Ebubekir (ra) dünya nimetleri konusunda gerçek manada zâhid bir insandı. Rasulullah (sav)'den sonra onun kadar zâhid bir insanın var olduğunu iddia etmek çok zordur. O (ra) kesinlikle mal mülk peşinde değildi, ailesini ve akrabalarını ön plana çıkarmazdı. Hâlbuki onun döneminde Bizans, İran ve Arap yarımadasında olan yöneticiler yönetime geldikten sonra mal mülk sahibi olmak için ellerinden gelen her şeyi yapar ve önemli mevkilere kendi yakınlarını tayin ederlerdi.¹⁴³
Ebubekir (ra) dini bile yok edebilecek güçlü fitnelere karşı kararlı bir şekilde durdu. Rasulullah (sav)'in vefatından sonra çıkan fitneler imanı güçlü insanları bile etkileyebilecek güçteydi. Ancak Ebubekir (ra) bu fitnelere karşı sağlam dağlar gibi dikilerek Peygamberlerin gerçek varislerini sergileyebileceği bir tavır ortaya koydu. Ebubekir(ra) bu duruşuyla insanların gözü önündeki perdeyi kaldırdı ve Peygamber (sav)'in vefatıyla insanların kalbine doğan şüpheleri yok etti.
iİsmet özel: "Bilelim ki, Hz. Ali varsa sadece kendinden önceki üç halifeye biat etmiş halife olarak vardır." Bu kelâm bizlere çok şey anlatıyor olmahdır.
Öyle bir güzellikler deryasındayız ki, Evren; Yüce Yaratıcı'nın, en ince detayına kadar plânlayıp aklın havsalanın alamayacağı estetik özelliklerle bezeyerek yarattığı harika bir sanat eseri...
İnsanoğlu; evrenin hülasası, mikro kozmos...
Öyle diyor Hz. Ali;
O büyük alem senin içinde gizliyken, sen kendini küçük bir cisim mi zannediyorsun?
İnsanı açtığın zaman kâinat çıkar. İnsan, küçük kâinattır. Hatta derler ki; kâinat insanı kuşatamaz, ama insan kâinatı kuşatır. İnsan bu manada kâinattan da büyüktür."s.9
Geçen zamanın yanında götüreceklerini kestiremedim.Oysa Ali'yi kaybedeceğim manasına geldiğini bilseydim,büyümekten hemen oracıkta vazgeçerdim.Zaman dursun isterdim, zaman dursun ve biz Ali'yle yan yana asılmış iki fotoğraf gibi o duvara yaslanalım; büyümeden, bükülmeden, solmadan öylece kalalım.