"Bir kişi dini ölçüsünde musibete dûçar edilir; eğer dininde sağlam ise musibeti artırılır, değilse hafifletilir." Tirmizî, İbn Mace
Sayfa 51 - Beka Yayınları·Kitabı okuyor
Hadîs-i Şerif
Bugün bilim ve bilgi küçük bir azgınlığın kontrolündedir. Senin onları açıklaman bu azgınlığın itibarını zedeliyor.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Biz kuluz. Sâhibimizin emrindeyiz. Başı boş değiliz. Her istediğimizi yapmağa serbest değiliz. İyi düşünelim! Uzağı gören akl sâhibi olalım! Kıyâmet günü utanmakdan, pişmân olmakdan başka, ele birşey geçmez. Gençlik çağı, kazanc zemânıdır. Merd olan, bu vaktin kıymetini bilip, elden kaçırmaz. İhtiyârlık herkese nasîb olmaz. Nasîb olsa da, râhat, elverişli vakt ele geçmez. Vakt de bulunsa, kuvvetsizlik, hâlsizlik zemânında, yarar iş yapılamaz.
Cânım, yavrum! Sana sözüm, yalnız şudur: körpeciksin, yolun da çok korkuludur. Kıymetli oğlum! Mubâhların fazlasından sakınmalısın. Mubâhları, lüzûmu kadar kullanmalısın. Bunları da, Allahü teâlâya kulluk etmek niyyeti ile yapmalısın.
Sayfa 115
Sünnet
Sünnet, sözlükte yol demektir. Yolun iyisine de kötüsüne de sünnet denir. Yalın halde söylendiği zaman "güzel yol" anlamındadır. Kur'ân-ı Kerîm'de bu kelime, devamlı âdet, kâinatın düzeninde geçerli olan tabii kanunlar, gidilen yol gibi anlamlarda kullanılır. Bir de sünnetullah terimi vardır. Bu, Allah'ın koyduğu kurallar, toplumların hayatlarında görülen ilerleme, gerileme ve hatta yok olmada geçerli olan ilâhî kanunlar demektir. Terim olarak sünnet, söz, fiil ve takrirleri ile Hz. Peygamber'in İslâm'ı yaşayarak yorumlaması demektir. Bu anlamda sünnet, hadisten daha kapsamlıdır. Nitekim "Size iki şey bırakıyorum. Onlara sıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmazsınız: Allah'ın kitabı ve Resûlü'nün sünneti.." (Malik, Muvatta', Kader 3) hadisinde bu anlam açıkça görülmektedir. Hz. Peygamber'e nisbet edilen her şeyin yazılı metni mânasında hadis, günümüzde sünnet yerine de kullanılmaktadır. Artık bugün hadis deyince sünnet, sünnet deyince hadis anlaşılmaktadır. Sünnetin çoğulu sünen olduğu gibi Hz. Peygamber'in söz, fiil ve takrirlerine ait hadisleri içeren kitaplardan bir kısmının adı da Sünen'dir. Başlangıçta hadisin, Hz. Peygamber'in sözlerini, sünnetin ise fiil ve uygulamalarını ifade etmek için kullanılması, hadisi sünnetten ayrı düşünmek için yeterli değildir. Bu birlik, sünnete, kendine ait olmayan bir unsuru yamamak, ona kendisinden olmayan bir şeyi katmak mânasına asla gelmez. Bu yöndeki müsteşrik iddialarına kulak asmamak gerekir. Zaten sünnet, hadis kitaplarında gördüğümüz hadis metinleri değil, onların ifade ettiği mânalardır. Sünnet, Kur'ân'ın açıklayıcısı olduğu için Kur'ân-ı Kerîm'den hemen sonraki ikinci delildir. Kur'ân, okunan vahiy; sünnet, rivayet olunan vahiy (Şafii, Risale, s. 91-92); hadis ise rivayet edilen sünnet" (Kasımi, Kavaidü't-tah-dis,
Kitap Alıntısı
Birhan Keskin
Taşta sakladım ben yıllarca, taşta. Bu yüzden anlamıyorsun öfkem nasıl sert, Nasıl taze, nasıl bozulmadı taşıdığım aşk. Ağır bir taşla yaşadım nasıl, Beni esirgeyen taştı da öyle söküldü sabrım. Nasıl benzedim taşa ya da taş bana nasıl, Bilemezsin.
Alıntı