• “Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma… Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O kimsenin bilmediği patikalar açar.”

    Şems-i Tebrizi
  • Kendimizden kurtulamadığımız zaman, kendimizi yiyip bitirmenin tadını çıkarırız. Belirgin lânetleri telafi eden Gölgeler Prensi'i istediğimiz kadar yardıma çağıralm: Hastalık olmadan hastayızdır
    ve zaafımız olmadan cehennemliğizdir. Melankoli egoizmin düş halidir: Kendinin dışında artık hiçbir nesne, hiçbir sevgi ya da nefret sebebi yoktur; durgun çirkefe aynı şekilde düşüş, cehennemsiz
    bir lânetlinin o aynı ters dönüşü, telef olma ateşinin o aynı tekrarları vardır. Hüzün derme çatma bir çerçeveyle yetinir; melankoliye ise, asık suratlı ve buharlı lütfunu, sınırları belirsiz olan ve iyileşmekten korktuğu için dağılmasına ve dalgalanmasına bir sınır konmasından çekinen derdini saçmak için bir mekân sefahati, bir sonsuzluk manzarası gerekir. İzzetinefsin en tuhaf çiçeği olan melankoli, kendi usaresini ve bütün zayıflıklarının diriliğini türettiği zehirlerin ortasında serpilip gelişir. Kendini yozlaştıranla beslenerek, kulağa hoş gelen isminin ardında, Mağlubiyet'in Kibri'ni ve Ken-
    dine Acıma'yı gizler...
  • Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
    Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

    (Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.)

    Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
    Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

    (Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa 
    gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök 
    kubbeyi kaplamıştır, bilemem..)

    Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
    Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

    (Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden 
    benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.)

    Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
    İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su

    (Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim 
    yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin sözünü korka korka söyler.)

    Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
    Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su

    (Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin) , boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.)

    Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
    Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su

    (Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi, 
    gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar 
    uğraşsa yine de) gubârî (yazı) sını, senin yüzündeki
    tüylere benzetemez.)

    Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n'ola
    Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su

    (Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim 
    ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek 
    dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.)

    Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
    Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su

    (Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.)

    İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
    Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su

    (Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste 
    ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır, 
    söndür. Susuzum bu defa da benim için su ara.)

    Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
    Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su

    (Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da kevser istiyorlar.)

    Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
    Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su

    (Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin 
    bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş 
    salınışlı; serviyi andıran sevgiliye aşık olmuş.)

    Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
    Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su

    (Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden 
    kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere 
    bırakamam.)

    Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
    Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su

    (Dostlarım! Şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su sunun.)

    Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
    Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su

    (Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık 
    ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi (yalvarıp aracı olması bu dikbaşlılığından)
    kurtarabilir.)

    İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
    Gül budağınun mizâcına gire kurtara su

    (Gül fidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül 
    efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek 
    istiyor; bunu engelleyebilmek için suyun gül
    dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını 
    değiştirmesi gerekir.)

    Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
    İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr'a su

    (Su Hz. Muhammed'in (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça 
    göstermiştir.)

    Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
    Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su

    (İnsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz. 
    Muhammed'in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su 
    serpmiştir.)

    Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
    Mu'cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su

    (Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını 
    tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su 
    meydana çıkarmıştır.)

    Mu'cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
    Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su

    (Hz. Peygamberimiz'in mûcizeleri dünyada uçsuz 
    bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o 
    mucizelerden) , ateşe tapan kâfirlerin binlerce
    mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.)

    Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
    Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr'a su

    (Mihnet günü Ensâr'a parmağından su verdiğini (bir 
    mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse 
    hayret ile (şaşa kalarak) parmağını ısırır.)

    Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
    Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su

    (Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-
    ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su, 
    düşmanına) elbette yılan zehrine döner.)

    Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
    El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su

    (Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan)
    yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su 
    damlasından binlerce rahmet denizi dalgalanmıştır.)

    Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
    Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su

    (Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan 
    taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)

    Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
    Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su

    (Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık 
    salmak (orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça da olsa o eşikten dönmez.)

    Zikr-i na'tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
    Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su

    (Sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na'tının zikrini dillerinde tekrarlamayı (dertlerine) derman bilirler.)

    Yâ Habîballah yâ Hayre'l beşer müştakunam
    Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su

    (Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı!
    Susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp dâimâ su diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.)

    Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc'da
    Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su

    (Sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.)

    Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
    Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su

    (Kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazım olsa, güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel su iner.)

    Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
    Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su

    (Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış, (ama) o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden ümitliyim.)

    Yümn-i na'tünden güher olmış Fuzûlî sözleri
    Ebr-i nîsândan dönen tek lü'lü şeh-vâra su

    (Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî'nin (alelâde) sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su (damlası) gibi birer inci olmuştur.)

    Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
    Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su

    (Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su (gözyaşı) döktüğü zaman,)

    Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
    Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su

    (O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım.)

    Fuzûlî💙
  • İbrahim 19- Gökleri ve yeri gerçekten Allah'ın yarattığını görmedin mi? O dilerse sizi yok edip yepyeni bir halk getirir.
  • Fotoğrafçının deklanşöre bastığı o kısa an, artık hiçbir zaman unutulmayacak bir an haline geliyor, fotoğraf çekilmiştir, artık ömür boyu saklanabilecek aslının aynısı bir kopya oluşmuştur. Artık hiçbir güç, ne zamanın durdurulamaz akışı, ne yaşlılık, ne de belleğin unutkanlığı o kısacık anı ortadan kaldıramaz.
    Mehmed Uzun
    Sayfa 36 - İthaki
  • Sevgili bolca kitap okuyan arkadaşlarım; biliyorum siz değilsiniz şu tv denen cihazdaki Türk dizilerini izleyenler ama bu iletiyi yazmazsam içim rahat etmeyecek (zaten kime sorsak belgesel izliyor ya, kim acaba bu reytingleri sağlayanlar, muhtemelen yabancı ülkelerden gelip bizim dizileri izleyip gidiyorlar).

    Bu, iğrenç bile olamayacak, ağlamaktan, ağlatmaktan, insanların duygularını sömürmekten, ortaya yeni bir şey koyamamaktan, yabancı dizileri izleyip izleyip 'Nasılsa bizim halk izlemez özel isimleri değiştirip (Susan, Michael yerine Suzan, Mehmet yap tamam) itikleyelim, bizim halk ne anlar. Zaten tek dertleri ağlamaklı olan hayatlarına göz yaşı değil mi?' deyip bizi o rezil, senaryosu ya çalıntı ya daha kötüsü göz yaşından başka hiçbir şey ifade etmeyen, fragmanlarına bile kazayla denk gelince ruhumu parçalayan o şeyler! Nefret ediyorum o dizileri izleyip biz tv'de hüzünden, kederden ve acıdan başka bir şey görmek isteyenlere fırsat bırakmayan ruhları 'çukur'ların esiri olmuş insanlardan.
    Şuraya birkaç çok beğendiğim yabancı diziyi yazıyorum. Lütfen izleyin. İzleyin ki, onların dizi çekmek için ne kadar kafa yorup, ne kadar emek harcayıp, ne kadar izleyiciye değer verdiklerini görün. Oysa bizimkiler halk nasıl olsa izliyor diye yakında bir bebeğin ağlamasını ekrana dizi diye getirip bedava reyting toplamaya devam edecekler. Ve korkarım ki bu halkın içinde buna bile reyting kazandıracaklar var!

    Sherlock
    https://www.imdb.com/title/tt1475582/
    Breaking Bad
    https://www.imdb.com/title/tt0903747/
    Game of Thrones
    https://www.imdb.com/...944947/?ref_=nv_sr_1
    The Walking Dead
    https://www.imdb.com/...211/?ref_=fn_al_tt_1
    Dexter
    https://www.imdb.com/...773262/?ref_=nv_sr_1
    Spartacus
    https://www.imdb.com/...449/?ref_=fn_al_tt_1
    Elementary
    https://www.imdb.com/title/tt2191671/
    Vikings
    https://www.imdb.com/...306299/?ref_=nv_sr_1
    Hannibal
    https://www.imdb.com/...243973/?ref_=nv_sr_1
    How I Met Your Mother
    https://www.imdb.com/title/tt0460649/
    Doctor Who
    https://www.imdb.com/title/tt0436992/
    Black Mirror
    https://www.imdb.com/title/tt2085059/
    Supernatural
    https://www.imdb.com/title/tt0460681/
    İzlediğim tek Türk dizisini yazmayı unutmuşum.
    Jet sosyete
    https://www.imdb.com/title/tt7944260/
    Prison Break
    https://www.imdb.com/title/tt0455275/
    House
    https://www.imdb.com/title/tt0412142/

    Urfa'da Oxford yoktu, gidip okuyamadılar, tamam kabul ettik. Lakin artık Urfa'da da internet var, (bir Rizeli olarak söylüyorum) bilmem ne yap karadeniz vs gibi şeyleri izlemeye mecbur değilsiniz.
  • Ben iyiyim. O i...lerden henüz bir haber çıkmadı. Beklettiklerine göre, sonu iyi sanırım.