40 yıl önce bugün, 11 Şubat 1979'da 20'nci yüzyılın en belirleyici olaylarından biri gerçekleşti: İran İslam Devrimi.
İran'ın o zamanki lideri Şah Muhammed Rıza Pehlevi devrildi, Şii dini lider Humeyni'nin liderliğinde İran İslam Cumhuriyeti ilan edildi.
Ve...Ve her devrim gibi bunda da özne, insandı...
İşte şimdi size o insan hikayelerinden birini, genel olarak İslam Devrimi'nin hikayesinin içine yerleştirerek anlatacağım.Şah Muhammed Rıza Pehlevi, 60'lardan itibaren İran'ı dönüştürmeye soyunmuştu.
Devrimleri, özünde iyi niyetli ve kısmen başarılı da olsa, Şah, hızlı bir modernleşme istediği, toplumsal dokuyu gözardı ettiği ve demir yumruk politikası uyguladığı için, sorunlar patlak verecekti.Şah'ın kılık kıyafet, kadına biçtiği rol ve yaşam tarzı da dahil olmak üzere İran'ı, modernleşme çizgisi üzerinden "Batılılaştırmaya" çalışması, ülkedeki muhafazakar kesimlerin tepkisiyle karşılaştı. Dindarlar rejime cephe aldı. Şii lider Humeyni, muhalif olarak sivrildi.O yıllarda İran, tam anlamıyla ABD'nin Ortadoğu'daki karakolu olmuştu. ABD ilk çıkan modern silahları Tahran'a vermekte nazlanmıyordu. (Bugün bile İran Hava Kuvvetleri o günlerden kalma F-14'leri kullanıyor). Şah ile ABD Başkanları her fırsatta kadeh tokuşturuyordu. Ülkenin bu hızlı "Amerikalılaşması" ve ABD politikalarının bekçisi olma durumu, ülkedeki solcuları da rejime karşı bilemeye başladı. Ülke kaynaklarının rejimin etrafına çöreklenen zümre tarafından yağmalanması ve şaibeli zenginleşme, çok geçmeden orta sınıfları da öfkelendirdi.Şah, önce islamcıları, ardından solcuları ve sonrasında da laik ama hem İran kültürünün korunması konusunda hassas olan hem de zenginlikten pay alamayan orta sınıfları karşısına alınca paniğe kapılarak, baskının dozunu arttırdı. Bu kez liberalleri de karşısına aldı.70'lerin