"Entelektüel hayatım üzerinde etki yapan bazı kitaplardan da söz edelim. Önce, senelerce sürecek bir merakı tutuşturan Rıza Tevfik'in Kamus-u Felsefi'si.
Sonra Selim Sırrı'nın Terbiye-i Bedeniye Nazariyatı. Bu kitap yalnız tecessüsümü alevlendirmekle kalmadı sağlam bi kafanın sağlam bir vücutta olabilecegini telkin ederek, jimnastik yapmağa da zorladı beni.
Kaderimi tayin eden bir başka kitap da İbrahim Ethem'in Terbiye-i İrade başlıklı eseridir. Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim." (Bir ansiklopedinin sorusuna cevap.)
13 Mart günü, bizim iki büyük evde yasa neden olan üç idamın gerçekleştiğini verdi haberler. İzmir Buca Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve Türkiye Komünist Emek Partisi (ki bizim iki aile de bu partiden yanaydı) üyesi oldukları için yargılanan üç işçinin, Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun ve Necati Vardar’ın idamları gerçekleşmişti.
İbrahim Ethem Hazretleri, azat etmek için bir köle almıştı.
-Adın ne? diye sordu
-Ne diyerek çağırırsanız odur.
-Ne yemek istersin?
-Ne verirseniz onu yerim.
-Ne iş yaparsın?
-Ne emrederseniz onu yaparım.
-Ne arzu edersin?dur.
-Kölenin arzusu olur mu, efendinin dileği kölenin arzusudur.
Bu cevaplar üzerine İbrahim Ethem Hazretleri kendisinden geçecek kadar ağladı. Kendi kendisine:
-Behey miskin! Kulluğu bu köleden öğren! Sen ömründe hiç Allah'a karşı böyle kul olabildin mi? diyordu.