Adı:
Oblomov
Baskı tarihi:
Mayıs 2007
Sayfa sayısı:
672
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753780013
Kitabın türü:
Çeviri:
Sabahattin Eyüboğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sosyal Yayınları
Roman Rusya'da bir bomba gibi patladı. Zaten zaman da pek elverişliydi. Köleliğin kaldırılmasına üç yıl kalmış, bütün edebiyatta, uyuşukluğa, hareketsizliğe, şaşkınlığa karşı bir savaş açılmıştı. Bunun içindir ki, bir çağdaşın yazdığı gibi. "Bütün okuma yazma bilenler Oblomov"u heyecanla okuyorlar. Hiç mübalağa etmeden denilebilir ki bu anda Rusya'da en küçük, en kenarda kalmış bir kasaba yoktur ki orada Oblomov okunmasın, üzerinde tartışılmasın. Oblomov ve Oblomov'luk kelimeleri bütün Rusya'ya yayılmış, ebedi olarak dilimize girmiştir.
Ve kitap biterdi...
Yenisini kıskandıracak kadar biterdi...
Hemen başlatmazdı seni başka bir kitaba...
Sevilmek, sayılmak ve en önemlisi sindirilmek isterdi sizden...
Kim olacak... Oblomov...
Yazar İvan Aleksandroviç Gonçarov deyim yerindeyse yıldırım gibi düştü içime... Kitabını okurken Oblomov' un, Oblomovluğunu bırakması için saçlarınızı yolarsınız. Sinirlenirsiniz bazen, "pes doğrusu" dersiniz, hiddetlenirsiniz belki ama yine de diğer yarınız büsbütün yok edemez Oblomov' u. Çünkü o Nietzsche' nin Üstün İnsan' ıdır.
Bizler şimdiki dönemin, teknolojinin, kültürlerin eserleriyiz. Yüz yıl önce kadının tek başına sokakta yürümesi ayıpken bugün kadınlar CEO olabiliyor. Koskoca bir sirketi idare ediyor, hakkıyla. Fakat "gelişmişliğin" göstergesi bu değildir. Bu olması gereken bir durumdur. Oblomov' u soracak olursanız işte o burjuvazi toplumunda, doğuştan bir burjuvazi olarak dünyaya gelen proleterya ruhuna sahip biri. Bana göre Oblomov' un tanımı budur.

~~Onu seviyorum~~

Oblomov sıradan bir karakter değil. O, benim hayatımda bulunan ve bulunacak gerçek insanların ruhî bir simgesidir...

Okuyun,okutun arkadaşlar.
İyi yürekli dostumuz Oblomov...
Kimlere kimlere benzetmedim onu, ilk yüz sayfa "Artık kalk şu yataktan be adam!" diye haykırdım içimden. Çoğu kişinin adını değiştirdim hafızamda, onlara artık Oblomov diye hitap edeceğim. :)

Ah ne kadar güzel bir serüvendi. Kesinlikle tam metnini okumanızı tavsiye ederim. Böyle bir haz anlatılmaz, ancak yaşanır çünkü. İvan Gonçarov keşke daha fazla eser bıraksaymış bizlere diye hayıflanmıyor da değilim. Tıpkı Dostoyevski gibi, büyük bir yazar Gonçarov ve Dostoyevski'den de fazlasıyla etkilenmiş doğrusu. Enfes bir kitaptı, çok doyurucuydu. Okuyucuyu yormadan, pasajları uzatmadan keyifli bir okunma sağlamış sevgili Gonçarov bizlere.

Oblomov'a gelince, tembelliğin kelime manası olan bir karakter, kendisinde hiçbir şey yapma gücü bulamayan, daha küçüklükten bu şekilde yetiştirilmiş bir çocuk.
Elbette burada ailenin yetiştirme tarzıyla alakalı önemi de çok açık bir şekilde görmüş oluyoruz.

Oblomov'a canlılık katan tek değer aşktı. Onu bile Oblomovluğuyla berbat edebilme özelliğine sahipti. Her şeye rağmen çok iyi yürekli,çok içten bir karakterdi. Onu sevmekten kendinizi alamıyorsunuz. Ve ona asla kızamıyorsunuz. Bu arada unutmadan... Aman dikkat! Kendisinin üşengeçliği kitabı okuduğunuz süre içerisinde size de yapışıyor, o konuda sizi uyarmak istiyorum. :)

Eee hala ne düşünüyorsunuz, Oblomovluk yapmayın da bir kitapçıya gidip hemen kitabı edinin. Oblomov'un güzel kalbiyle tanışmak için geç kalmayın, sonra pişman olursunuz...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.735 Oy)18.332 beğeni41.510 okunma2.727 alıntı174.629 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.233 Oy)8.551 beğeni27.442 okunma787 alıntı133.714 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.269 Oy)7.617 beğeni20.607 okunma3.724 alıntı123.340 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.892 Oy)8.840 beğeni24.288 okunma1.649 alıntı112.631 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.149 Oy)7.721 beğeni21.711 okunma783 alıntı84.873 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.786 Oy)6.098 beğeni16.062 okunma2.713 alıntı82.863 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.372 Oy)12.954 beğeni33.162 okunma3.145 alıntı139.429 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.214 Oy)3.731 beğeni12.365 okunma1.111 alıntı50.183 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.472 Oy)5.575 beğeni18.937 okunma777 alıntı96.774 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.569 Oy)8.526 beğeni25.182 okunma2.306 alıntı108.817 gösterim
Oblomov'dan ve Oblomovluktan kopmak mümkün değil. O yüzden şu güzel filmi şuraya koymak lazım.

https://www.politikfilm.org/...mova-filmi-izle.html

Tatil ve Yaşar Kemal kampını da içeren 17 gün boyunca Oblomov ile birlikte Akdeniz - Ege turu yaptık. Ama doğa ile birlikte bu hareketlilikte aşırı oksijen, muhteşem deniz, kum ve güneşte bana eşlik edemediği için Oblomov bir köşede her zamanki gibi uyukladı, yattı.

Istanbul'a döndüğümde bu sefer ben Oblomovluk yaparken Ilya ile de savaş verdim. Bu sefer o beni zorladı oku diye ama kah yerde yuvarlandım kah koltuk ile bütünleşerek koltuk desenine sahip oldum kah Ilya'nın akla hayale gelmeyecek denli delirten 'hiç bir şey yapmama' halini, hayatının ellerinin arasından kayışını onu boğma isteğiyle bıraktım. Sen adamı delirtirsin be adam. Bu kadar ısrarı, iyi niyeti ve belki bir insanin hayatında bulup bulabileceği en büyük aşkı nasıl uykuya, tembelliğe bıraktın aklım almıyor.

Öylesine güzel öylesine aşk dolu öylesine muhteşem tespitler var ki hayata dair bu kitapta... Kendimi eksik saydım bu kadar bekledigim için.
İyi ki okumuşum be.

Üzerimden de büyük bir yük kalktı. Son yükü de kaldırayım mı üzerimden? Oblomov benim hayatımda fuardan çaldığım ilk kitap. Pişman değilim, keşke kitaplar parayla satılmasa, öğrencilik bunu gerektirir be o yüzden. Şimdi parayı az da olsa bulunca öğrenci olsun olmasın insanlara kitap hediye etmemin altında bu bilinç-altı yatıyordur belki de . Kendi psikolojik analizimi de yaptığıma göre kıssadan hissemi vereyim;
Hepimiz Oblomovuz. :))
19. Yüzyılda bir ay gibi kısa sürede yazıya dökülmüş beni çok etkileyen bu koca başyapıt. Yazıya dökmenin kısa olması sizi yanıltmasın, Gonçarov yaklaşık on yıl bu eseri zihninde taşıdığını belirtmiş.
Nereden başlasam bilmiyorum zira çok katmanlı, çok kişili, hicivli, bazen aba altından sopa gösteren, bazen de yererken aynı zamanda öven bölümler mevcut. Oblomov, Ştolts, Olga ve Zahar en çok anlatılan, en çok betimlenen karakterler; her birinin toplumun belirli kesimini temsil ettiği izlenimi çoğu zaman hissediliyor.
Oblomov... Herkesin kendinden bir parça bulabileceği soylu kişi. Tembel demek az kalır. Okumuş, bir zaman memurluk da yapmış fakat sürekli bir şeyler peşinde koşmanın ona göre olmadığını fark edince kendisini eve kapatmış; hatta yatağa bırakmış kendisini. Öyle ki romanın ilk 100 sayfası 'kalk artık şu yataktan' derken buluyorsunuz kendinizi. Bir kitaba başlasa bitiremez, bir mektup yazmaya kalksa günlerce yazıp siler, sahibi olduğu köye gitmeye karar verse bir plan yapması yıllar sürer, evinden taşınmak zorunda olsa günlerce bunu kendine dert eder. Çünkü bunların hepsi yatağından kalkmasını ve uyanmasını şart kılan eylemlerdir. Tüm bunlara rağmen Oblomov'a kızamıyorsunuz çünkü çok iyi bir yüreğe sahip oluşu her defasında vurgulanıyor. Aslında o da uyumak ve tembellik yapmak istemiyor ama her defasında kendisine yeniliyor. Çünkü Oblomovka'da hayat böyledir ve Oblomov ailesiyle böyle yetişmiştir. Oblomov'un rüyası adlı bölümde yaşayışları o kadar net betimlenmiş ki Oblomov'un böyle oluşuna şaşırmıyorsunuz.
Kitabı okurken tek sağlam ruh haline sahip kişinin o olduğunu düşündüm: Ştolts. Kendini her anlamda yetiştirmiş, sürekli yeni yerler gezen, mükemmeli arayan, arada bir gelip Oblomov'un hayatını yola sokmaya çalışan Alman asıllı çocukluk arkadaşı. Keşke daha sık gelseydi belki Oblomov yataktan çıkabilirdi. Hakkını yememek lazım tatlı, şirin, güzel ve genç kızımız Olga, Oblomov'u bir süreliğine yataktan çıkarmayı başarmıştı. Aşk bu uyku dinlemiyor. Oblomov uzun süre direndi eski alışkanlıklarına dönmemek, Olga'ya ayak uydurabilmek ve onunla evlenebilmek için fakat evliliğin getireceği sorumlulukları kaldırabilecek miydi? Tek düşüncesi buydu.
Kitapta Oblomov'un uşağı Zahar'la karşılıklı diyalogları beni çok güldürdü. Zahar, hem efendisine bağlı hem ondan nefret eden uşak. Zahar, hem efendisine beddualar eden hem sevgisinden deli divane olan uşak. Oblomov'un tembelliğine katlanan yegâne insan. Bir o kadar kendi de tembel olduğundan mıdır, bilmiyorum.
Oblomov'u yorumlayanlar Gonçarov'un Doğu-Batı karşılaştırması yaptığını; Oblomov'un doğuyu, Ştolts'un batıyı temsil ettiğini söyleseler de ben artık çağımızda her ülkede Oblomovlar olduğunu düşünüyorum.
Oblomov.. kitabı biraz oblomovluk yaparak okudum ama pişman değilim zira bitmesini hiç istemedim. Oblomov aileden biri gibi olmuştu, dostum olmuştu.

Her birimizin içinde toplumun dışarı çıkmasına izin vermediği oblomovlar var ve topluluklar gibi yaşamaya zorlayan ştolts'lar, alışkanlıklarından vazgeçemeyen zahar'lar ve ruhun yaşadığı binbir türlü nevrotik ruh haline bürünen olga'lar. Gonçarov ruhumu kısa bir zaman yolculuğuna çıkardı minnettarım. Kim ne düşünürse düşünsün , ben Oblomov'u çok sevdim. Bu yolculuktan ruhunuzu mahrum bırakmayın.. iyi okumalar.
Oblomov=Tembellik düşüncesiyle okumaya başladım. Ama okudukça Oblomov'un iç dünyasına, ruhunu ortaya koyduğu saf hislerine, hayata bakışına hayran kaldım.
Oblomov; sürekli uyuyan, tembel, miskin olarak etiketlenebilir ama birçoğumuzdan daha uyanık, her şeyin farkında aslında. Sorun şu ki birçok plan yapmasına rağmen bir türlü harekete geçemiyor, sürekli erteliyor. Bu da onu pasif kılıyor haliyle.

Oblomov'lar her an her yerde karşımıza çıkabilir. Ama bu kadar uç boyutlarda mıdır tartışılır; şöyle ki toplumdaki sorunlara karşı tepkisini yatakta yatış pozisyonunu değiştirerek veriyor. Bu kadar da olmaz dedirtiyor zaman zaman insana. Oblomovluk işte...

Gonçarov, aynı zamanda Oblomov ve dostu Ştolts arasında zekice bir zıtlık yaratmış; Oblomov Eski Rusya'yı, Ştolts ise Avrupa etkisini temsil ediyor. Bu da yazıldığı döneme güzel bir eleştiri niteliğinde.

Kitabı okumadan önce Oblomov'un sürekli tembellik yapıp kendi içindeki hesaplaşmalarını okuyacağımı ve durağan ilerleyeceğini düşünüyordum ama kitaptaki diğer karakterler ve beklenmedik olaylarla birlikte oldukça sürükleyici idi.

İnsanlığa Oblomovluk halini kazandıran, gülümseten, şaşırtan ve bolca düşündüren bu klasiği okumanızı tavsiye ederim. Çevrenizdeki ve hatta içinizdeki Oblomov'un farkına varacaksınız belki de.
İyi Okumalar...
Kitabın konusu tanıtım bülteninde yazıyor haliyle okumak için insanı belli bi beklentiye itiyor ben de tam aksine hiç beklemediğim derecede bir etki bıraktı vayy bee dedirtti yazar yer yer Oblomovluk kavramının renk tonlarını gösterdi kah insana Oblomovun hareketleri yok artık dedirtti kah Oblomov olma şüphesi yedirtti. Bu kadar dolgunluk olmuşluk beklemiyordum öyle ki dikkatli okumam kat ve kat arttıı sanırım 40 50 sayfasını tekrar tekrar okumak ve arkadaşlarıma yollamak için resimledim neyse diyorum keyifli okumalar..
Bu kitaba bir inceleme yazamadım işin içinden çıkamadım. Ama şöyle birazcık dökebildiğim kadar içimi dökesim geldi. Çünkü bu kitabı herkes okumalıı.. :D

-Motivasyona ihtiyacınız varsa gözünüzün önündeki şeyleri görmeye de ihtiyacınız var. Kendi motivasyonunuzu etrafınızda ve bizzat kendi hayatınızdaki hatalarda arayın. Hiçbir nasihat, bir tecrübe kadar tesirli olmaz. Elbette bir kitap karakterinin hayatı da size bir tecrübe olabilir. Baştan başa bir hata olan Oblomov belkide size aradığınız ilhamın irade ve azminizde saklı olduğunu anlamanızı sağlayacak. Oblomov'un hayatına müdehale edememek sizi kendi hayatınızdaki keşkelerden kurtarabilir. :)-

Bu kitap insana o kadar çok şey itiraf ettiriyor ki hayatınızı kendinize nasıl bir yük yaptığınızı fark edince yemeden içmeden kesiliyorsunuz. Uykularınız kaçıyor. Oblomov'un hayatının ve hayallerinin aslında sizin itiraf edemediğiniz çok gizli sırlar olduğunun farkına varınca, merakla gecenin bir vakti ya da sabahın hayrında kitabı elinizde buluyorsunuz.

Oblomov kurduğu hayallerini yaşama arzusuna kendini o kadar kaptırmış birisi ki, muhayyilesini hayatına taşıması bir ayna tutup onu hayatına yansıtmak kadar kolay olduğu halde bunu yapmaya bile üşenen birisi. Kitabın çoğu yerinde sınırlarda geziyorsunuz. Neyin sınırı? Sinirinizin. Yani öyle tükenmiş bir insanın hayatına tanık oluyorsunuz ki hayatınızın ve düşüncelerinizin Oblomov'a benzediği ya da yaklaştığı yerlerde bir içiniz kemirilmeye başlıyor. "Ya ben de Oblomov gibi olursam? Şurdan şuraya adım atamaz olursam? Okuduğum kitapta kaldığım yer bile küf tutacak kadar kendimdem bihaber olursam? Aman Allah'ım." Yani bu kitap sizi kendinizle başbaşa bırakıyor. Mis gibi kendinizi sorguluyorsunuz. Vardığınız sonuca göre de vicdan azabı çekip çekmiyorsunuz. Yani bende böyle oldu.

Ama Oblomov'u bir yandan da o kadar seviyorsunuz ki, keşke bende onun kadar çalışkan ve fedakar olabilsem diyorsunuz. Çalışkan derken aşkı için, iş için değil tabii. Fedakar derken de yine aşkı, Olga için. Oblomov bu aşka tutulduğunda o kadar umutlanmıştım ki eski alışkanlıklarına, tembelliğine son verip tekrar hayatının başına geçeceğine o kadar kendimi hazırlamıştım ki... Ama ne oldu? Tabii ki, Oblomov aşırıya kaçıp fedakarlığının dozunu kaçırıp her şeyi balkabağına çevirdi. Oblomov kendi için yaşamasını öğrenemedi. Nedeen?

Oblomov o kadar temiz kalpli birisi ki, tüm bu sizi çileden çıkaran davranışlarına rağmen onu sevmekten de kendinizi alamıyorsunuz. Oblomov tembel olduğu kadar da dürüst ve vefalı bir insan. Yüreği lekesiz. Hep özlediğimiz ahlak. Nasıl sevmeyelim? O kadar masum ki. Ah, biraz irade biraz azim, biraz ölçü olsaydı Oblomov da ne mükmemmel bir insan olcaktı.

Bir çok şeyin farkına varmamı sağlayan, bütün hayatı boyunca Oblomov'u aklında ve ruhunda taşıyan Gonçarov'a çok çok minnettarım. Her alarmım çaldığında artık aklıma hep Oblomov gelecek. Seni unutmayacağım Oblomooov. :)

"Oblomovluk bir zehirdir; sizi öldürmez perişan eder ve panzehirini zehirlenen kişiden başkası üretemez."
Spoiler var.

Oblomov ailesinden kalan mirasla geçinen, kendisine faydası olmayan genç bir adamdır. Devlet memuriyetine girmiş ancak zevk almadığı için bırakmıştır. Hayatını boş boş yaşamaktadır.
Hayatına yeniden giren çocukluk arkadaşı sayesinde olga ile tanışıp bir aşka yelken açar. Ancak sevgilisi tembelliğinden bunalıp oblomovu terkedip onların tanışmalarına vesile olan çocukluk arkadaşıyla evlenir.
Girdiği bunalım sonucu dahada tembelleşen oblomov hareketsiz hayat neticesinde felç geçirip ölür.
Sosyolojik yönü ağır basan hoş bir roman.
Keşke hiç bitmeseydi...Kitabın bittiğine çok üzüldüm hatta ağladım, hiç beklemediğim bir son oldu benim için.Oblomov, Oblomovluk bunların artık benim için ayrı yeri ve anlamı var.Okuduğum en iyi kitaplardan birisi.Şu anda da derin bir keder içerisindeyim kitap bittiği için.Ama her güzel şeyin bir sonu vardır...

Oblomov, genellikle vaktini evde geçiren, odasından hiç çıkmayan, kitap okumaya bile üşenen birisidir.Arkadaşı, dostu Stolz onu bu durumdan çıkarmak için elinden geleni yapar ve onu Olga ile tanıştırir. Oblomovun hayatı renklenir ve tekrar yaşama döner(dışarı çıkmak, yürümek, kitap okumak gibi). Ama çok sevdiği Olga bile onu bulunduğu durumdan yani OBLOMOVLUKTAN kurtaramaz...
Oblomov hakkında yazmak benim için çok zor. Hakkında insanlar muhteşem olduğunu söylüyorlar genelde ve ben de hem katılıyorum hem katılmıyorum. Bir Rus klasiğini dil yönünden edebiyat yönünden ve en önemlisi derinlik yönünden eleştirmenin mümkün olduğunu sanmıyorum. Ama kitabı asıl sevdiren şeyler bunlar değil karakterler ve olaylardır. En azından benim için böyle. Ayrıca ne yalan söyleyeyim kitabın daldan dala atlaması, bir onun bir bunun hayatına geçmesi, bir geçmişe dönmesi biraz rahatsız ediciydi. Oblomov sevilmesi zor bir karakter. Üstelik sevmemek de imkansız.
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/...c-goncarov.html#more
Oblomov’u Oblomov yapan şey aslında doğup büyüdüğü Oblomovka’ydı. Burası öyle bir köydü ki insanların hırsızlıkla bile derdi olmazdı. Çünkü oblomovka da hırsızlık olmazdı. Buradaki insanların yüzünde kırışıklık bile çıkmazdı çünkü hayatın sıkıntıları onları bulmazdı. Burada insanlar hasatını yapar( o da artık zorunlu olduğu için) günlük işlerinin bitirip bir an önce rahat etmeye bakarlardı. Oblomov’un büyüdüğü çevre rahatına düşkündü anlayacağınız. Hele ki öğlen kestirmeleri pek güzel olurdu burada. Oblomov’un bundandır bu kadar günde 3 öğün uykuya düşkün olması.
Bir de nenesinin anlattığı masallarla büyüdü Oblomov. Hayal dünyasını o masallarla , efsanelerle oluşturdu ve gerçeğin masal , masalın gerçek olmasını istedi. Bu yüzdendir topluma karışamaması, kafasında hep kurduğu şeyler olması. Büyüse de okula da gitse bu masalların etkisinden kurtulamadı. Gerçi hortlaklara daha az inanır oldu ama yine de o korkma hissi hiç gitmedi üzerinden.
Oblomov’un hepsinden öte bir yakın arkadaşı vardı Şzolt. Şzolt babası serseri bir Alman, annesi ise soylu bir Rustu. Babası Şzoltu kendi gibi dayanıklı, gözü açık, elinden her iş gelen bir erkeğe çevirmek istiyor; annesi ise tam aksine oğlunu bir prens gibi soylu, elbiseleri tertemiz , tertipli bir erkek olmasını istiyordu. Ne var ki Şzolt babasına çekti! Tabii bunun vermek istediği Rus mesajı anladınız siz.
Çalışmak çalışmak çalışmak!
Her neyse Şzolt , Oblomov’u ziyarete geliyor. Geldiğinde ne görsün Oblomov hizmetçisi Zahar ile kavga ediyor. Zahar da Oblomov gibi tembel bir hizmetçi. Oblomovkalı ne yapsın! Tembellik kanında var. Üstelik çocukluğundan beri bu aileye hizmet etmiş. Konumuzdan sapmayalım.
Oblomov’u bu yatış ve tembellik halinde bulan Şzolt, Oblomov’u zorla dışarıya çıkarıyor. Oblomov’un ertelemeye çalıştığı işleri ona zorla yaptırıyor. Yapmak istemediği işler için bulduğu bahanelere, Oblomovun dünya görüşüne ise “Oblomovluk” adını veriyor. Ve son bir uyarıda bulunuyor.
“Ya şimdi, ya hiç!” Bu cümle Oblomov’un hayatının yönünü değiştiren ana cümle oluyor. O dönemde yaşayan Rusların bunu atasözü , dövme hatta kamyon arkası yazısı yaptığına eminim :D .
Kitap aslında Rus halkına bir sesleniş niteliğinde ayrıca parti yalakalığı da yapıyor bir nevi. Oblomov’un yazılma amacı da biraz bu zaten. Halkın ders alması! Hatta kitapta atasözü niteliği bulunan bir sürü cümle var ve Rusların idealize karakteri Şzolt bu cümlelerin çoğunun kurucu durumunda. Roman da sürekli olarak hayatın bir eğlenceden ibaret olmadığını , hayatın amacının çalışmak olduğu mesajı veriliyor.
RUSLAR ÇALIŞIN! Rihanna’nın da dediği gibi : “WORK WORK WORK!”
“Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma fikir! Hayat hayattır, bir görevdir. Görev dediğim de çetin bir iştir.” Bu alıntıdan da görüldüğü gibi her şeyi işe bağlayan , aşkı bile yapılması gereken bir iş olarak gören ve bunu haklı sebeplere bağlayan İvan Gonçarov Partinin ve Rus halkının takdirini kazansa da hayatı bu kadar iş , görev diyerek nitelendirmesi bakımından bende sınıfta kalan bir görüşe sahip.
Buradan sonrası SPOİLER! İçerebilir!
Şzolt sayesinde bir aşk belası da Oblomov’u ağına düşürür. Olga! Asil, gururlu, güzel ve zeki Olga!
Oblomov’u kabuğundan çıkaran Olga , Oblomov’u değiştiren Olga ya da değiştirdiğini sanan hatta değiştirmesine ramak kalan Olga! Bu ilişki uzun sürmüyor tabii. Sonrasında ise olay Kavak Yelleri dizisine bağlanıyor. Ben anlatmayayım, siz okuyun. Hayatımdan bir Oblomov geçti ve tavsiyem şudur ki hepinizin hayatından geçsin. Bu kitabı mutlaka OKUYUN!
"Zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, onunla ölçüyordum: ”Onu gördüm - görmedim, göreceğim - görmeyeceğim, gelecek - gelmeyecek..”
Gençlik döneminde insan her gördüğünü dost sanır, her rastladığı kadına aşık olur, hemen evlenmeye kalkar, bazen de evlenip ömrü boyunca pişmanlık çeker.
-neler gördünüz yüzümde?
-tutulmuş gözyaşları. Ne fena bu erkeklerin duygularından utanmaları. Sahte bir gurur. Akıllarından utansalar daha iyi ederler
Gidenlerin yerine yenileri gelir, çocuklar büyür, nişanlanır, evlenir, kendilerine benzeyen çocukları olur, böylece hayat hep aynı biçimde sürer gider.
Oblomov içini çekti:
-Ah! Bu hayat, dedi.
-Nesi varmış bu hayatın?
-İnsana rahat vermiyor. Başını derde sokuyor. Ne olur, şöyle bir yatıp uyuyabilsem... Hiç kalkmadan...
İvan Gonçarov
Sayfa 493 - İş Bankası Kültür Yayınları
Düşünmek için, kalpsiz mi olmak gerekir sanıyorsunuz. Hayır, düşünmeyi besleyen sevgidir. Düşen insana el uzatın, mahvolan bir insanla alay etmeyin, onun haline ağlayın. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oblomov
Baskı tarihi:
Mayıs 2007
Sayfa sayısı:
672
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753780013
Kitabın türü:
Çeviri:
Sabahattin Eyüboğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sosyal Yayınları
Roman Rusya'da bir bomba gibi patladı. Zaten zaman da pek elverişliydi. Köleliğin kaldırılmasına üç yıl kalmış, bütün edebiyatta, uyuşukluğa, hareketsizliğe, şaşkınlığa karşı bir savaş açılmıştı. Bunun içindir ki, bir çağdaşın yazdığı gibi. "Bütün okuma yazma bilenler Oblomov"u heyecanla okuyorlar. Hiç mübalağa etmeden denilebilir ki bu anda Rusya'da en küçük, en kenarda kalmış bir kasaba yoktur ki orada Oblomov okunmasın, üzerinde tartışılmasın. Oblomov ve Oblomov'luk kelimeleri bütün Rusya'ya yayılmış, ebedi olarak dilimize girmiştir.

Kitabı okuyanlar 1.772 okur

  • Sekizincikişilik
  • Fifot

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.1 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları