Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Odysseus’un sıkıntılarını araştırıp kendi sıkıntılarının farkında olmayan dil bilginieriyle, çalgılarını akort etmesini bilip de yaşamlarını akort etmesini bilmeyen müzisyenlerle, adaletten bahsetmeyi ögrenip adâleti yerine getirmeyenlerle alay edermiş Kral Dionysius.
İnsan ilk olarak içindeki sıkıntıyı dağıtmazsa mekân değiştirmek daha fazla bunaltır onu. Nasıl ki yerine oturmuş yükler geminin gidişine daha az engel olur. Bir hastanın yerini değiştirmekle ona iyilikten çok kötülüğünüz dokunur. Onu hareket etmekle hastalığını azdırırsınız, nasıl ki kazıklar onu sarsıp sallamakla daha derine girip de sağlamlaşır. Onun için kalabalıktan uzak durmak yeterli gelmez, mekân değiştirmekle bu sorun çözülmez. İçimizdeki kalabalık durumlarımızdan kurtulmamız, kendimizi kendimizden uzaklaştırmamız gerek.
Kırdım diyorsun zincirlerini;
Evet, köpek de koparır kendi zincirini,
O da kaçar, fakat halkaları boynunda olarak.
-Persius
Televizyonu açıp bir çok şey izliyoruz diziler, haberler, programlar her insanın bu yayınlardan aldığı mesaj ve bilinç farklı olabilir fakat çoğunluğun benzer şekilde edindiği bir ALGI var ve bu algı toplumun ne düşündüğünü yansıtan kısmı oluşturuyor toplum fark etmese de medya sizin ne giyeceğinizi, ne içeceğinizi, nasıl düşüneceğinizi, veya ülkenizde genellikle neyin yolunda gittiği ve bunu sağlayan aktörleri göstermek için çabaladıklarını göreceksiniz bu çabayla değiştirmek istedikleri ritüelleri, durumlar yavaş yavaş zihninizin fark etmiyeceği bir şekilde değiştiriyorlar bir kere de yapacakları bir durumda tepkiyle karşılaşacaklarını bildikleri her şeyi sabırla algınıza işliyorlar.... Uzağa gitmeyin televizyonuzu bir inceleyin neyi anlatmak istiyor aslında size bir düşünün hangi tepkilerle, fikirlerle donanmanızı istiyor medya bir düşünün...