“Beş vakit namazı vaktinde kılmaya müdâvim olanlara Allah Teâlâ dokuz keramet bahşeder: Allâh onu sever. Vücudu sıhhatli olur. Melekler onu korur. Evine bereket iner. Yüzünde, sâlihlerin sîmâsı zuhûr eder. Allâh onun kalbini yumuşatır. Kıyamet gününde sırat köprüsünden parlayan şimşek hızıyla geçer. Allâh onu cehennem ateşinden kurtarır. Allâh onu cennette «Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.» (Yunus, 62) müjdesine mazhar kıldığı evliyâullaha komşu eyler.” (İbn Hacer, Münebbihât, s. 32-33)
İbnü'l-Cevzi رحمه الله buyurdu ki ; “Bütün afiyetler zikir ve itaattedir, bütün belalar gaflet ve isyandadır, bütün şifalar tövbe ve istiğfardadır...”
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
RESÛLULLAH (S.A.V.) EFENDİMİZE HER HUSÛSTA İTAAT ŞARTTIR
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir hadîs-i şerîflerinde: “Müslüman kişinin, -günâh ile emrolunmadığı müddetçe- hoşuna giden veya gitmeyen bütün husûslarda, (âmirlerini) dinleyip itaat etmesi vaciptir.” Diğer bir hadîs-i şerîflerinde de “Bana itaat eden, Allâh’a itaat etmiş, bana isyan eden, Allâh’a isyan etmiş olur. Emîrime itaat eden, bana itaat etmiş, emîrime isyan eden, bana isyan etmiş olur.” buyurmuşlardır. Bu sebeple her emrinde Resûlullâh’a itaat şarttır. Nitekim, Peygamberimiz (s.a.v.), Hayber Seferi’ne çıkacakları sırada, “Son derecede yoksul veya zayıf olanlarla, binekleri uysal olmayanlar, geri dönsün!” buyurarak nida ettirdiler. Bunun üzerine, bazı kimseler geri döndüler. Bir zât da ağır yürüyüşlü huysuz bir deve üzerinde yola çıkmıştı. Deve, ürküp kaçarak onu, üzerinden yere düşürdü. Adamcağız şehit oldu. Arkadaşları, cenazesini Peygamber Efendimize getirdiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onlara ne olduğunu suâl etti. Onlar da hâdiseyi anlattılar. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), “Ey Bilal! Sen, halka, binekleri uysal olmayanlar geri dönsünler, diye bildirmedin mi?” diye suâl ettiler. Bilâl-i Habeşî (r.a.) da “Evet, bildirdim ya Resûlallah!” dedi. Bunun üzerine, Peygamberimiz (s.a.v.), o kimsenin cenaze namazını kendisi kıldırmaya yanaşmadı. Yine harp esnasında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir ara İslâm mücâhidlerini harp düzeninde sıraladılar. Kendisi emir verene kadar hücum etmeyi de yasakladılar. Fakat Eşcâ‘ kabilesinden bir adam, bu husûsta itaatsizlik göstererek Yahûdîlere saldırdı ve şehit edildi. Mücâhidler, “Yâ Resûlallah! Falan kişi şehit edildi!” dediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Ben, taarruzu yasaklamadım mı?” diye suâl etti. “Evet” dediler. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), itaatin her hususta icap ettiğini, kati bir
İtaat
Sabah ezanını bekle, namaz kıl, uyu:)
Namaz kıl, bir de sabah namazını. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
Günlük yazma saatiii
Ruhun gıdası sevgidir. Kendini sev...
Herkese hak ettiği kadarını, Kendine ise daha fazlasını vermediğin sürece ruhun yorulur.
Duygu ve Düşünce