Aynadır bu âlem her şey Hak ile kâim, Mir'at-ı Muhammed'den Allah görünür dâim. (Kainattaki her şey Hak olan Allah'ın varlığı ile devam eder. Bütün her şey Allah'ın isim ve sıfatlarını gösteren bir ayna gibidir. Bu aynaların en büyüğü de Hz. Muhammed (sav)'dır ki O, her hâliyle, devamlı Allah'ı tanıtır.)
Sayfa 32 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Mutasavvıflar bu konuyu çok daha açık bir şekilde izah etmişlerdir. Onlar, kâinatı ve varlıkları bir aynaya benzetmişler, bu varlık aynasında Allah'ın isim ve sıfatlarının tecelli edip yansıdığını söylemişlerdir. Örmek olarak bir mutasavvıf şairimiz şöyle der: Aynadır bu âlem her şey Hak ile kâim, Mir'at-ı Muhammed'den Allah görünür dâim. (Kainattaki her şey Hak olan Allah'ın varlığı ile devam eder. Bütün her şey Allah'ın isim ve sıfatlarını gösteren bir ayna gibidir. Bu aynaların en büyüğü de Hz. Muhammed (sav)'dır ki O, her hâliyle, devamlı Allah'ı tanıtır.)
Sayfa 32 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsan eşref-i mahlûkattır derdi babam bu sözün sözler içinde bir yeri vardı ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman bu söz asıl anlamını kavradı geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı kararmış rakamların yarıklarından sızarak bu söz yüreğime kadar alçaldı damar kesildi, kandır akacak ama kan kesilince damardan sıcak sımsıcak kelimeler boşandı aşk için karnıma ve göğsüme ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden aşk ve ölüm bana yeniden su ve ateş ve toprak yeniden yorumlandı.
1984
"O, kendi kendisiyle yaptığı savaşı kazanmıştı. Büyük Birader'i çok seviyordu."
Alıntı
İnsanlarla, akıl derecelerine göre konuşunuz mealindeki hadisi en iyi benimseyip tatbik edenlerden birisi, eminim ki Mahir Bey'di. Çocukla çocuk, büyükle büyük olur; yanındakilerin haz duyacağı mevzulardan -edeb-i Muhammedi dairesinde- dem vurmayı iyi bilirdi. Talebesi arasında "Mahir Hoca" veya kısaca "Hoca" adıyla anılmakla beraber, muallimlere isim takılmasının adet olduğu mektep sıralarında, "Mahir Baba" veya "Baba Mahir" denildiğini de hatırlıyorum. Esasen 'baba' gibi şefkat ve himaye ifade eden bir hitap şekliyle, ulvi ve kutsi 'hoca'lık ünvanını nefsinde toplamak, her babayiğidin kârı olmasa gerektir.
Uğur derman anlatıyor..·Kitabı okuyor
“Bilmiş olun ki, benim için daha hayret verici daha kudretli daha esrarlı ve kocamandır; yolu üstünde durulan zincire vurulan İ N S A N…”
Sayfa 74 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor