Tarih İçinde Bilim - James Trefil
Puan vermedi·240 syf.··
2026 44. kitabı
Amerika fizikçi James Trefil, bu eserinde insanlığın doğayı anlama çabasını basit ve keyifli bir şekilde kronolojik olarak sunuyor. Popüler bilim okuyucuları için güzel bir başlangıç kitabı. Modern bilimin seyrini karmaşık buluyorsanız, Trefil, Einstein'ı veya DNA çalışmalarını scientist olmayanlar için anlaşılabilir bir dil ve seviyede sunuyor. En önemli yanı ise bilimin öyküsünü güncel perspektif ile sunuyor olması. "Bilgi ve bilimsel yöntem; ortaya çıktığı dönemin dininden, kültüründen, siyasetinden ve geleneklerinden ayrı düşünülemez. Yazar, bilim insanlarının da birer toplum üyesi olduğunu hatırlatarak, bazı dönemlerde belirli fikirlerin "yasak" oldukları için değil, o dönemin düşünce kalıplarına uymadığı için üretilemediğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyar."
Alıntı
Tarih İçinde BilimJames Trefil · Ketebe Kitapevi · 202113 okunma
Yanlış Numara...
Puan vermedi·328 syf.··
2026 40. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 11:08
Bir taşınma arefesinde, Bodrum'dan Muğla merkeze hayat değiştirmek üzere olduğum bir vakitte, kitap kolilerinin, mutfak eşyalarının, onca kargaşanın arasında bitti Connelly'nin kitabı... Michael Connelly'i çok severim, Connelly'i hayatın düzeni ve düzensizliği arasında alıp götürür düşüncelerimi... Harry Bosch serisinden ve diğer serilerinden ayrı olarak yazdığı sanırım 3 kitaptan birisi... Henry Price yazıldığı dönem içerisinde ilgi uyandıran biyolojik teknoloji ve belki nanoteknoloji alanında çalışan uzmanlaşmış parlak bir kimyager ve teknoloji girişimcisi.... "Yanlış numara" gibi gündelik ve basit bir tesadüfün, sıradan bir insanın hayatını nasıl saniyeler içinde altüst edebileceğini ve onu nasıl karanlık bir labirentin içine çekebileceğini kusursuz bir kurguyla bize aktarıyor Connelly... Bu anlamda özellikle internetin ve dijital dünyanın suça nasıl zemin hazırladığı, dönemin şartlarına göre (2000'lerin başı) çok isabetli bir vizyonla ele alınıyor. Kitabın en güçlü yönlerinden biri, başkarakterin profesyonel bir suç savaşçısı olmaması nedeniyle okuyucuda uyandırdığı "Ben olsam ne yapardım?" duygusu; Pierce'ın çaresizliği, zamana karşı yarışırken yaptığı amatörce ama zekice hamleler hikayenin adrenalin dozunu her an yüksek tutuyor. Sonuç olarak Yanlış Numara, Connelly’nin o bildiğimiz Los Angeles polisiyesi atmosferini farklı bir pencereden sunan, karakter psikolojisini ve merak unsurunu son sayfaya kadar diri tutmayı başaran, kütüphanede mutlaka şans verilmesi gereken sürükleyici bir roman..
Yanlış NumaraMichael Connelly · Remzi Kitabevi · 2003115 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İmkansız Sürgün
8/10
·380 syf.··
Beğendi
·
2024 50. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2024 21:11
İmkansız Sürgün ile George Prochnik, Stefan Zweig'in hayatına odaklanıyor. Zweig'in son zamanlarında yaşadığı o gelgitler ile kendi ailesinin (büyükanne- büyükbaba) yaşadıklarını da karşılaştırıyor. Zweig'in İsviçre, İngiltere, ABD ve son olarak da Brezilya'ya göç etmesi ile iki tarafın göçmenliği, vatansızlığı ve belirsizliğe sürüklenişine ayrıca çevresiyle yaşadığı diyaloglara da daha yakından bakılıyor. Zweig'in sürgün hayatını ise şu cümle ile yansıtıyor: "Sevdiğimiz dünya hatırlayamayacağımız kadar uzak bir geçmişte kaldı." (s.48) Buraya o zaman Nazım Hikmet'ten şu alıntıyı da ekleyelim: "Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? Kısaca Zweig doğrudan bunu demek istiyor. Zweig'in düşlediği o Avrupa hayaline ve onun yok oluşuna uzaktan bakarak seyretmesini George Prochnik, geri dönüşlerle tekrar hatırlatıyor. Zweig'in hem iç hem de dış dünyasında yaşadıklarından yol çıkarak ele alıyor. Bu sayede okur, Zweig'in Avrupa'dan taşınmasıyla aile dışında neleri de kaybettiğini gösteriyor. Yol arkadaşlıkları, Viyana, Almanya, edebiyat, yabancılık...Hemşehrisi Hitler'in Avusturya'sı hakkında düşüncesi, neden bazı şeyleri göremediği, Avusturya'daki Yahudi cemaati gibi onlarca ayrıntı kitap içinde okurla buluşuyor. Yazar burada, Zweig'in kitapları hakkında da bilgiler veriyor. Ayrıca anılarından da yol çıkarak hem Zweig'in gözünden durumları aktarıyor hem de diğer kaynaklarla bağlantı kurulup bütünlük sağlanmaya çalışılıyor. George Prochnik, Zweig'in, Hitler'in alttan alta ilerleyen ve ilerde büyük deprem oluşturacak durumu nasıl fark edemediğini de anlatıyor. Halkın yükselen sesini ve onu bir hedefe yönlendiren Hitler'i görememesini ya da bu kadar beklememesini de Zweig'in kentsoylu yaşamına bağlıyor. Çünkü o, davetlerin, festivallerin, baloların, tiyatroların
Edebiyat
İmkansız SürgünGeorge Prochnik · Yapı Kredi Yayınları · 201623 okunma
Puan vermedi
Mukaddes ilk bakışta bir aşk hikâyesi anlatıyormuş gibi görünse de, sayfalar ilerledikçe bunun çok daha derin bir anlatı olduğunu fark ediyorsunuz. Yazar, aşkı yalnızca iki insan arasındaki duygusal bağ olarak ele almıyor; sevginin insanı nasıl değiştirdiğini, olgunlaştırdığını ve bazen sessizce yeniden inşa ettiğini anlatıyor. Romanın merkezinde Şerif ve Mukaddes var. Fakat asıl mesele onların birbirlerini sevmesi değil; o sevginin onları nasıl dönüştürdüğü... Güven, fedakârlık, sabır ve insanın kendi vicdanıyla hesaplaşması satır aralarında öylesine doğal işlenmiş ki, okurken kendinizi olayların değil, karakterlerin ruhunda dolaşırken buluyorsunuz. Adil Yakubov'un kaleminde beni en çok etkileyen şey ise gösterişten uzak anlatımı oldu. Büyük cümlelere, yapay dramatik sahnelere ihtiyaç duymadan okurun kalbine dokunmayı başarıyor. Karakterler kusursuz insanlar değil; tıpkı hayatın içinden çıkıp gelmiş gibiler. Belki de bu yüzden yaşadıkları her duygu inandırıcı, her kırgınlık tanıdık geliyor. Mukaddes karakteri ise romanın en güçlü yanı. O, yalnızca sevilen bir kadın değil; onuru, vakarı ve yaşadığı zorluklar karşısındaki sessiz direnciyle hafızada yer eden bir karakter. Şerif'in değişimi de onun varlığıyla anlam kazanıyor. Böylece roman, tek taraflı bir aşk hikâyesi olmaktan çıkıp, birbirini büyüten iki insanın yolculuğuna dönüşüyor. Romanın bir başka dikkat çekici yönü de Sovyet dönemi Özbek toplumunu arka planda başarıyla hissettirmesi. Gelenekler, aile bağları ve toplumun birey üzerindeki etkisi, hikâyenin içine ustalıkla işlenmiş. Yazar bunları göze sokmadan, anlatının doğal bir parçası hâline getiriyor. Kısacık bir roman olmasına rağmen taşıdığı duygu son derece büyük. Sayfa sayısı az ama etkisi uzun sürüyor. Kitabı kapattığınızda yalnızca Şerif ile Mukaddes'i
MukaddesAdil Yakubov · İleri Yayınları · 2000140 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitabı elime aldığımda sadece bir okur değildim. Serap Kurşun Kanmaz'ın dostuydum. Kitabın hazırlık sürecinde birlikte çalıştık, uzun sohbetler yaptık, satır satır üzerinden geçtik. Kitapta yer alan röportajı da bu sohbetlerin bir parçası olarak gerçekleştirdik. Günler boyunca konuştuk. Kimi zaman yeni yazdığı bir aforizmayı heyecanla paylaştı, kimi zaman tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı. Ama ne anlatırsa anlatsın, konuşmalarımızın merkezinde hep yaşam vardı.Aslında Serap'ın bana en çok öğrettiği şey de buydu.O, hastalığından bahsettiğinde bile hastalığı konuşmazdı. Yaşamı konuşurdu. Tedavi süreçlerinin ağırlığını, hastane odalarının yalnızlığını, belirsizlikleri elbette inkâr etmiyordu. Ancak bütün bunların içinde hâlâ umut edecek bir şey bulabiliyor, yarınlara dair heyecan duyabiliyor, yazmaya devam edebiliyordu. Belki de bu yüzden kitabın ilk sayfalarından itibaren hissedilen duygu acı değil; yaşama tutkusu oluyor. Bazen bir aforizmada, bazen bir günlük sayfasında, bazen de içten bir itirafta Serap'ın sesini duyuyorsunuz. O sesi bugün hâlâ duyabiliyorum. Çünkü bu kitapta yalnızca kelimeler yok; onun cesareti, mizahı, sevgisi ve yaşama bağlılığı var. Ne yazık ki kitap tamamlandıktan sonra Serap'ı kaybettik.Bu cümleyi yazmak hâlâ kolay değil.Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılsa da hayatımızdaki yerleri değişmiyor. Serap da benim için öyle biri. Dostluğu, zarafeti, insanlara dokunma biçimi ve her şeye rağmen koruduğu yaşam sevinciyle hep hatırlayacağım bir insan.Bugün Serap Gibi'yi okurken satırların arasında yalnızca bir yazarın değil, çok kıymetli bir insanın izlerini görüyorum. Onunla yaptığımız sohbetleri, geleceğe dair planlarını, yazmak istediği yeni kitapları ve gözlerindeki o bitmeyen yaşam enerjisini hatırlıyorum. Bu yüzden bu kitap benim için sadece
Serap GibiSerap Kurşun Kanmaz · Doğan Solibri Yayınları · 20252 okunma
Spoiler içerir
7/10
·280 syf.··
2026 3. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:35
Gençliğiyle ve güzelliğiyle dikkat çeken Dorian, ressam arkadaşı Basil'in modelliğini yapmaktadır. Basil, onu Henry ile tanıştırdıktan sonra Dorian'ın hayata karşı bakışı değişir. Henry'nin verdiği bir kitaptan çok etkilenir. Sadece hayattan zevk almanın peşine düşer. Sibly'nin intiharından sonra Basil'in çizdiği portresine yaptığı iyilik ve kötülüklerin yansıdığını fark eder. Çünkü Sibly'nin intiharına onun sebep olması tablodaki o çok güzel yüzü çirkinleştirmiştir. Portresi çizilirken ettiği dua gerçekleşmiştir. "Keşke hep bu tablodaki gibi kalsam!" Seneler boyunca yaptığı kötülükler tabloya yansır ancak Dorianda ne bir çirkinlik ne de bir yaşlanma belirtisi vardır. Tablosunu yaptığı için Basil'i suçlayan Dorian, bir gün onu öldürür. Sibly'nin abisinin onu öldürmek için peşine düşmesiyle işler daha çok sarpa sarar. Adamdan kurtulsa da günahlarının yüklerini taşıyamaz hale gelir. Tabloyu yok etmeye karar verir. Tabloya sapladığı bıçak adeta büyüyü bozar. Bıçak Dorian'a saplanmış olur, o an oracıkta ölür ve tablodaki tüm çirkinlik kendi vücuduna sirayet eder. Tanınamaz bir hale gelir. Onu öldüğü yerde bulanlar bile üzerinde eşyalar sayesinde tanırlar. Kitaptan beklentim biraz farklıydı o yüzden bazı noktalarda çok şaşırdım bazen de çok sinirlendim. Sanırım ben Dorian'ı ahlaki olarak daha farklı bir boyutta canlandırmıştım gözümde. Okurken bazı cümleleri sosyolojik bir tespit içerdiği kanısıyla tekrar tekrar okuyup düşündüm, bu açıdan zevkliydi. Ancak bazı konuşmaları okurken çok zorlandım. Nedense hep dış görünüşün yanılgısına kapılıyoruz. Güzel biri kötü olamazmış, yakışıklı bir adamın yaptıkları aklanabilirmiş gibi. Uzun süre önce tanıştığımız birini tanıdığımızı sanmak gibi. Özellikle üst sınıf olarak adlandırılan kesimin bencillikleri, hayatlarını
1000Kitap
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,4bin okunma