Kitabın konusu heba olmuş
5/10
·592 syf.··
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:28
Kitabın konusu heba olmuş neden mi? Buyrun; kitap aslında max 250-300 sayfada biterdi ama yazar kadın karakterin iç düşüncelerini çarşaf çarşaf yazıyor ve aynı şeyleri tekrarlıyor sürekli, mesela ikili diyalog kuracak, kadın karakter bir düşünmeye başlıyor ki en son bunlar ne konuşuyordu diyorsun çünkü kaç sayfa öyle geçmiş, diyalog eksikliği var çok fazla, baskarakter davranışlarıyla aslında çok sığ çünkü sürekli ağlayıp zirlayip duruyor ama adam ona akıl verince haaa! diyor, sürekli bu döngüde kitap. En çok üzerinde durulacak konular oldu-bittiye getirilmiş, kitap boyu kavuşmalarını bekledim hatta gece yarısını geçti saat, ama ne oldu pat diye bitti kitap ben de enayi gibi saatlerce kitaba zaman ayırdım, hatta yazması gerekmediği yerleri o kadar uzatmış ki yazar sayfa sayfa okumadan geçtim ikilinin arasında ne olacak diye, bir de önemli bir konu var ve konuşulacak mesela bunlar konuları konuşmayı erteleyip duruyor.... Yaz yaz bitmez , bence vakit kaybıydi ne beklentiyle başlamıştım
Yasaklı BahçeŞule Terzi · Parola Yayınları · 202552 okunma
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·144 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 07:55
şu ana dek okuduğum hiçbir kitabın incelemesini yapmadım, yapamadım. okuduğum bu son kitapta ahvalimin nedeni için bir deneme yapacağım. kitap bir danışma senasının diyalog ve iç monoloğu şeklinde ilerlediği için mesleki düşünerek okumaya başladım. Terapistin danışanına kurduğu cümleler kendimin alanda deneyimli birisi olmamasına rağmen üslup bakımından tarafıma 'korkunç' geldi. Örnek olarak terpistin "insanların hakkınızda ne dediğine bu kadar önem atfetmemenizi isterim." şeklinde kurduğu cümle etik açıdan doğru gelmiyor. Danışan bizim ne istediğimizle ilgilenmemeli, biz odağı danışanda tutmalıyız. danışanın "bir gün yeterince özsaygım olacak mı?" sorusuna "muhtemelen" şeklinde bir cevap vermek de uygun görünmüyor. Bu danışanın sorularının cevaplarını danışmanda aramasına sebebiyet verebilir ki bu da süreci öğretmen-öğrenci ilişkisine dönüştürebilir. İstenen hareket zannımca danışana sokratik sorgulama, kâr zarar analizi yaptırabilmektir. veya "kendimi iyi tanımıyor muyum?" diyen danışana "bence kendinizle çok ilgilenmiyorsunuz" demek yerinde değil gibi. Bunun yerine "kendinizi tanıyıp tanımadığınız konusunda bir bilginiz olmadığını söylediniz, sizce kendini tanıyan bir insan nasıl olur, size kendinizi tanımadığınızı düşündüren nedir?" gibi içerik yansıtmasının ardından seçilen bir soru yöneltilebilir ki danışanın uygun koşullarda konuşmasını teşvik edelim ve danışanın bilişsel çarpıtmalarını, şemalarını anlayabilelim. veya başka bir örnek; "... naziksiniz zaten, bu konuda yapabileceğiniz bir şey yok" demek danışanın kitaba göre halihazırda olan acizlik duygusunu sağlıksız şekilde devam ettirebilir. anlaşılacağı üzere kitabı okumalarım tepkili devam etti. ardından başka şeyler düşünmeye başladım. biraz kitap hk. araştırma yaptım. kitap otobiyografik yani kurgu
İnceleme
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma
Bülent Akyürek’in Yırtıcı Mirası
Puan vermedi·528 syf.··
2026 27. kitabı
Bazı yazarlar vardır, edebiyatı bir sığınak değil, bir savaş alanı olarak görürler. 2026 yılının Şubat ayında aramızdan ayrılan Bülent Akyürek, Türk edebiyatının o dar ve steril koridorlarında elinde bir neşterle dolaşan, önüne çıkan her konfor alanını deşen bir "yeraltı" cerrahıydı. Onu anlamak için sadece kitaplarını okumak yetmez; modern dünyanın sizin için kurguladığı o kadife hapishaneden —faturanızdan, markalı ayakkabılarınızdan, "sen değerlisin" diyen o narsist fısıltıdan— bir anlığına başınızı çıkarmanız gerekir. Bülent Akyürek'in romanları, Türk edebiyatında yer altı edebiyatının en özgün ve sarsıcı örneklerinden biri olarak öne çıkar. 1969 doğumlu yazar, 17 yaşından itibaren yazdı.Erken dönem eserleri daha nihilist, yıkıcı ve bireysel çöküş odaklıyken, sonraki yıllarda modernite eleştirisi İslami bir perspektifle derinleşmiştir. Ne yazık ki, 2026 Şubat'ında aramızdan ayrılan Akyürek, son romanı Satılık Adam'ı (2025) 24 yıla yayılan bir emekle tamamlamış ve bu eserle yazarlık serüvenine çarpıcı bir nokta koymuştur. Bülent Akyürek’in edebiyatı, modern dünyanın pırıltılı vitrinlerine fırlatılmış ağır bir taş, alışılmış estetik değerlere yönelik yıkıcı bir saldırıdır. Onun romancılığı, sadece bir hikaye anlatma çabası değil; bireyin toplumla, teknolojinin insan ruhuyla ve konforun özgürlükle giriştiği amansız kavganın metne dökülmüş halidir. Akyürek, "her sözümü son sözüm gibi söylerim" diyerek her cümlesine bir idam mahkûmunun ciddiyetini ve mutlak ağırlığını yükler. Bu üslup, sokak diliyle harmanlanmış sert, ironik ve provokatif bir damardan beslenir. Geleneksel roman kalıplarını yıkan yazar, "yeni roman"ın öncü örneklerini verirken okuyucuyu bir konfor alanına davet etmek yerine, onu kütüphanesini yakmaya zorlayan bir hakikat arayışına iter. Estetiği, adeta
Satılık AdamBülent Akyürek · Ketebe Yayınları · 2025151 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 82. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 00:00
#fundaokuyupyorumluyor Cumanın hayrı ve bereketi üzerimize olsun inşallah Bu mübarek günde @__ahi.aratoglu nun kaleme aldığı #yeryüzüşahitleri adlı eseri ile geldim. Yazardan okuduğum ikinci kitap. Yazarın samimi ve sorgulayıcı üslubu, bir nasihat kitabından çok içten bir sohbet havasında ilerletiyor. Her bölümde, insanın kendine, kendi benliğine yaptığı sessiz yolculuğa kapı aralıyor. Okurken altını çizdiğim birçok cümle oldu. Çünkü kitap yalnızca okumalık değil, dönüp dönüp üzerine düşünmelik bir eser. Yazar, insanın kendi değerini başkalarının onayında olmayıp kendi özünde bulması gerektiğini, güçlü bir dille anlatıyor. Özellikle “Kendine baston ol, kendine dayanak ol” düşüncesi, kitabın ruhunu özetleyen en etkileyici mesajlardan biri bence. Çünkü insanın en büyük yolculuğu, kendi içine yaptığı yolculuktur. Yer yer deneme, yer yer sohbet havasında ilerleyen eseri; okuyucuya doğrudan seslenerek onunla bir diyalog kuruyor, okurla sohbet ediyor. Özellikle tekrarlar, sorular ve kısa, vurucu cümleler metnin etkinliğini arttırmış. Bu üslup sayesinde kitap, akademik bir felsefe metni olmaktan çok, kalbe ve zihne aynı anda dokunmaya çalışan bir iç konuşma niteliği kazandırıyor. Genel olarak eser; insanın kendini tanıması, hayatın anlamını sorgulaması, kendi ayakları üzerinde durması ve umutla yeniden başlaması gerektiği fikri etrafında şekilleniyor. Okurken insanı zaman zaman rahatsız eden ama tam da bu yüzden düşündüren bir kitap. Kitap, okuyucuya “Hayatı gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece sürükleniyor muyum?” sorusunu sordurmayı başarıyor ve en güçlü tarafı da burada ortaya çıkıyor. Bu nedenle yalnızca okunacak değil, üzerinde durup düşünülerek sindirilecek bir eser. Manevi rahatlama isteyen sizlerin de yazarın eserleri ile tanışmasını önemle isterim.
Yeryüzü ŞahitleriAhi Aratoğlu · Amore Yayınevi · 202619 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 23:58
Özet olarak kısaca, ilk kitabın bitişinden 12 yıl sonrasındayız. Paul Muad'Dib, evrenin imparatoru olmuş ve onun adına galaksiye yayılan Fremen cihatçıları yani Fedaykinler, Paul’ün dinini yaymak adına milyarlarca insanı öldürmüştür. Paul, istemeden de olsa serbest bıraktığı bu dini fanatizmin ve kanlı cihadın dehşetiyle ezilmektedir. Paul, geleceği görme yeteneği yüzünden adeta bir hapishanede yaşamaktadır. Karşısına çıkan tüm yollar korkunç felaketlere çıkmaktadır. Bu sırada canından çok sevdiği eşi Chani hamile kalır. Ancak Paul, öngörüleri sayesinde Chani’nin doğum yaparken öleceğini bilmektedir. İmparatorluk evliliği yaptığı Prenses Irulan ise tahtın varisi olmasın diye Chani’ye gizlice doğum kontrol ilaçları vermektedir. Chani, Fremen diyetine geçerek ilacın etkisini kırar ama bu hamilelik onun ölümünü hızlandırır. Tleilax suikastçısı Scytale, Paul’ü kör eden bir atomik silah saldırısı organize eder. Paul fiziksel olarak kör olur ancak öngörü yeteneği sayesinde çevresini bir bilgisayar gibi görmeye devam eder, bu durum Fremenler arasında onun tanrısallığını pekiştirir. Chani doğum yapar ve ikiz bebekler dünyaya getirir (Leto II ve Ganimet). Chani, Paul’ün öngördüğü gibi doğumda ölür. Kör olan ve kehanet zincirlerinden kurtulmak isteyen Paul, Fremen geleneklerine uyar: Kör olan bir Fremen gibi, çocuklarını kız kardeşi Alia’ya emanet ederek çöle doğru yürür ve gözden kaybolur. İlk kitabı okuyup benim gibi yaşasın, Paul intikamını aldı ve galaksinin kralı oldu diyenler için Dune Mesihi tam bir soğuk duş etkisi yaratıyor. Frank Herbert bu kitabı, ilk kitaptaki kahraman mitini yıkmak için bilerek bu kadar karanlık yazdığını söylüyor bazı eleştirmenler. Birçok kişi ilk kitabı sever ama bence herkes devamlarını okumaz. Oysa serinin asıl büyük fikri burada başlıyor.
Edebiyat
Dune MesihiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20218,7bin okunma