Freud, rüyâları yorumlamak için deneysel metodu kullanarak,
rüyânın iki türlü hazırlanış nedeninin olduğunu söyler. Ya normal
olarak baskılanmış bir içtepi (bilinçsiz bir istek) biz uyurken
Ego’nun egemenlik alanında sözünü geçirecek kadar güçlenmekte
ya da uyanık yaşamdan arta kalan bir eğilim kapsamındaki bütün
çatışan içtepileriyle düşünsel bir olay, biz uykudayken bilinçsiz bir
içerikten destek görerek güçlülük kazanmaktadır. Yani rüyâlar kaynağını ya Ego’dan ya da İd’den almaktadır.
insan üretmek ve tüketmek için bu dünyada değildir, üretmek ve tüketmek daima yalnızca tali olabilir, var olmak ve var olduğunu hissetmektir önemli olan, gerisi bizi karıncalar, termitler ve arılar düzeyine indirir.
adım adım çekirdek dilinizin alfabesini öğrendikten sonra çekirdek sorunu tespit etmek üzere ödevlendiriliyorsunuz. unutmayın , meyvelerin çekirdekleri sert , içi de genelde acıdır. ama bu travmaların sahibinin siz olmadığını anlayıp , geçmişinizle ve atalarınızla barıştıktan sonra dünya bambaşka hale gelebilir. bu yaşanmış, bu anlatılmış.
doğu dizisindeki o replik gelsin aklına:
- napıyon , anneni mi çekiştiriyon elin adamına !?
evet. bazen iyileşmek için annemizi geçtim, hiç tanımadığımız ömrümüzde görmediğimiz amcamızı bile çekiştirmemiz gerekebilir. bir psikoloğa gitmek için annenin seni kalorifer borusuna bağlayıp gezmelere gitmiş olması şartı yok sonuçta. baya büyük açılımlara vesile olabilir :D adım at.