Bazı ayrılıklar güzeldir. Allah bilir, biz bilmeyiz. Resulullah (s.a.v) çok sevdiği evini bırakıp hicret etmeseydi, belki de bugün Medine olmayacaktı, Medine olmasaydı belki de biz olmayacaktık. Hz. İbrahim (a.s) sevdiği eşi Hacer validemizi terk etmeseydi bugün zemzem suyu bulunabilir miydi? Kabe yapılabilir miydi? Halbuki birbirlerini çok seviyorlardı. Kays, eğer Leyla’dan ayrı kalmasaydı belki de Mecnun olmayacaktı, böylelikle tarihte yaşanmış normal bir vatandaş olup ölecekti. Biz Leyla’dan Mevla’ya nasıl varır bilemeyecektik. Yavuz Sultan Selim Han eğer babasından ayrılmayı tercih etmeseydi sekiz yıldaki ilerleme belki seksen yılda ancak başarılabilecekti. İbrahim Ethem eğer tacı tahtı terk etmeseydi bugün ismini hangimiz bilecektik? Hangi şair aşkından ayrı kalmadıkça dünyayı sarsacak şiirler yazabilmiş? Hangi yazar, sevdiğinden ayrı kalmadıkça milyonlarca defa okunabilmiş? Hangi insan, körü körüne bağlandığı birinden, bir şeyden ayrı kalmadıkça asıl olması gereken insan olabilmiş?
Çünkü ayrılıklar, insana yeni arayışlar getirir. İnsan ayrıldıktan sonra Bismillah der de yolunda yoldaşı Allah olur, onu artık kimse durduramaz. Bazen koşmaya çalışırken birilerinin bedenimize kanca taktığını ve yerimizden hareket edemediğimizi, köle olduğumuzu ve yeni yollar keşfedemediğimizi anlamayız. Biz sanırız ki ayrıldığımızda her şey biter ancak yanılırız, aslında her şey yeniden başlar. Gecelerce ağladıktan sonra hangi gülüşün yüzümüzde değeri vardır? Bu değerli gülüşü gören gözler nasıl mutlu olurlar kim bilir? Yalnız başına kalıp inim inim inledikten sonra hangi kalabalık insana şifadır? Bunu tecrübe etmiş bir insanı kitleler takip eder. Başarılı bir öğrenci mahallesinde oturup daha iyi bir okula gönderilmezse başarısının ne değeri kalır? İyi bir ressam yalnızca kendi