Güçlü Bir Kadının Hikâyesi
9/10
·626 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Toplanın Jane Eyre 'in incelemesini yapıyorum. Okuduktan sonra sevdiğim birçok kitabın pabucunu dama atan kitabın yani. Hayruş ✮⋆˙ bunun için en sevdiğim İngiliz klasiği demiştii, muhtemelen benim de bir süre öyle olacak. Konusuyla başlayalım, Jane Eyre öksüz yetim bir kızdır. Kimsesiz kalınca dayısı ona sahip çıkar, onu öz çocuklarından ayırmaz. Ama dayısı Mr. Reed de ölünce, Jane de kendisini en başından beri istemeyen yengesi Mrs. Reed ve üç kuzeniyle bir başına kalır. Hep dışlanır, erkek kuzeninden şiddet görür, iftiraya uğrar ve bunun sonucunda cezalandırılır. En büyük isteği bu evden bir an önce ayrılmaktır. Mrs. Reed, on yaşına gelen Jane'i Lowood ismindeki yatılı okula yollar ve tatillerde dahi orada kalmasını ister. Lowood'un imkanları da şahane değildir ama Jane, yengesi ve acımasız kuzenleriyle yaşamaktansa buradaki yoksulluğa ve disipline katlanır. Pek çok zorluğa rağmen burada eğitimli, yetenekli, hanımefendi bir genç kız haline gelir. Altı yıl öğrencilik, iki yıl ise öğretmenlik yaptıktan sonra on sekiz yaşına geldiğinde, en sevdiği öğretmeni de evlenip okuldan ayrıldığında kendisini Lowood'a bağlayan hiçbir şey olmadığına karar verir. Halihazırda çok özgür ruhlu olan Jane buradan ayrılmak, daha uzak yerlere gitmek ve bağımsız bir şekilde hayatını sürdürmek ister. Gazeteye verdiği mürebbiyelik ilanına aldığı cevapla Thornfield Malikanesi'ne doğru yola çıkar. Burada, aslen Fransız olan Adèle Varens ismimdeki küçük bir kıza mürenbiyelik yapacaktır. Tabii malikanenin sahibi olan Mr. Rochester ve o hayatına girdikten sonra yaşayacaklarından bihaberdir. Burada duralım ve yorumlara geçelim. İngiliz edebiyatı eserimiz Victoria döneminde geçiyor. Bazılarımızın bugünlerde; tarzıyla, giyimiyle, verdiği nostaljik hisle "keşke o zamanlarda yaşasaydık" dediği
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
Kitap adı ile ilgisiz maalesef...
1/10
·128 syf.··
2026 46. kitabı
Rekin Teksoy'un muhteşem çevirisini okuyan Dante'nin ölümsüz eserini okuduysanız, bu kitap çok basit kaçan %80'i o kitaptan cümleler ile doldurulmuş, kalanı küresel değerlendirme yerine Türkiye'ye özel gereksiz içeren, hepimizin bildiği şeyleri içeren, insana hiç bir şey kaymayan ve maalesef kitabın adı ile hiçbir bağlantısı olmayan bir metinden ibarettir. İyi bir kitap okuyucusu ve Dante hayranı olmam ile bu olumsuz ana net doğru eleştiriyi yapmak zorundayım. Ayırdığım zaman için çok üzüldüm.
Dante Alighieri - Her Karanlık, Şafağın Tohumlarını İçinde TaşırSeda Eroğlu · Destek Yayınları · 2023136 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·128 syf.··
2026 62. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 20:53
Ayfer Tunç'un Suzan Defter'i, yalnızlığın ve insanın kendi iç sesiyle hesaplaşmasının etkileyici bir anlatısı. İki farklı karakterin günlükleri aracılığıyla ilerleyen roman, aynı olayların farklı zihinlerde nasıl şekillendiğini gösteriyor. Görünürde sade bir hikâye olsa da satır aralarında özlem, pişmanlık ve anlaşılma ihtiyacı yoğun biçimde hissediliyor. En sevdiğim yönü, karakterlerin iç dünyalarının samimi ve gerçekçi şekilde yansıtılması oldu. Suzan karakteri doğrudan merkezde olmasa da tüm hikâyenin etrafında dolaşan görünmez bir çekim noktası gibi. Roman, insan ilişkilerine ve yalnızlığa dair düşündüren bir okuma deneyimi sunuyor. Psikolojik derinliği olan, karakter odaklı ve sakin tempolu romanları sevenlere tavsiye ederim.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
9/10
·192 syf.·
2026 6. kitabı
Vahiy Sana Dokunursa' kitabını bitirdiğimde, elimde sadece okunmuş bir kitap değil, kalbime bırakılmış bir iz kaldı. Kitap, İslam'ı sadece dışarıdan bilinen bilgilerle değil, insanın bizzat yaşayarak hissettiği bir yürüyüş olarak anlatıyor. Vahyin ilk gününden bugüne kadar geçen tüm zamana ve insana dokunan bir gönül yolculuğu. Okumak isteyenlere tavsiyem; sadece sayfaları çevirmeyin, her satırda 'Bu vahiy bugün bana ne söylüyor?' sorusunu kendinize sorun. Bu kitap, Kur'an'ın hayatımızda her an yeniden inen bir hitap olduğunu hatırlatan çok kıymetli bir eser."
Vahiy Sana DokunursaHavva Sancar · Timaş Yayınları · 202695 okunma
İstanbul Boğazı Dalgalıydı
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:49
Bu incelemeyi kitabı bitirdiğim anda her zamanki gibi üstüne hiç düşünmeden yapıyorum.Yani şuan okuyacağınız her şey bu kitap hakkında en saf duygularım.Ayrıca bilmiyorsanız ben Agatha Christie hayranı bir kızım,bu demek oluyor ki bu inceleme kesinlikle opsiyoneldir ve tarafsızlık içermez. Oncelikle bu kitap hakkımda değinmek istedigim en onemli şey kitapta geçen Toros Ekspresi ve Doğu Ekspresi Turkiye üzerinden geçen trenler.Ve kitapta buna ithafen çokça Turkiye guzellemesi yapılmış.Özellikle de İstanbul.Mutlu olunmayacak gibi değil.Ayrıca Agatha'nın çoğu kitabında da Turkler ile ilgili ifadeler geçiyor.Hatta Agatha Christie Turkiye'ye de gelmiş bir yazar.O zamanların ilk asansorlerinden olan Demir Leydi'ye ev sahipliği yapan Pera Palas'ta 411 numaralı odada kalmış kendileri.Ve çokça bilinmeyen bir bilgi daha Agatha bu ziyaratinde 11 gün boyunca odasından hiç çıkmamıştır.Halk tarafından dile gelen bazı rivayetlerde Agatha'nın bu sure boyunca kaybolduğu da soylenmekte. Her neyse biz kitabimiza geri donelim.Kitabımız aşırı betimlemeye yer verilmemiş kolayca akan bir kitap.Kitap daha çok diyaloglar üzerine yoğunlaşmış.Bir gunde yiyip yutarsiniz kolayca. Daha once soyledim mi bilmiyorum ama benim en sevdigim kurgusal dedektif Hercule Poirot'dur.Ve bu kitap da onun etrafında donuyor.Her zamanki gibi bizim belcikali dedektifimiz zekâsını kullanarak olayları çok i Onceden cozuyor ama bizim bundan kitabın sonunda haberimiz oluyor.Bunu gerçekten çok seviyorumm. Malesef ki katili ilk basta tahmin edemedim.Ama yuruttugum mantık oldukça doğruymuş.Katil benim gozumde son on sayfada ortaya çıktı orada da zaten ustu kapalı bir şekilde soyleniyordu.Tabi ben daha değişik bir şekilde planladım zihnimde cinayeti.Benim dusundugumun tam tersiymiş...Artık ters koseler o kadar koymasa da bu kadının
Doğu Ekspresinde CinayetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201936,1bin okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Türk edebiyatının ilk "gotik roman" örneği olarak basit bir dedektif hikayesinin çok çok ötesinde. Canvermezler Tekkesi Selim Nüzhet Gerçek'in Ahmet Kâmil müstearıyla, Claude Farrère'in La Maison des Hommes Vivants adlı eserinden uyarlayarak 1921 yılında İleri gazetesinde yayımladıktan sonra 1922'de kitaplaştırdığı Canvermezler Tekkesi, esrarengiz olayları, doğaüstü karakterleri ve okura yaşattığı mistik ürpertilerle okuyucuyu etkilemiştir. Ali Nail, Kilyos'ta fırtınadan etkilenen balıkçılara yardım etmek için Rumelikavağı'ndan harekete geçiyor. Ama Kilyos'a ulaşana kadar bu yolculukta yolunu kaybediyor ve başına olağanüstü olaylar geliyor. İlk başta yolunu bulmaya çalışırken ruh gibi gezen sevgilisi Meliha'yı görüyor. Bir sevinç ve heyecanla Meliha'nın peşine düşüyor ama dengesini kaybederek uçurumdan aşağı düşüyor. Bir süre bilincini kaybedip uyandığında ise başında hiç tanımadığı ihtiyar bir adam görüyor. Nerede olduğunu ve bu ihtiyarın kim olduğunu sorguluyor ama işler daha da enteresan bir hâle geliyor. Bazı düşünce ve inananlara göre Sen Jermen Kontu, felsefe taşı ve ölümsüzlüğün sırrını keşfetmiş, Sultan I. Mahmut zamanında gizlice İstanbula gelmiş ve öğretilerini birisine anlatarak ortadan yok olmuş. Bu öğretileri seçili kişilere öğreterek aktaran insanlar esere adını veren Canvermezler'i oluşturuyor. Bu kimseleri tanıyan, bilen kimse yok, öğrenirse de yaşayan yok. Sırra vakıf olan bedelini canıyla ödüyor. Ama gün gelip gördüğü her şeyi diğer insanlara anlatarak uyarmak isteyen Ali Nail bu döngüyü kırıyor. Kitap, insanlığı uyarmak için Ali Nail'in şahit olduğu olaylardan oluşuyor. Ama yaşananlar öyle esrarengiz, doğaüstü ve akıl almaz ki Canvermezler'i gören ve insanları uyaran Ali Nail yaşıyor mu yoksa öldü de bir hayaletten ibaret bir şekilde mi anlatıyor
Canvermezler TekkesiSelim Nüzhet Gerçek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025526 okunma