Kresimir aşkına!
8/10
·486 syf.··
2026 1. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 18:17
Uzun zamandır radarımda ve kitaplığımda tozlanan bu serinin ilk kitabını okumuş bulunmaktayım. Ben seni bunca zamandır neden bekletmişim? Neden, nedennn?! :') Çok beğendiğim bir kitap oldu. Böyle sürükleyici bir kitap olmasını beklemiyordum. Sıkılırım diye düşünüyordum. İşte insanın önyargılı olması böyle bir şey. :( Bu arada 18 günde kitabı okuduğum için kendimden utanmıyorum, çünkü geçerli sebeplerim var :D Feldmareşal Tamas -ünvanı ilk defa duyuyorum desem beni yuhlamazsınız umarım- ülkesinin başka bir ülkenin boyunduruğu altına girmesini ve İhtilaflar'ı imzalamamak için krala darbe düzenler. Darbe için bir konseyi vardır, bunlar ülkenin önde gelen belli başlı kişileridir. Bir gün Tamas'a bir suikast düzenlenir ve konseyden kimin hain olduğunu bulmak için emekli müfettiş Adamat'ı görevlendirir. Adamat, ülkede nam salmış emekli bir polis müfettişidir. Darbeden sonra Tamas'ın, Adamat'a verdiği ilk görev Kresimir'in Yemini'nin ne olduğunu bulmasıdır. Kresimir, Adro'nun tek tanrısıdır. Tabii tek Tanrı mı yoksa birçok Tanrı var mı onu ilerleyen sayfalarda görmüş oluyoruz. Bu arada Tamas bir Barut Büyücüsü'dür ve bu kişiler barut kartuşlarını içlerine çekip özel güçlerle donanırlar. Mesela örnek olarak size doğru gelen merminin yönünü değiştirebilirler, mermileri, bıçakları, silahları her türlü metal nesneleri kontrol etme kabiliyetine ulaşırlar. Bu yüzden Barut Büyücüleri'ne karşı havalı silah kullanılır. Bunun dışında üçüncü göz dedikleri olay da vardır. Üçüncü gözlerine dokunup etrafta herhangi bir sihir veya sihirbaz varlığını tespit edebilirler. Sihirbazlar dedikleri kişilere ise İmtiyazlılar deniliyor ve bu kişiler de elementlere hükmediyorlar. Bir kişinin İmtiyazlı olduğunu beyaz eldivenleri ile anlayabiliyorsunuz. İşin içine bir süre sonra Tanrılar da giriyor.
1000Kitap
Kan YeminiBrian McClellan · İthaki Yayınları · 2016222 okunma
9/10
·127 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 15:41
Hristiyanlığın önemli konularından biri olan Konsilleri detaylıca anlatan bir kitap. Sadece konsiller değil Hristiyanlığın gelişmesi ve yayılmasına da değinmiş. İznik Konsili 7 Konsil arasında ilktir ve diğer Konsiller de Türkiye de toplanmıştır. İznik Konsili'nin en önemli konusu İsa'nın Tanrı ile aynı aynı özden olduğunun kabul edilmesidir. Bir grup, İsa'nın yaratılmış insandan farklı olmadığını savunduğu için ve bu durum taraflar arasında sorun çıkardığı için konsil toplanmıştır. Konsili toplayan Roma İmparatoru I. Constantinus olmuştur. Bir diğer konusu ise paskalyanın ne zaman kutlanması gerektiğininin netleşmesi olmuştur. Dinler tarihine ilgilisi olan herkese tavsiye ederim.
1700. Yılında İznik KonsiliBanu Çelik · Haberci Basın Yayın · 20255 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İstanbul'u koruyan tılsımlardan biri Çemberlitaş!
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2024 203. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2024 17:17
Yazarımız aynı zamanda Arkeolog Murat Sav . büyük emek verdiği araştırmasını, çalışmasını anlatmış. Bize de bu güzel eseri ilgi ile okumak kalıyor. Önce şunu belirteyim.Kitabın kapağı, iç dizaynı, kağıdı da çok kaliteli.Okurken, sayfaları çevirirken hissediyorsunuz bu kaliteyi.Emeği geçenleri tebrik etmek lazım. Tabii bir de kitabın içindeki fotoğraflara değinmem lazım. Gerçekten çok şahanelerdi! Hatta dün kendimi keyifsiz hissettiğim, okuyamadığım bir vakit, kitabın sadece fotoğraflarına baktım. Kitabımızın konusu isminden de belli olduğu üzere Çemberlitaş.Tabii yazarımız Çemberlitaş'ı anlatırken Constantinus hakkında da müthiş bilgiler vermiş. Constantinus'un amacının ne olduğunu? Neleri düşlediğini? Kutsal emanetlerin gizemini de anlatmış. Tabii saklandıkları düşünülen gizemli yer de gerçekten çok ilginç. Çemberlitaş'ın neden çemberi var ?.. Ehh :) burasını anlatmayayım da siz kendiniz okuyun:) Ayrıca ilgi ile okuduğum diğer bir bölümde ise Constantinus'un Pagan inancını Hıristiyanlığın içinde nasıl yaşatmaya,entegre etmeye çabaladığını, bu sebeple ayrışmayı engellemeyi ve kutsal barışı sağlamayı hayal ettiğini anlatmış bize yazarımız. Kitapta en önemli konulardan biri de Mithraizm idi.Okurken çok ilginizi çekeceğine inanıyorum. Yani sayfa sayısı az gibi görünse de dolu dolu bir kitaptı. Tabii son olarak yine bir alıntı ile bitireyim. "Eğer bu anlatımlar gerçekse İmparator Constantinus üç inancı kapsayan kutsal emanetleri burada bir arada toplamıştı. Neden peki? Tüm bu anlatımlar, Constantinus'un farklı inançları yıkmak istemediğini, onları koruyuculuğu altına alarak, belki de inançlar arasında bir denge kurup, devletini sağlam kılma politikasını amaç edindiğini göstermektedir..." Bu alıntıdan yazarın Murat Sav kitapta bize neyi anlatmak istediğini daha iyi
Tarih, Sanat ve Kültür
Forum Constantini Çemberlitaş Sütunu ve MeydanıMurat Sav · Arkeoloji ve Sanat Yayınları · 20218 okunma
10/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2024 294. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2024 00:00
"HAYDİ ÇOCUKLAR İSTANBUL'U TANIYALIM TANITALIM" “Daha muhteşem bir manzara yeryüzünde mevcut değildir. Haşmetli kubbeleri, birbirinden güzel sayfiyeleri ile İstanbul, dünya şehirlerinin kraliçesidir.” İngiliz Lady Dorina Neave Binlerce senedir, birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, köklü tarih ve kültürü ile dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden birisi olan İstanbul, Türkiye’nin en kalabalık ve nüfus yoğunluğu en yüksek şehridir. Asya ile Avrupa’yı bağlayan, Karadeniz ile Ege’yi dolayısı ile Atlas Okyanusu’nu bağlayan metropol kenttir. Tarih boyunca pek çok devlete başkentlik yapmış olan İstanbul’un topraklarının yarısı Asya kıtasında yarısı ise Avrupa kıtasında yer almakta. Şehir hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın en kalabalık şehridir. Dünyanın en çok ziyaret edilen listesinde 10. sırada yer alan şehir. Yerleşim tarihi 8 bin 500 yıl, Kentsel tarihi yaklaşık 3 bin yıl, Başkentlik tarihi ise 1600 yıla kadar uzanıyor. İstanbul, kültürel anlamda sahip olduğu köklü mirası koruyabilmiş şehirlerden. 15. yüzyıla kadar batı uygarlıklarının elinde olan şehir, en son olarak Doğu Roma, yani Bizans İmparatorluğu’nun Avrupa’da kalan son toprak parçası olmuştur; 1453’te Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Osmanlı İmparatorluğu, şehri fethetmiş ve yüzyıllarca sürecek başkentliğini İstanbul’a vermiştir. Şehirde birçok müze, saray, sur, hisar turistik açıdan İstanbul’a katkı sağlamaktadır. Antik dönemde Byzantion olarak bilinen şehir, Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olarak varlığını sürdürmüştür. Daha sonra 330 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus tarafından yeni başkent ilan edilerek adını Konstantinopolis olarak değiştirmiştir. Bu tarihi dönemdeki yapılar, şehrin bugünkü siluetini oluşturan önemli unsurlardan biridir. Tarihi geçmişi dolayısı ile, birçok farklı
Edebiyat
Haydi Çocuklar İstanbul'u Tanıyalım TanıtalımSema Akkoyun Özbay · Librum Kitap · 202419 okunma
9/10
·41 syf.·
Beğendi
·
2024 14. kitabı
Eskiçağ'da İstanbul - Prof.Dr. Oğuz Tekin Eskiçağ'da İstanbul kitabı ilk baskısını 1996 yılında yapmış düzenlemeler ve eklemelerle 2001 tarihinde Eskiçağ'da İstanbul olarak 2. basımı yapılmıştır. İstanbul' da düzenlenen Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı (HABITAT 2) çerçevesindeki etkinliklerin bir parçası olarak Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü tarafından basılan diğer kitapçıklardan örnek vermek gerekirse; Çivi Yazısı , Eskiçağ'da Tıp , Eskiçağda Para , Eskiçağda Dokuma , Eskiçağ'da Yazı Araç ve Gereçleri gibi Eskiçağda Spor, Hititler'in Mektuplaşmaları kitaplar basılmıştır. 1958 doğumlu İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi'nde 'Klasik Arkeoloji' öğrenimi alan Oğuz Tekin Numismatik alanındaki çalışmaları ile tanınmaktadır. Eskiçağda Para kitabının incelemem için buyurunuz #232796789 Byzas'tan I. Constantinus'a Kadar Oğuz Tekin bu kitabında İstanbulun -bulunan tarihi belge ve araçlarla- bilinen tarihinin ilk yıllarını açıklamıştır. Yine ders kitapçığı şeklinde ele alışı, bilgilerin düzenli, açık ve anlaşılır sunulması okumayı kolaylaştıran etkenlerden olmuştur. Ele aldığı konu başlıkları : T arihöncesi İzler, Yeri, Kuruluş Efsanesi #235946140 , Kuruluş Tarihi , Kalkhedon' dan Sonra Kurulma Nedeni, Stratejik Önemi #235946470 , Boğaz' daki Akıntının Önemi #235946564 , Balıkçılık #235946859 , Tarım, Altın Boynuz ya da Haliç #235946931 , Kentteki Yapılar ve Surlar #235947098 , Başka Kentlerle İlişkileri #235947694 , Din, İdari yapı, Toplum ve Ekonomi, Sikkeler #235946669 , Siyasal Tarihi. Önsözünde belirttiği gibi; "Kuşkusuz Eskiçağ' da kaleme
Araştırma-İnceleme Tarih
Eskiçağ'da İstanbulOğuz Tekin · Eski Çağ Bilimleri Enstitüsü · 019 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2021 18. kitabı
Roma'nın Gizem Dinleri Çiğdem Dürüşken Çoktanrıcı bir din olan Roma devlet dini, Roma devletinin varlığını ve birlikli bütünlüğünü koruyan ve tüm vatandaşların sadakatla bağlandıkları çeşitli inanç ve faaliyetler bütündür. Romalılar, rahip heyetinin başkanlığında çeşitli tanrılarla ilişkilerini düzenlemek ya da gerektiğinde bu ilişkileri yenilemek amacıyla yılın belli günlerinde bayramlar düzenler ve bu bayramlarda, yapılan dualar, adanan kurbanlar ve tapım biçimleriyle, tanrıları yatıştırarak aile ve devletlerinin güvenliğini sürdürürlerdi. Roma devlet dininin gelişimi, Roma'nın siyasal yaşamına ve bu yaşamdaki gelişmelere paralel olarak gerçekleşmiştir. Bu dinin ilkesi devlete ve Roma yurttaşlarına yararlı olanı çekip ayırmak ve devlet arenasında yönetime destek olarak işlev kazanmaktır. Romalılar dünyadaki her tanrıya taparlar. Onların gücü ve yetkesi tüm dünyanın en uç sınırına egemen olmuştur ve yetkesi güneşin geçtiği yolların ve koca Oceanus'un sınırlarının ötesinde yayılmıştır... Romalılar bir kenti ele geçirdikten sonra... fethettikleri halkın tanrılarına onur bahşederler. Tanrıları Roma'ya davet ederler, onları ve tüm dünyanın tanrılarını sahiplenirler... Böylece, Romalılar bütün ulusların dinsel ayinlerini kendilerine uyarlarken, kendileri de bir imparatorluk kazanırlar. Livius, bu dinlerin yayıldığı I.Ö 213 yılındaki genel görünümü şöyle yansıtır: Savaş sürüp gittikçe ve bir yenip bir yenilme insanların hem mal varlıklarını hem de duygu ve düşüncelerini etkiledikçe, sayıları gittikçe artan, çoğunluğu yabancı olan din, kenti kuşattı... Artık halk devlet dinine olan memnuniyetsizliğini gizlemez oldu. Insan ruhunun ölümsüz olduğunu söyleyenler yine Mısırlılardır. Onlara göre, beden öldüğünde, ruh art arda başka canlıların bedenine girer, yineden doğar;
Roma'nın Gizem DinleriÇiğdem Dürüşken · Arkeoloji Sanat Yayınları · 200049 okunma