Rencide Ruhların İzinde...
Puan vermedi·228 syf.··
2026 7. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 02:26
Alper Kamu.... Nietzsche okuyan, varoluşsal sancılar çeken, mahallenin absürt olaylarını bir filozof edasıyla yorumlayan ama günün sonunda hâlâ beş yaşında bir çocuk olan muazzam bir karakter. Onun zihninde gezinmek inanılmaz keyifli. Bir yandan mahalle kültürünü ve trajikomik insan ilişkilerini ele alırken, diğer yandan gizemli bir cinayeti çözmeye çalışıyor. Canıgüz, kara mizahı edebiyatımıza o kadar iyi yediriyor ki okurken hem kahkaha atıyor hem de hayatın absürtlüğüne kafa yoruyorsunuz. Yazarın kelime oyunları, felsefi göndermeleri ve ironik üslubu sayfaların su gibi akıp gitmesini sağlıyor. Polisiye örgüsünün arkasına saklanmış şahane bir büyüme (ya da büyüyememe) hikayesi. Klasik anlatılardan sıkılan, hem zekice kurgulanmış bir mizah arayan hem de hayata dair felsefi bir tat yakalamak isteyen herkesin mutlaka şans vermesi gereken, nev-i şahsına münhasır bir yapıt. Benim için kesinlikle unutulmazlar arasında..
Oğullar ve Rencide RuhlarAlper Canıgüz · Alfa Yayınları · 202013,2bin okunma
8/10
·148 syf.·
2026 84. kitabı
Panait Istrati'den okuduğum üçüncü kitap. Bir arkadaşlık hikayesi. Romanyanın İbrail kentinde yaşayan genç Adrien, henüz bir meslek seçmemiş, uzun süre memleketinden uzaklarda yaşayan, yalnızlıktan ve okumaktan hoşlanan bir gençtir. Kapitalizmden, insanların ezilmesinden hoşlanmaz, bu nedenle patron olmak zengin olmak istemez. Onun istediği, kendisini anlayan, hayatı anlamlandıran güzel bir dostluktur. Evleneceği kızda bu özelliği görmediği için evlilikten sürekli kaçar. Bir gün aradığı kişiyi bulur, bu kişi bir çörekçinin yanında çıraklık eden Mihail'den başkası değildir. Mihaille arkadaşlığı Adrien'i mutlu etse de annesi ve çevresi, fikirlerin uyuşmasıyla gelişen bu arkadaşlığa, serserilik gözüyle bakarlar, çünkü onların evlenmek, çoluk çocuğa karışmak, çok para kazanıp zengin olmak gibi hayalleri yoktur.
MihailPanait Istrati · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,046 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·192 syf.··
2026 71. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:58
*Kendi yorumumu kattığım inceleme olacak* Kitabi alıp almakla kararsız kalmıştım, gelgitler yaşıyordum. Çünkü tabiri caizse son metelik vardı üstümde, o yüzden, ikircikle durağan tikel çevresinde sıkışıp kalmıştım. En sonunda ikircik muhakeme devreye soktuğum zaman almaya karar verdim. İyi ki almışım diyorum, şimdi kütüphanem de duruyor, biricik olan Duras külliyatı kütüphanemde yerli yerinde. Sinema denince ben de akan sular durur, onun için aldım zaten. Keşke bitmesin dedim... fotoğraflar, gazete küpürü sayfalar, kalem kalem yazılmış ağdalı dil... okumaktan sahiden keyif aldım. Sanki Duras, benim için yazmış gibi, okuyucuya muştulamış hissetsin diye, karalamış dedim kendi kendime. Ezberimde iyidir Edebiyat benim için dönüm noktası idi. Lise yıllarında peyda oluştu vakit, yazarlara merak saldım. Kâğıta aklımda kalanları yazıyordum, çok keyif alıyordum. Lise bittikten sonra sinema merakı başladı ben de. Heyecanla siyah-beyaz filmere nüksettim. Lilian Gish,John Gilbert, Gösta Ekman, Charles Laughton, Hedy Lamar... daha niceleri, sonsuz. Hâlâ evimde karalarım aklımda kalanları keyif alıyorum sahiden. Hiçbir şeyden yüksünmüyorum, hoşuma gidiyor "bir gülü koklar gibi" hayatıma renk, püri-pak, tahir gibi alevlendiriyorum. Sözgelimi kitaba geri dönersek olağanüstü bir kitap. Ben beğendim, sinema severler için okumaya gerek duyuyorum açıkcası. Bayağı takdir ettim Duras'ı. Kütüphaneme yeni kitaplar koymak dileğiyle.
Yeşil GözlerMarguerite Duras · Metis Yayınları · 200857 okunma
Feodal Japonyada bir Yabancının Maceraları I
Puan vermedi·776 syf.··
2026 45. kitabı
·
280 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:45
Aslında 1980'de ve daha yakın zamanda yayımlanan adaptasyon dizilerden bu esere geldim. 1980 versiyonu kitaba daha sadık. Daha yakın tarihli olan versiyonda da örneğin Toranaga'nın dans yerine yüzme sevgisini görüyoruz.Yani daha yakın tarihli versiyonda deprem dahil daha "tablolar halinde" bir durum bütünü mevcut. Dizi ile kitabın şu ana kadar okuduğum kısımlar yönünden karşılaştırmasında en büyük şaşkınlık yaratan farklılık,Toranaga'nın Anjin'i hiçbir zaman salıverme niyetinin olmadığının kitapta daha başlardan itibaren anlaşılması.Dizide bu en sonda Toranaga Shogun olunca ifade ediliyor. Hele 1980 versiyonunda Mifune'nin sahildeki Blackthorne'u izlerkenki halinde aslında hikâyenin esas kötü adamının Toranaga olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. John Blackthorne yabancı bir gemi Kılavuzu iken Japonya'nın bir yerleşimine sürüklenir. Blackthorne Anjin-San adını alır ve oradaki insanların Hristiyan da olsalar anlaşılmaz katılıktaki adetleri arasında yeni ve zorlu bir yaşama başlar. Onları Coğrafi Keşiflerden edindiği tecrübe ile yakınlarındaki yahut uzaklarındaki bilmedikleri dünya ile tanıştırırken hem gemisini hem de mürettebatını yeniden kurarak orayı terkedeceği günün planlarını yapıp durmakta,geri kalan zamanında ise Mariko'ya âşık olmaktadır. Peki o civarın en büyük derebeyi Toranaga'nın samimiyeti gerçek midir,Toranaga temelli geri gitmesine müsaade edecek midir ? Bunu sorgulamayı aklına hiç getirmez.
Shōgun - 1. CiltJames Clavell · Holden Kitap · 2025190 okunma
Geçmiş hayatlarda , kaybolan aşklar ve yüce yürekli kadınlar.
8/10
·176 syf.·
2026 107. kitabı
Gerçekten neydi aşk? Heloise, aşk acısını Abelard'ı kalbinde taşıyarak yaşadı. Şövalyeler, leydilerine duyduk­ları aşk uğruna öldüler. Peki, ya kadınlar? Ahhh kadınlar . . . Hiçbir zaman hissettikleri ve duyguları önemsenmedi. İşte Orta Çağ'da da kadınlara aşkın yanında yaşatılan bu duygusal yoksunluk sonucun­ da onlar ya harcandılar ya satıldılar, ya birilerine köle oldular ya da acı çekerek mücadele ederek belki de kadın olduklarını anlamadan, duygularını yaşayamadan öldüler ya da öldürüldüler. Ve sonradan kahraman ilan edildiler. Peki, aşk, sadece kadınlar açısından acının ta kendisi miydi acaba? Aslında maalesef diyorum ki cevabı "evet" ve aşk, kadınlar için acıydı. Çünkü zamanı ve mekanı fark etmez kadınların aşkı yaşarken bile korkuları vardı. Baskılandılar. Ka­dın gibi hissetmeleri hatta varlıkları bile suçtu. Bu karmaşada kendi kimliklerini arıyorlardı. Yazar Pınar Ülgen Ortaçağ'da yaşananları anlatırken olaylara biraz daha feminen bakmış, bu bana keyif verdi açıkcası... Kilise, krallar, asiller kendilerince herşeyi avantajlı hale getirerek sömürmüş. En çok hoşuma giden Dut ağacının hikayesi oldu. Artık bahçemdeki dut ağacım bana, Pyramise ve Thusbeyi hatırlatacak. Aşk uğruna acı çeken çiftlerle ilgili başka örneklerde vardı. Kitabın sonundaki şiirler güzeldi. Aşkın kuralları bile anlatılmıştı, derinlemesine incelenmişti.Benim için farklı bir deneyim oldu. Bazen tarih sahnelerindeki olaylar hayata bakış açınızı değiştirebilir. Aşk ince bir çizgidir. O ince çizginin dışına çıkanlar hep kaybetmiştir. Keyifli okumalar
Orta Çağ Avrupa’sında Aşk Tutku Entrika Ve RomantizmPınar Ülgen · Yeditepe Yayınevi · 202326 okunma
Puan vermedi·228 syf.··
2026 14. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:59
Bu eseri İbrahim Halil Üçer Hocanın Esenlerde verdiği konferans anlatısında bir vakit siyonazi ülkesinde? düzenlenen metafizik çalıştayında bu zatın ( Şebüsterî) ülkemizde yeterince bilinmediği bahsi geçmesi üzerine ilgimi çekmişti nasip bu vakteymiş. Mütercime göre İbnü'l Arabi, Mevlana'dan sonra gelen üçüncü büyük mutasavvıf bir zat aynı zamanda İbnü'l Arabi takipçileri arasında eserinin nazımsal yönü sebebiyle birçok farklı dile çevrilmesiyle geniş kitlelere ulaşmıştır. Eser, Horasandan Şeyh Harevi'nin bir elçi ile Tebriz erenlerine 15 suali göndermesi ile başlıyor sullarin nazımsal olması yönüyle ilk başta çekinsede arkadaşının desteğiyle bu sualleri her ne kadar nazımsal manada kendi yeterli seviyede görmesede cevap kaleme alıyor. Eser başta tasavvuf olmak üzere kelami ve felsefi birçok konuyu bünyesinde barındırıyor yaşamış olduğu zamanı da işin içine kattığımızda kitabın dili ağırlaşıyor lakin mütercimin Lahici'nin Mefatihu'l İcaz adlı şerhi ve Mesnevi takviyesiyle dilin etkisi azalıyor lakin bu kısımların bazı yerlerinde azeri ve o zamanın türkçesini birebir koyması konunun anaşılmasını zorlaştırmıştır kitabın sonunda ise beyitlerde yer alan anlaşılması güç olan kelimelerin anlamını yazmış olduğu sözlük bulunmaktadır.
Gülşen-i RâzŞebüsterî · Ketebe Yayınları · 2021239 okunma