Belki de itiraf edebilse, kendisiyle yüzleşse daha kolay olacaktı her şey. Fakat boşuna umut ediyordum. Pek çoğumuz gibi kendi istediğini değil, başkalarının hayatını yaşamayı sürdürecekti.
Osmanlı Medeniyeti'nin bir ayağı şüphesiz ki şiiridir. Her dönemin kendine ait gözde olan şiir sultanları mevcuttu. Sünbülzâde Vehbî de kendi döneminde parlak bir isimdi. O zaman içre eli kalem tutan herkesin şiir yazmasına karşın espirili bir beyit icra etmiştir.
"Daldılar bâb-ı kibâra gazelüm var diyerek
Oldu sâil kapısı dergâh-ı vâlâ-yı sühan"
Yüce şiir dergahı dilenci kapısına döndü, gazelim var diyen ulu kişilerin kapısını çaldı.