Aynadır bu âlem her şey Hak ile kâim,
Mir'at-ı Muhammed'den Allah görünür dâim.
(Kainattaki her şey Hak olan Allah'ın varlığı ile devam eder. Bütün her şey Allah'ın isim ve sıfatlarını gösteren bir ayna gibidir. Bu aynaların en büyüğü de Hz. Muhammed (sav)'dır ki O, her hâliyle, devamlı Allah'ı tanıtır.)
Mutasavvıflar bu konuyu çok daha açık bir şekilde izah etmişlerdir. Onlar, kâinatı ve varlıkları bir aynaya benzetmişler, bu varlık aynasında Allah'ın isim ve sıfatlarının tecelli edip yansıdığını söylemişlerdir. Örmek olarak bir mutasavvıf şairimiz şöyle der:
Aynadır bu âlem her şey Hak ile kâim,
Mir'at-ı Muhammed'den Allah görünür dâim.
(Kainattaki her şey Hak olan Allah'ın varlığı ile devam eder. Bütün her şey Allah'ın isim ve sıfatlarını gösteren bir ayna gibidir. Bu aynaların en büyüğü de Hz. Muhammed (sav)'dır ki O, her hâliyle, devamlı Allah'ı tanıtır.)
İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
İnsanlarla, akıl derecelerine göre konuşunuz mealindeki hadisi en iyi benimseyip tatbik edenlerden birisi, eminim ki Mahir Bey'di. Çocukla çocuk, büyükle büyük olur; yanındakilerin haz duyacağı mevzulardan -edeb-i Muhammedi dairesinde- dem vurmayı iyi bilirdi.
Talebesi arasında "Mahir Hoca" veya kısaca "Hoca" adıyla anılmakla beraber, muallimlere isim takılmasının adet olduğu mektep sıralarında, "Mahir Baba" veya "Baba Mahir" denildiğini de hatırlıyorum.
Esasen 'baba' gibi şefkat ve himaye ifade eden bir hitap şekliyle, ulvi ve kutsi 'hoca'lık ünvanını nefsinde toplamak, her babayiğidin kârı olmasa gerektir.