Bir büyük kasılma - gevşeme döngüsünden ibaret değildi ki hayat. İç içe geçmiş irili ufaklı kasılıp gevşemeler var. Her bir kasılma gevşeme döngüsü bir üst boyuttaki kasılma - gevşeme döngüsünün atılımlarından birini oluşturuyor. Bazen küçük bir andaki donukluğumuz, kasılıp kalmışlığımız bütün sistemi tıkıyor. Daha yukarılardaki bir hareketimizle (sistemi açıp kapadığımızda mesela) oradaki kasılma gevşeme döngüsü işlemeye başlayınca, aşağıdaki tıkanıklık da açılabiliyor.
Alıntı
Babamın Canfeda Konağı'nı Terk Edişi
Babamın gizlice gidişini konaktan bir tek ben gördüm. Veda niyetine kafasını çevirip konağa bakmasını dinledim. Yüzünü son bir kez görebilmeyi hayal ediyordum. Babam arkasına hiç bakmadan yokuşu indi ve gözden kayboldu. Bir tereddüt anına, küçük bir bocalamaya, ayaklarını yavaşlatan bir kararsızlığa, yolda durmasına, dönüp dönüp arkasına bakmasına, terk edilmenin küçük bir tesellisi olarak tutunabilirdim. Bir çift hüzünlü göze. Belli belirsiz titreyen bir dudağa. Yakıcı bir iç çekmeye. Son bir sevgi alâmeti görmek isterdim. Bizi gerçekten sevdiğini hissettiren bir alâmet. Kocaman bir hayal kırıklığına yuvarlanmıştım; demek ki dönüp bakmaya değmeyecek kadar değersizdik onun gözünde.
Sayfa 43 - Doğan yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Ama insanın bilinciyle bildiği ile içinin bildiği çoğu zaman aynı olmuyordu. Mantıklı olanın doğru, mantıksız olanın yanlış olması gerekmiyordu. İnsanın başı bazen içinin bildiğini dinlediği için, bazen bilincinin bildiğini dinlediği için derde giriyordu.”
Sayfa 194·Kitabı okuyor
"İște, zamanı olaylar oluşturuyor. Mevsimler. Törenler. Cenazeler. Henüz hiçbir şey olmadığı için gelecek de yok ve olaylar gerçekleştiği zaman ‘sasa’ oluyor; Swahili dilinde 'şimdi' demek. Sonra da ‘zamani’, yani geçmiş oluyor. Bizi bekleyen şey de bu. Çünkü bir gün geçmiş olacağız ama geleceğimiz yok. Gelecek diye bir şey yok. Zaman geriye doğru gidiyor. Katlana katlana. Fiziğe dair bildiklerimizin çoğu bununla uyumlu. Her neyse, yani önümüzde olan gelecek değil, geçmiş." "Yani her şey iç içe. Annenle babanın burada tanışması gelecekteki her şeyden daha gerçek çünkü olmuş bir olay. Biz geleceği düşündükçe, hayatı dışlıyoruz. Einstein'ın dediği gibi, ‘zaman’ içinde yaşadığımız bir durum değil, bizim düşünme biçimimiz. Benim anladığım şey, gerçek olana odaklanmamız gerektigi çünkü zamanı bu şekilde yaratıyoruz. Durmadan gelecek denen o soyut hiçliği düşünerek değil."
Sayfa 220 - Domingo Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
İnsanlar, başkalarına dair konuşurlarken kendi seslerinin ne kadar yükseldiğini sıklıkla unuturlardı.
Sayfa 104·Kitabı okuyor
​"Sürekli uyarılma hali, bizi kendi iç sesimizden kaçırır. Kendimizle baş başa kalmaktan, kendi düşüncelerimizi duymaktan korkar hale geldik; çünkü ekranı kapattığımız an beliren o sessizlik bize yabancı geliyor."