovan vedibêje. Peyvên helbestvan xwendevanan dikin ku kûrtir bifikirin û her rûpelê wateyeke nû derdikeve holê. Dema ku mirov vê pirtûkê dixwîne, dikare dewlemendiya edebiyata Kurdî û awayê ku helbest dikare dil û ruhê mirovan bi dest bixe bibîne. “Jan Yekta Xem” ji bo kesên ku hez ji helbestê dikin, xwendinek hêstyar û bi fikir e ku nirxek taybet heye. Kürt edebiyatı, duyguların ve yaşamın derin izlerini taşıyan güçlü eserlerle doludur. “Jan Yekta Xem” adlı şiir kitabı da bu geleneğin etkileyici örneklerinden biridir. Bu kitap, okuyucuyu yalnızca şiirlerle değil; aynı zamanda insanın iç dünyasına yapılan bir yolculukla karşılar. Kitaptaki şiirlerde hüzün, özlem, yalnızlık ve umut gibi duygular güçlü bir şekilde hissedilir. Şair, sade ama etkileyici bir dil kullanarak okuyucunun kalbine dokunmayı başarır. Her şiir, adeta insanın içindeki sessiz duygulara ses verir. Okurken insan bazen kendi hayatından parçalar bulur, bazen de daha önce fark etmediği duygularla karşılaşır. “Jan
Şiir
XemJan Yekta · Sin Yayınları · 202339 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·76 syf.··
2026 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 00:01
Mahmut Baksi, bi awayekî zindî û bê xemgînî, jiyana gundekî rastîn ê Kurdistanê (Gundikê Dono, li Xerzanê nêzî Batmanê) di nîvê sedsala 20'an de vedibêje. Di bin serdestiya axa û şêxên feodal de, gundî rojê xwe bi karê erdê, pez û çêlekê derbas dikin, lê her tişt di bin kontrola zordestiyê de ye: bacên giran, erdên girtî, namûsên kevnare yên ku ciwanan diêşînin, û tirsa mezinan ji axayan. Lê belê di nav vê tarîtiyê de ronahiyek jî heye: ciwanên gund, yên mîna Filîto, Bedo û hevalên wan, dest bi hişyarbûnê dikin. Ew naxwazin wekî kal û pîrên xwe di bin zilmê de bimînin. Dixwazin xwendinê, fêm bikin ka çima ev pergala kevn hê li ser piyan e, û li dijî axayên hov (mîna Zibeyrê Ehmê an Hacı Zorav) radibin. Ev ne tenê têkoşînek kesane ye; ew destpêka guherîneke mezin e di civaka Kurdî de - di navbera kevn û nû, di navbera zordestî û berxwedanê de. Baksi bi zimanekî sade, rojane û car caran bi tinaziyê li ser axayan dinivîse, ku ev yek pirtûkê ji xemgîniyeke giran xilas dike û wê dike xwendinek hêsan lê kûr. Ev ne çîroka fantastîk e; ev belgeya jiyana rast a gelek gundên Kurdistanê ye di wê serdemê de. Evînên astengdar, pevçûnên malbatî, hêviyên piçûk û êşên mezin hemû bi awayekî xwezayî têne vegotin. Di edebiyata Kurdî de, Gundikê Dono yek ji baştirîn nimûneyên "romana gundan" e Pirtûkek piçûk e, lê bandora wê mezin e; dilê mirov diêşîne, hişyar dike û car caran jî bi kenê piçûk dide bîranîn ku mirov di bin her zilmê de jî hêvî digire. Eger tu dixwazî rastiya Kurdî ya feodal, têkoşîna ciwanan û veguherîna civakî nas bikî, ev pirtûk bê guman divê bê xwendin. Bê xwendin nemîne.
Gundikê DonoMahmut Baksi · Lîs Yayınları · 201845 okunma
9/10
·400 syf.··
2026 109. kitabı
Orhan Kemal’in ağlayarak yazdığı bu kitabı okurken kitabın sonuna kadar sinirleriniz atarken hüznün içinde kaybolacaksınız . Hacer öyle bir kaynana ki yaptıklarına çok şaşırdım . Ağzı var dili yok gelini Nazan ‘ a hep Süleymaniye’nin yarım pabuçlusu , evimize geldin de gün gördün diyor. Kendini, geçmişi saraya dayanan bir kadın gibi gösteriyor ama kendi geldiği yer bu günlere gelene kadar yaşadığı hayat hepten beter . Oğlunu gelinine karşı doldurup aralarını bozmak istiyor . Kadın huzursuzluktan mutlu oluyor resmen. Oğlu karısına biraz ilgi gösterdi diye “ bu kadın sana esek dili yedirmis , sana büyüler yapmıs “ deyip yine aralarını bozuyor ve mazhar annesinin huyunu bildiği halde karısına hiçbir şey sormadan hep annesinin sözüyle hareket ediyor . Nazan kocasının aldığı elmas taşlı yüzüğe bile kaynanası laf edecek diye takamayıp sandığa saklıyor . Ama o ne kaynana , ne düzenbaz bir kadın ki o yuzugu buluyor ve ne düzenbazlıklar yapıyor. Oğlunu gelinden soğutmak onları ayırmak için yapmadığı kalmıyor . Ortada küçük bir çocuk var oysa , ona bile acımıyor . Nazan bunların hiçbirini hak etmiyor öyle sessiz öyle çekingen bir hayat yaşıyor kendi içinde ama yok o Hacer’in gözünde Nazan çok kötü . Ne oyunlar etti , oğlunu doldurdu kızı gönderdi , Mazhar da bir kez olsun karısına hiçbir şey sormadı annesinin lafına gitti . Nazan’ın başına çaresizliğigi ve parmağındaki yüzük yüzünden neler geldi de o yuzuge sahip çıktı . Bir yüzüğü kalmıştı kocasından geriye . Çok kötü bir hayat yaşadı , mazhar’ın hiçbir şeyden haberi olmadı . Kendi hayatını yeniden kurdu olan Nazan’ a oldu. O küçük çocuğa oldu 
Edebiyat
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 12:39
Bir ailenin üç kuşak kadınının öyküsünü zamanda ileri geri giderek anlatan Şehnaz ekonomi profesörüdür ve unutmamaktan muzdariptir. Şehnaz'ın ağzından Ayfer Tunç diğer karakterlere de öyle ayrıntılı bir şekilde bazen mizahsen bazen derinlemesine betimlemiş ki film seyreder gibi kitabı okudum. İncelememe ilk olarak karakterler ile olan yorumundan bahsetme sebebim kitap olay artı karakter merkezli ilerlediği için karakterleri merkezine alan Ayfer Tunç'un bu kitabı bana birkaç gece uyku borçlu. Uykularından feragat ederek bu kitabı bitirdim. Kitapta kızmadığım kişi yok, bütün karakterler mi sinirini bozar insanın. Evet aynen öyle. Şehnaz, E., Şehnaz'ın annesi, anneannesi, büyük anneannesi, E'nin eşi Eyşan hepsi gözümde suçlu. Bu karakterleri okurken öfke, acıma, şefkat karışımı tuhaf bir duygunun içinde buldum kendimi. Ayfer Tunç anne kız ilişkisini, romantik ilişkileri, Türkiye'deki sermaye değişikliklerine detaylandırmıştır. Bir solukta okunabilecek bir kitaptır. Başladıktan sonra tempo hiç düşmeden sona ulaşıyoruz. Şehnaz'ın düşünce geçişlerini ve iç dünyasını okurken bir birey olarak, bir evlat olarak, akademisyen olarak, metres olarak ikili ilişkilerini romana taşıyor. Arka taraftan da Türkiye'nin fotoğrafını anlatıyor. Bu haliyle Annemin Uyurgezer Geceleri siyasi ve toplumsal gerçekliği anlatıyor. Kitapta kadın erkek ilişkilerine de çoğunlukla yer vermiş kadınların hep bir erkeğin gözetiminde olma eğilimini umarsızlıkla eleştirmiştir. Kitabın bir diğer ana karakteri E. 'dir onun gücünü bize çok açık biçimde göstermiştir Şehnaz'ın kadınlığını, aidiyetliğini, suçluluğunu ve sevgisini hep sorgulatan E. karakteri kadınların kuşaklar boyunca taşıdığı görünmez yükleri, sessizlikleri ve eksik hayatları gözler önüne sermede yardımcı olmuştur, tabii ki bunu fark
İnceleme
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
OKUNMALI
9/10
·440 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 00:00
Annemin Uyurgezer Geceleri, sadece bir kadının değil; annesinin, anneannesinin ve hatta onlardan önce gelen kadınların hayatına tanıklık ettiğimiz çok katmanlı bir hikâye. Şehnaz’ın yaşamını merkeze alırken, yazar bununla yetinmiyor; onun hayatına değen her karaktere belirli ölçülerde ışık tutarak romanın sonunda okurun zihninde neredeyse tek bir boşluk bile bırakmıyor. Şehnaz, annesi ve anneannesiyle birlikte yaşarken ömrünün son demlerinde bir tür “unutamama” hastalığına yakalanır ve bunun nedenini kendi hikâyesini anlatarak açar bize. Üniversitedeki evli hocasıyla tam otuz yıl süren, adına aşk dediği ama zamanla bir bağımlılık ve hastalık olduğunu fark ettiği yasak ilişki, romanın en sarsıcı damarlarından biridir. Kendinden sürekli ödün verdiği, hep eksik ve ezik hissettiği bu ilişkide, aşkın köleliğe dönüşmesine tanık oluruz. Bir yanda narsist bir adamın elinde manipüle edilen, özgüveni yavaş yavaş yok edilen bir kadın; diğer yanda kuşaktan kuşağa aktarılan yaralar, bastırılmış acılar, sağlıksız anne-kız ilişkileri… Hikâyenin kırılma noktası ise bir gece annesinin uyurgezer olduğunu fark etmesiyle başlar. Bu fark ediş, sadece bugünü değil, geçmişi de altüst eder. Aile sırları bir bir dökülür; Şehnaz’ın ebeveynleriyle, hatta atalarıyla ilgili doğru bildiği pek çok şey yerle bir olur. Bir elinde netleşen gerçekler, diğer elinde asla öğrenmek istemediği belirsizliklerle ne yapacağını bilemez hâlde kalır. Hayat, adeta üst üste tokatlar indirirken, okur da onunla birlikte sarsılır. Benim için romanın en etkileyici tarafı, aşkı romantik bir kurtuluş gibi değil; çoğu zaman insanı yavaş yavaş tüketen, maskelerle sürdürülen bir yük olarak göstermesiydi. İnsan bu kadar yükü nasıl taşır? Hayatına aldığı her şeyi kendinden eksilterek mi yaşar? Hem çok gözü kara hem de
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma