Puan vermedi·570 syf.··
2026 93. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:47
Anita FELIPOVA - Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 'Demek ki mükemmel aramak,mükemmeli bulmak ya da mükemmel olmak mümkün değil.' Selamlar. Nasılsınız? Ben uzun zamandır ortak olduğum masalın bugün sonuyla geldim. Hak ettiklerini yaşadıklarını okumak bana çok iyi geldi. Bahar ve Ozan bir çok acıdan geçip bugünlere geldiler ve inanin dibine kadar haklarıydı. İlk üç kitaptaki Bahar ile son kitapta gördüğüm Bahar aynı kişi gibi gelmedi bana ve en sevdiğim şey de buydu. Çünkü o artık sevdiği adama kavuşmuş, korkulariyla ve gerçeklerle yüzleşmeyi öğrenmişti. Aldığı terapiler ve sevdiği adam Ozan'ın desteği ile yollar çiçek açmaya başlamıştı. Ayrıca açmasa bile açacağına inanan bir kadın olmuştu. Ozan ve Bahar’ın arasındaki anlar çok güzeldi ama karakterlerin kusursuz olmaması daha çok hoşuma gitti. Herkesin hataları vardı, herkes biraz kırık biraz eksikti. Lakin bunları toplamayı ve yaraları doğru sarmayı öğrendiler. Iskeçe sahnelerine âşık oldum. Babaanne ve dede tam kafalık karakterler. Sırtıma çantamı atıp gitsem kimsin demek yerine yatak serecek o sevecen büyüklerden. Yastık detayı ve Ozan'ın annesine dair okuduklarım beni hüzünlü - mutlu eden bir başka detaydı. Bahar bildiğiniz elimizde büyüyen bir karakter oldu. Gelişimi harikaydı. Ozan ise en mükemmel olanı ararken çok şey kaçırıyor gibi duruyordu. Sanırım bu karaktere tek sitemim bu olurdu. Seri boyunca beraber güldük, ağladık ve çokça sinir olduk. Sizin anlayacağınız bir çok duyguyu aynı anda yaşadık. Ozan'ın babasıyla geçen bölümlerde açıkçası biraz gerildim. Bazı tespitleri doğruydu ama Biraz abarttı. Yine de Ozan'ın sevdiği kadının yanında duruşu çok güzeldi. Bakınız bu özelliği ile bile sevilesi bir karakter olduğunu belli etti. Özellikle bazı sözlerini okuduğumda durup ‘işte olması gereken bu’ dedim. Sevdiği
1000Kitap
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 202610 okunma
Caraval diye geldim yazarın fantazilerini okudum: BİLDİĞİN TACİZ
5/10
·176 syf.··
2026 56. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:50
Normalde inceleme yapmayacaktım ama kitaba çok kızdım. Seriyi bitirmeyenler için SPOİLER UYARISI!!!! Asla Caraval'ın büyüsü yoktu. Doğru düzgün bir konusu da yoktu. Karakterler bayrama hazırlanıyor onu anlatıyor. Bunu o kadar saçma kurgulamış ki pek çok mantık hatası ve İĞRENÇ sahneler vardı. Tella başta hiçbir dileğinin kabul olmadığını söylüyor?!! ABLANI ADADAN KURTARMAK İSTEYEN, Legend'i bulmak isteyen sen değil miydin kızım?? Yazar yazdığın kitabı mı unuttun? Tella, aşkından şüphe ediyor. Evet, evet o kadar macera yaşadıktan sonra "Acaba Legend aşkı ölümsüzlüğe tercih ettiği için pişman mı?" diye düşünüp duruyor. Legend paşam da full odak yeni Caraval oyunuyla ilgileniyor. Yazar sen ne istiyorsun? Çiftten soğuyalım mı istedin bu yazdığın saçmalık nee? Bir de Tella aşk tavsiyesi veren kitabın tavsiyelerini uyguluyor. Yahu Tella böyle biri değil! Bunu yapsa yapsa Evangeline yapar. Evrenleri mi karıştırdın? En iğrendiğim kısımsa Legend Tella'nın gözü kapalı, eli bağlıyken ona dokunuyor. Ve Tella o kişinin Legend olduğunu bilmiyor. Şüpheleniyor ama EMİN DEĞİLL. Neymiş oyunmuş. Sayın yazar fantazilerini yazmak istiyorsan neden bu serideki karakterleri alet ettin. Önceden haber verseydin ona göre okurduk. Bu novellayı okumasanız da olur. Scarlian ve Legendtella arasındaki birkaç romantik diyalog olmasa iyice çekilmezdi. Tella yerine yüz kere utandım. Legend'in saçmalıklarına bin kez kızdım. Okumayın okutturmayın. Konuya o kadar kızdım ki resimlerin güzelliğinden bahsetmeyi unutmuşum. Çizer güzel çizmiş ama DEX'in kötü baskısından dolayı elimizdeki kitap yabancılardaki gibi değil. Sayfa kalitesi kötü. Başka incelemelerde görüşmek üzereee. :)
1000Kitap
SpectacularStephanie Garber · Dex Yayınları · 2025138 okunma
Reklam
Puan vermedi·400 syf.··
2026 27. kitabı
Kendini arayan bir ademin yolculuğunun ilk durağında, arzu ettiğinin tam hedefinde buldu kendini. Mevlâna'ın dediği gibi: "Susuzlar âlemde su ararlar, su da cihanda susuzları arar." Amaç belli olunca vuslata ermek için Allah kendine yakınlaştırmayı kolaylaştırır.  Güneş gibi doğmak batıdan olmaz. Doğuya gitmek gerek. Asım da yeniden doğmak için Türkmenistan'ın Merv şehrine yol alır. Orda karşılaştığı Serkan arkadaşıyla özlem giderirken nerden bilecekti aradığı ayağına geldiğini? Asım farsça bildiğinden arkadaşının bir kitabının tercüme etme teklifi üzere sonraki durağı Semerkand olur. Eline aldığı hatırat ile 1200'lı yıllara adım atmış oldu. Ve okuduğu her cümle bu gününe ışık oldu. Karanlık gecelerine kandil oldu. Kaybolduğu  dünyadan sıyrılıp ihlâsa erdi. O öğrendikçe okuyucu da öğreniyor. Kalbi hâlim oldukça okuyucunun yüreği daha çok yumuşuyor. Neticede bizimle tanıştırdığı Mevlâna Halid'tir. "Rüzgarın Ardından" eserinde aslında Asım'ın kendini bulma arayış yolculuğu az ve öz olarak  tamamen Mevlâna Halid'in otobiyografisi anlatılıyor. Yunus Emre'nin şu vecizesi Asım'ın durumuna ne kadar manidardır: "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır?" Eserden damlayan her sözcük âdeta vücudun ihtiyaç duyduğu her meyve tadındadır. Kalbi huzura erdiren, beyni bilgiye doyuran, ruhu ferahlatan harika bir ilim bilgisidir. Şeyh Şamil'in dediği gibi: "Allah'a giden yollar gökteki yıldız sayısından fazladır. Biz o yollardan birini arıyoruz." Yazar da bu kitabında da kalplere Allah'ı ve Allah'a giden yolun kapılarını açıyor. #kalbedüşensızı #hayatsondanbaşlar kitaplarını tavsiye ettiğim gibi #rüzgarınardından 'ı da tavsiye ediyorum. #biralıntı "Her yolun kendi yolcusu, her yolun kendine has bineği var. Kimi yol var dolanır gider,
Rüzgârın ArdındanElif Veske · Eşik Yayınları · 2020410 okunma
5/10
·476 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:27
Emily Henry sevdiğim bir yazardır. Ortalama bulduğum kitapları da olsa da genelde severim kalemini. Ama bu kitapta o kadar sıkıldım ki… ilk olarak konusundan sonra da hislerimden bahsedeceğim. Konusu,Daphne düğününe az bir zaman kala nişanlısı tarafından terk ediliyor. Terk edilme sebebi de Peter’in en yakın kız arkadaşına aşık olduğunu fark etmesi.Daphne, nişanlısının peşinden Waning Körfezi’ne geldiği için burada tanıdıgı hiç kimse yok. Yaşadığı ev de Peter’a ait olduğu için bu yaz sonuna kadar kalacağı bir yer bulması gerekiyor.Nişanlısının Daphne’yi terk etmesi sebebi bu olan malum arkadaşın da hayatında biri var,Miles.O da terk edilince iki derbeder Miles’in evde yaşamaya başlıyorlar. Çiftimizin yaşadıklarını okuyoruz. Genel olarak eleştireceğim bir yorum olacağı için Spoiler verebilirim ,şimdiden uyarayım. İlk olarak çeviri kaynaklı mı yoksa yazarın kitabı mı böyleydi bilmiyorum kitap böyle elimde akıp gitmedi bir türlü. Çevirmene de haksızlık yapmak istemiyorum. Bu kitabı başlamadan önce çevirmenin diğer çevirdiği kitabı okuduğumu fark ettim. Orada böyle bir sorun yoktu. Ama daha önce yazarın okuduğum kitaplarında da bu tarz bir sorun olduğunu hatırlamıyorum. Çünkü olsaydı bu benim yazara bir daha şans vermemi zorlaştırıyor. Yani böyle sanki fantastik bir kitap okuyormuşum gibi aynı cümleleri dönüp dönüp tekrar okudum. Anlamadığım yerler oldu yani romantik bir kitaptan bahsediyoruz. Kitaptaki ana karakterlerin hiçbirini yükselmedim.Daphne’nin baba kaynaklı güven sorunları var anlıyorum. Ama mükemmel bir anne tarafından yetiştirilmiş. Elbette babasının yerine dolduramaz ancak Miles’in bir tane ebeveynini bile iyi değil. Ve berbat ebeveynlerine rağmen kız kardeşini onlardan korumak adına ciddi bir çaba sarf etmiş. Böyle bir durum olunca Daphne’nin hali biraz bana
Gülünç Bir HikayeEmily Henry · Epsilion Yayınevi · 20263 okunma
Herkesin bir derdi var durur içerisinde...
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 12:32
Bir aile ne kadar sır barındırabilir bünyesinde ya da insanoğlu ne kadar sırrı sırtlanabilir. Sonsuza kadar saklanabilir mi sır dediğimiz? Şermin Yaşar yalın sade ve içine okuyucuyu alan diliyle döktürmüş yine. Seviyorum ben bu kadının tarzını. Anne, baba, çocuklar... Hepsinin ayrı bir hikayesi ayrı bir derdi var kendince. "insan böyle bir șey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yarasız, dertsiz, Sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor." derken Volkan Konak'ın eşsiz yorumuyla "herkesin bir derdi var durur içerisinde" şarkısı geçiyor zihnimden sonra istemsizce dudaklarıma dökülüyor. Bir müddet Ethem'i, Mürüvvet'i, Kazım'ı,Sevgi'yi, Emin'i Nurten'i, Ekrem'i, Hülyayı düşünüyorum ayrı ayrı. Herkesin derdi olur da bu kadar dert bir araya gelir mi hiç diyorum gelirse böyle olur işte. Kendileri anlatıyorlar kendi ağızlarından yaşadıkları ruhsal gelgitleri aile bireyleri. Aile olmak demek sadece aynı çatı altında bulunmak değil aileyi tamamlayan çatı sevgi bence bir arada tutan koruyan kollayan. Eksik oldu mu ne yaparsan yap çökmeye mahkum. Sevgi iskeletini de anne baba oluşturur el ele tutuşarak birinden biri bıraktığı anda elini yıkım başlıyor. Zamanla da enkaz oluveriyor yapı. Ne zaman enkaza döndü aile bilinmez belki Mürüvvet Anne nin Ethem i sadece kabullenip sevmediğinde "Al buna bak ve sus" dediklerinde sadece susmayı tercih ettiğinde belki de. Kazım Baba nın karısına yüklediği sorumlulukla belki de ve belki de Karşısına alıp Mürüvvet i konuşmadıkça kabullendikçe bu sessizliği... Fazlasıyla içimizden bizden birileri karakterler. Belki yaşanmış ya da yaşanması oldukça olası. Hiç küsmedik mi biz de hayata kabullendiğimiz için içinde bulunduğumuz durumu çekip gidemediğimiz için tıpkı Mürüvvet gibi. Kazım gibi
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,4bin okunma
Kılavuzu karga olanın pusulasının sağlam olma şansından bi kuple
10/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:47
"Kim bilir daha kaç kış görürdü bu kentin sokaklarında." Çok karamsar bir giriş... Sevdim mi? Tabii ki. :) Sever içim böyle karanlıkları. Baştan sona bir takip, baştan sona merak ve 'ee şimdi nolcak' hissi ile kopukluk yaşatmayan bir olay örgüsü. Biraz Türk filmi romantizmi, öz mitolojimizden ve tarihimizden harmanlanmış bize has bir hava... Kaderin cilvesinin kitap sonu dokunuşu ve son. Özgün mizah anlayışı olan karakterler kitaplarda favorimdir; neydi o söz, 'inceyi görmek'... hani bir değil iki değil her karakterin ayrı ayrı, farklı açılardan inceyi gördüğü ve nev'i şahsına münhasırlıklar... Keşke seri olsa da ikinci üçüncü kitabı okusak, bu karakterlerden uzak kalmasak dedirten bir içimizdenlik hissi verdi bana. Çünkü tadı Ateş , Su , Hava , Toprak dörtlemesi gibi geldi bana. Tabi ben böyle düşünürken yazarımızın bir ters köşesi ile karşılaşmadım değil. Ama söyleyemem başlarına gelenleri, okumanız lazım. :) O zaman; Keyifli okumalar. :)
Duygu ve Düşünce
Kılavuzun PusulasıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2022314 okunma
Reklam
Reklam