Öğrendik ki Hz. Ali, Allah sevgilisini "kelime” diye tanıtmış ve Kehf Sûresi'nde “Allah'ın kelimesini anlatmak için bütün ağaçlar kalem, denizler mürekkep olsa yine de bir vasfını bile anlatamaz, tekrarlansa gene anlatamaz” buyurulmuştur.
Hak olanı inkar etmek zayıf akıllı kimselerin tuttuğu yoldur. Bunlar doğruyu kişilerle tanırlar, kişileri doğruyla değil. [Yani bir sözün doğru olup olmadığını söze göre değil söyleyen kişiye göre değerlendirirler.] Akıllı kimse ise akıllıların efendisi olan Hz. Ali'nin (radıyallahu anh) "Doğruyu kişilere göre değerlendirme. Aksine doğruyu bilirsen ehlini de tanırsın" sözüne
uyar. Akıllı kişi önce doğruyu bilir, sonra sozün kendisine bakar. Eğer bu söz doğru ise, söyleyen kişinin görüşleri yanlış da olsa doğru da olsa kabul eder.
Hz. Ali Efendimiz bir harpte kılıçla
mücadele ederken hasmının kılıcını düşürür, yere yatırır ve tam boynuna vurmak üzeredir ki, adam tüm hışmı ve öfkesiyle Hz. Ali’nin yüzüne tükürür. Hz. Ali kılıcını geri çeker ve adama serbest olduğunu, kalkıp gitmesini söyler. Adam canından olmak üzereyken ve attığı tükürüğün bu işi hızlandırmasını beklerken gördüğü bu davranışa anlam veremez, sebebini öğrenmek ister. Hz. Ali’nin cevabı bakın nasıldır:” Biraz önce sen Allah için düşmanımdın. Ama yüzüme tükürdüğün andan itibaren bu işe nefsimin karışmasından endişe ettim. O yüzden artık serbestsin.