Mustafa Özdamar

Mustafa Özdamar

Yazar
8.7/10
22 Kişi
·
57
Okunma
·
14
Beğeni
·
618
Gösterim
Adı:
Mustafa Özdamar
Unvan:
Türk yazar ve tasavvuf araştırmacısı
Doğum:
Konya, 1946
1946 yılında Konya'da doğdu. Konya ve Ankara İmam Hatip Liseleri'nde okudu. Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü'nü bitirdi. Gazete ve dergilerde köşe ve araştırma yazıları yazdı. Özellikle tasavvuf alanında araştırma kitapları kaleme alan Özdamar evli ve 2 çocuk babasıdır.
“Sen de büyük bir hazinenin içindesin. İki cihânın en büyük hazinesi… Habîb-i Kibriyâ’nın mübeşşer ümmetinden bir fert olmak ne büyük mazhariyettir. Bu hazineye iki elinle sıkı yapış ve hiçbir şeyden korkma. Şu hakikate kuvvetle îman etmiş bulunuyorum. Yükselmek için iki kanat lazım;
Aşk ve ibâdet. İbâdetsiz aşk ve aşksız ibâdet tek kanattır.”
...
Mehmed Zahid Kotku'dan üç nasihat:
1. Kendinizde varlık görmeyin.
2. Karşınızdakinde hata görmeyin, kendinizde kusur görün.
3. Sevileceklerin başında ALLAH'ı (c.c) sevin.
Mustafa Özdamar
Sayfa 126 - Kırk Kandil Yayınevi
"Gül açmaz çağlayan akmaz ilahi nurun olmazsa,
Söner alem, nefes kalmaz felek manzurun olmazsa,
Firak ağlar, visal ağlar ezel mesturun olmazsa,
Cemalinle ferahnak etki yandım ya Resulallah..."
Mustafa Özdamar
Kırk Kandil Yayınları
Sen beni ve benimle birlikte yaşayacağın şeyleri kaldıramazsın !
İç yüzünü bilmediğin bir şeye nasıl tahammül edebilirsin ?
Mustafa Özdamar
Sayfa 9 - Kırk kandil
474 syf.
’Sîne hâhem şerha şerha ez firâk
Tâ bigûyem şerh-i derd-i iştiyâk’’*
(İştiyâk derdini şerhedebilmem için, ayrılık acıları ile şerha şerhâ olmuş bir kâlp isterim.)

Gözyaşlarını tartan oldu mu hiç?
Kaç yıl eder, ruhu şakaklardan seyreden bir keder? Karanlıkta yastığın hangi ipliğinden sızacagını iyi bilen, tamı tamına iki damla, 'düşmekten' nasıl kurtulur?

Gözyaşlarınıza ağladınız mı hiç?Kirpikleriniz ellerinden kayıp giden serinliği yanaklarınıza ‘affet’ terennümüyle salıverdi mi?

Bu ferahlık, sonsuzluğa kanaat etmekse eğer, sır'rın burdan dönüşü yok!..

Dâgzâr olmadan, kalbi narın esvabına sarmadan, hüsranın zemzeminden hissedar olmadan, ne didene cefa eyle, ne de o zehri ruhsara sun!..

Yaman Dede, asıl adı ‘Diyamandi’
1887’de, yani 1 asır ,31 yıl evvel Talas’da Dünyaya geldi.
Müslüman bir ailenin çocuğu değildi Diyamandi, öğrenimine Rum Ortodoks mektebinde başladı.Kastamonu İdadi (Lise) sini(1901)ve ardından İstanbul Hukuk Fakultesi(1909)’ni bitirdi ve 25 yıl avukat olarak görev yaptı.Sonra ki yıllarda ögretmenliğin o sarnıcı billurlaştıran sahnesinde, körpe dimağları susuzluktan kurtarmaya azmetti ve çesitli okullarda Edebiyat, Türkçe ve Din Kültürü derslerine girdi..

Ruhuna ateşi düşüren, Mevlana’nın katrede bir âlem, âlemde bir katre olma recasıydı. Mesnevi derslerini almaya başladığında liseden birincilikle mezun olmuş bir delikanlıydı.

Hidayete yükselişini naif bir maharetle şöyle anlatıyor;

"Hidâyet nurunun alevden damlalar halinde gönlüme akması, sultanlar güzelinin (Hz. Mevlana) tatlı ve mübarek ismini işittiğim andan itibaren başladı. Ondan sonraki merhaleler baş döndürücü bir hızla birbirini takip etti.Merhalenin hangisinde oldum de,yeni bir alemde dogdum bunu ben de bilmiyorum."

Sonra ki yıllarda Diyamandi, artık ‘Yaman Dede’ adıyla anılan bir derman duasıydı…

‘’Mısralarım, gözyaşlarımın kelimelere dönüşmüş halidir.’’ Diyor Yaman Dede ve ibadetin kemendine öyle sıkı sarılıyor ki, artık Onun için yanmak, kendinde olmak, kendinde olmak O’nun divanına sızlayarak, inleyerek varmaktan başkası değil…

Namaz… Hakikatin o yoktan vareden, vahdeti vücud mertebesine yükselten ve bütün bir kainati bir saman çöpüne izhar eden seferin adıdır artık…

Ve Peygamber Efendimiz… Öyle üryan bir aşkla ve alaimi bir firakla severki O’nu; Sanki insan yalnız bu sevgiyi anlasa, bu emsalsiz özlemi idrak eylese bir lûtfu şahaneye mazhar olacak gibi…

Ahmet Kahraman şöyle söze dokuyor bu hali:
“Yaman Dede 1959-1960 döneminde Farsça dersimize geliyordu. Bir gün dersler bitti, okuldan çıktık. Taksim’e doğru gidiyorum. Alman Sefareti civarında bir mescit var. İşte oradan yukarı doğru tek başıma gidiyorum. Bir baktım Yaman Dede, mescidin duvarına yaslanmış, son nefesini verir gibi bir hali var. Halsiz, mecalsiz, başı hafifçe sağ öne düşmüş, boynu bükülmüş, öyle duruyor. Hemen koşarak yanına gittim ve: ‘Hocam, hayırdır, geçmiş olsun neyiniz var, hasta mısınız?’ dedim. Baktım Hoca ağlıyor. ‘Hocam niçin ağlıyorsunuz, başınıza bir şey mi geldi?’ dedim. Şöyle çok ince, çok tiz, çok gevrek, ipil ipil dökülen bir sesle:
‘Hayır yavrum hayır!’ dedi. Resulullah (a.s) aklıma geldiği zaman, kendimi kaybediyorum, ayakta duracak mecâlim kalmıyor, ya bir yere dayanmam gerekiyor veya oturmam icap ediyor. "

Eser Yaman Dede'nin şiirlerini, anılarını ve hayatını okuyabileceğiniz en güçlü kaynak bana kalırsa.Anlatımı öyle lezzetli ki, okuduktan sonra da hep bakmak isteyeceğiniz ender kitaplardan.Kitaplığımda en çok okuduğum kitaplar rafında yer alacak dâima...

Yaman Dede, 75 yaşında 3 Mayıs 1962 Perşembe günü Hakk’a kavuşur.
Yaman Dede’nin kabr-i şerifi, İstanbul’da Karacahmet mezarlığında bulunmaktadır. Mezar taşı üzerinde şunlar yazılıdır:

Huvel Baki
Mevlana Aşıkı Yaman Dede
Hakk’a kavuşmak için
ircii emrine etti itaat.
1304 - 3.5.1962

Tasavvuf bilmek işi değil; duymak ve olmak işidir madem.Ya Rabb bizi oldur ve kalplerimize her lahza yanmak istidadini duyur…

GÖNÜL HUN OLDU ŞEVKİNDEN

Gönül hun oldu şevkinden boyandım ya Resulallah,
Nasıl bilmem bu nirana dayandım ya Resulallah,
Ezel bezminde bir dinmez figandım ya Resulallah,
Cemalinle ferahnak etki yandım ya Resulallah....

Yanan kalbe devasın sen, bulunmaz bir şifasın sen,
Muazzam bir sehasın sen, dilersen rehnumasın sen,
Habib-i kibriyasın sen, Muhammed Mustafa'sın sen,
Cemalinle ferahnak etki yandım ya Resulallah....

Gül açmaz çağlayan akmaz ilahi nurun olmazsa,
Söner alem, nefes kalmaz felek manzurun olmazsa,
Firak ağlar, visal ağlar ezel mesturun olmazsa,
Cemalinle ferahnak etki yandım ya Resulallah.....

Susuz kalsam yanan çöllerde can versem elem duymam,
Yanar dağlar yanar bağrımda ummanlardan nem duymam,
Alevler yağsa göklerden, ve ben messeylesem duymam,
Cemalinle ferahnak etki yandım ya Resulallah....

Erir canlar o gül buy-i revan bahşın hevasında,
Güneş titrer yanar didarının bak ihtirasında,
Perişan bir niyaz inler hayatın müntehasında,
Cemalinle ferahnak etki yandım ya Resulallah........

Ne devlettir yumup aşkınla göz rahında can vermek,
Nasip olmazmı sultanım haremgahında can vermek,
Sönerken gözlerim, asan olur ahında can vermek,
Cemalinle ferahnak etki yandım ya Resulallah....

Boyun büktüm perşanım bu derdin sende tedbiri,
Lebim kavruldu ateşten döner payinde tezkiri,
Ne dem gönlün murad eylerse, taltif eyle kıtmiri,
Cemalinle ferahnak etki yandım ya Resulallah...

Yaman Dede


Hûn: Hor ve zelil olmak
Şevk: Arzu
Nîrân: Nurlar, ateşler
Bezm:Sohbet meclisi
Figân: Bağırıp, çağırma
Cemâl: Güzellik, yüz güzelliği
Ferah-nâk: Neşeli, sevinçli
Muazzam: Büyük
Sehâ: Cömertlik
Reh-nümâ: Yol gösteren
Habîb-i Kibriyâ: Hz. Peygamberimizin özel sıfatlarından
Felek: Gök, devir
Manzûr: Bakış
Firâk: Ayrılık
Visâl: Kavuşma
Mestûr: Örtü
Bûy: Koku
Revân: Giden
Dîdâr: Görünme, yüz
Müntehâ: Sona erme
Messeylesem: Dokunsam
Haremgâh: Kişinin kendisine özel, herkesin giremedigi yer
Âsân: Kolay
Leb: Dudak
Pây: Ayak, takat, iz
Taltîf: İltifat, değer

{*Mesnevi }

Feyizli Okumalar...
232 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Konu Hz. Şems ve Hz. Mevlana olunca akan sular durur...
Yazar kısa kısa hikayelerle anlatmış aralarında geçenleri.
Ruhumuzu da beslemek için böylesi Kitaplar çok iyi geliyor.
151 syf.
·Beğendi·10/10
Allah dostlarının hayatlarını her zaman severek okumuşumdur. Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu hazretlerinin de hayatını okuyabildiğim için Rabbime şükürler olsun. Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu hazretleri öyle güzel bir Allah dostu ki hayatı boyunca kimseyi kırmamış, yüzünden tebessümü asla eksik etmemiş, herkese elinden geldiğince yardım etmiş. Kimseyi kapısından geri çevirmemiş. Hayat düsturu ise hep emr-i bil-maruf, nehy-i ani'l-münker olmuştur. Kabr-i şerifleri Medine'de Cennet-ül Baki dedir. Rabbim bizleri şefaatlerine nail eylesin inşaallah. Yürüdüğümüz bu yolda Allah dostlarının vesilesiylen hayatlarından ve kendilerinden öğrenebileceğimiz çok şey var. Allah dostlarının hayatlarını okumak onların hayatlarını örnek alıp kendi hayatımızda tatbik etmek gerçekten çok önemli. Bu kıymetli eseri okumanızı mutlaka tavsiye ederim.
175 syf.
·7 günde·5/10
Öncelikle çok büyük bir hevesle başladığım bu kitapta aradığımı bulamadığımı belirterek başlamak istiyorum. Hayal kırıklığının en büyük sebebi yazarın diğer kitaplarındaki akıcılığı yakalayamamış olmam. Hz. Rabia'nin hayatından kısa kısa hikayeler şeklinde olaylar anlatılmış. Hikayelerin tamamen birbirinden kopuk ve düzenli bir sırasının olmaması kitabın içine tamamen girmeye engel oluyor.
Kitapta yazarın yorumları olması güzel. Tamamen rivayet üzerine oluşturulmuş bir kitap değil.
144 syf.
·9 günde·10/10
Okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi. Mehmed Zahid Kotku hazretlerini ne kadar daha önce duymuş olsamda hakkında yazılan bir eser okumamıştım. Gerek onu tanıyanlarla yapılan sohbetler gerekse kendisinin sohbetlerinden alıntılar beni manevi yönden çok etkiledi. Rabbim emeği geçenlerden razı olsun.
Yazar Mustafa Özdamar, küçük/kısa boyutlu hikayeler/kıssalar şeklinde hazırlamış. Doğaldır ki Tebrizin Güneşi hakkında sağlam kaynaklar yok elimizde. Onun hayatı hakkında yazılan hiçbir şeye %100 doğrudur diyemeyiz. Pek çok kitaptan okuyup kalbinizde oluşan hisleri kendisine payelersiniz o kadar.... Bence tam da ona göre bir sonsuzluk şarkısı, herkesin kalbinde herkese göre farklı farklı yaşamış olacak... Genelde Ahmet Eflaki dedenin kitabından alıntılar yapılır, onu da okumanızda fayda var
175 syf.
zamanında sevdiğim birisinin bana hediyesiydi bu kitap , nefsin terbiyesi konusunda eminim çoğu kitapla yarışacak seviyede. Gerçekten iman açısından insanı sarsıyor ve kendisine getiriyor .
207 syf.
·3 günde·Beğendi
Ladikli Ahmed Ağa (1888-1969) Ümmi bir insan. Okuması yazması yok: ama, zaman ve mekan duvarını aşan,
bilginin ötelerine ulaşan bir “gayb adamı” deniliyor.
İslam tasavvuf literatüründe “gayb ricali” diye geçen, işlerine güçlerine akıl sır ermeyen has kullara
“Gayb adamı” deniliyor.
Hayatın bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen boyutları arasında gidip gelen, akılları zorlayan
sırlarla yüklü bir ömür süren Ladikli Ahmed Ağa’nın hayatınızdan ilginizi kanatlandıracak tablolar sunan
bu kitabı okumaya doyamayacaksınız!
Yâ Selâm!

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Özdamar
Unvan:
Türk yazar ve tasavvuf araştırmacısı
Doğum:
Konya, 1946
1946 yılında Konya'da doğdu. Konya ve Ankara İmam Hatip Liseleri'nde okudu. Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü'nü bitirdi. Gazete ve dergilerde köşe ve araştırma yazıları yazdı. Özellikle tasavvuf alanında araştırma kitapları kaleme alan Özdamar evli ve 2 çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 57 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 35 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.