#okudumbitti
Bir dünya klasiği, muhteşem bir yazar olan TOLSTOY 'un son eseri DİRİLİŞ.
Dili ve anlatımı akıcı, anlaşılır ve edebi.
Kitabı okumaya başladıktan bir süre sonra yazarın hayatı gözlerimin önünde canlanmaya başladı. Tolstoy bu kitabında baş Kahraman Prens Nehlüdov ile Maslova adındaki bir kadınının ilişkisi üzerinden hayata bakışını, zamanın Rusyasında gördüğü tüm sorunları bizlere anlatıyor.
Kendi anlayışından sosyal devleti, toprakların mülkiyetinin zengin bir grup insanın tekelinde olmaması gerektiğini, Adalet sistemindeki adaletsizliği, devlet kurumlarındaki rüşveti, dini kurumlarının din dışı uygulamalarını, din adamlarının, papazların ve kiliselerin tanrı ve halk arasında bir köprü olmaktan ziyade bir set olduğunu idrakimize sunarak bir dirilişi gerçekleştirmeye çalışıyor.
Yazar sistemin bu çürümüşlüğünü ve kokuşmuşluğunu anlattıktan sonra, Tanrı ile kul arasına kimsenin giremeyeceği olgusuna karşın, dini kendi himayelerinde gören din adamları tarafından aforoz ediliyor.
İnsanı suça iten sebeplerin ne olduğunu düşündürten yazar, insan ne zaman suçlu, ne zaman suçsuzdur sorusunu bizlere sorduruyor. En olmadık insanlarla, hatta insan olduğunu unuttuğumuz, etrafı duvarlarla kaplı hapishanelere mahkum edilmiş, belki suçlu belki de suçsuz, yürekleri bizimkimizden daha temiz bir çok bireyle empati kurmamızı sağlıyor.
Tolstoy, okurunu tüm bu sorunların ortasında, mükemmel betimlemelerle, edebi hazzın doruğuna çıkarmaktan geri kalmıyor.
Alıntı +
"İnsanın en önemli özelliği olan birbirini sevme ve birbirine acıma duygusundan yoksun insanlar görmek korkunç bir şey. "
Kalınlığına aldanmadan herkesin okuması gereken bir eser.