Bir kitap, 500 küsür sayfa boyunca akıcılığını hiç mi kaybetmez! Her karakteriyle bütünleştim, her mekanında gezindim adeta. Sıkmadan, tekrara düşmeden böylesine başarılı bir anlatım, daha önce hiç deneyimlememiştim. Muhteşem bir yolculuktu.
Kayra, bir gün bana, "Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun"
demişti. "Ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyor-
sun. Dünyadan haber olmayan bütün geri zekâlılar gibi. Ölmesi-
ne çeyrek kalmış, herkesi yaşadığına pişman etmeye çalışan, sağ-
lıklı oldukları için suçluluk duymalarım isteyen hastalıklı, yaşlı
bir kadın gibisin."
Doğduğunu herhalde annesinden başka kimse fark
etmemiştir; yaşadığını da pek az kimse bilir; fakat ölümünü
kimse fark etmeyecek, öldüğüne kimse sevinmeyecek, kimse
acımayacaktır. Onun düşmanı, dostu yoktur. Yalnızca birçok
tanıdığı vardır. Belki bu silik kişinin yalnız cenazesi bir ilgi
uyandıracak, yolda adamın biri saygı ile durup selamlayacak,
belki başka bir meraklıda cenazenin önüne koşacak, ölenin
adını soracak ve hemen unutacak.