“Ama başkalarının yüzüne bakabilmek için önce kendi yüzüme bakabilmem gerek. Çoğunluğun düşüncesine riayet etmeyen tek şey bir insanın vicdanıdır.”
Manasını bulamayan maddede kaybolur
"Niçin içiyorsun?" "Unutmak için." Onun durumuna üzülmeye başlayan Küçük Prens: "Neyi unutmak için?" diye sordu. Sarhoş başını önüne eğerek içini döktü: "Utancımı unutmak için." "Neden utanıyorsun?" Küçük Prens ona yardım etmek istiyordu. Ama sarhoş kesin bir sessizliğe gömülerek konuyu kapadı: "İçmekten utanıyorum." Küçük Prens iyice şaşırmıştı, oradan uzaklaştı. "Büyükler gerçekten çok, çok tuhaf oluyor," diye düşündü yol boyunca.
Reklam
Yaşam öylesine mutsuzlukla dokunmuş bir kumaştır ki! Başınıza gelen şey yüzünden fazla üzüntüye kapılmayın, bu dünyaya acı çekmek için gelmiş değil miyiz?
Ellerini, Rahmân ve Rahîm olan Allah'a kaldır, sakın korkup acele etme! Musibetlerin ve belaların şerlerini Rabbine şikâyet et. Sonunun doğru ve hak olanla nihayet bulması için Rabbine ve Mevlâna rücû et!
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Hangi ülkede olduğunuzu anlamak için parmağınızı toprağa sokup kokluyorsunuz. Ben parmağımı varoluşa sokuyorum, ama koku yok. Neredeyim ben? Ne demek dünyada olmak? Anlamı ne bu kelimenin? Kim çekti beni bütün bunların içine, sonra kim bıraktı böyle? Kimim ben? Nasıl geldim dünyaya? Neden kimse fikrimi sormadı? Neden buranın kurallarını, yolunu yordamını öğretmediler, neden gezgin bir köle tüccarından satın alınmışım gibi böyle saflara sokuldum hemen? Gerçeklik denen bu dev projeye nasıl katıldım? Katılmak zorunda mıyım? Seçim diye bir şey yok mu? Eğer seçme şansımız yoksa, o zaman müdür nerede? Ona iki çift lafım var. Müdür de mi yok? Peki kime yönelteceğim ben şikâyetimi? (Tekerrür, 1843)
Hayatta başarılı olmak için sürekli hareket halinde olmak gerektiğini düşünmüştü hep. Rüzgarda dönen bir akçaağaç tohumu gibi. Ne kadar hızlı dönerse, o kadar mesafe katedeceğini sanmıştı. Hızlanmaya devam ettilkçe, yetersizlilkten, geçmişinden, kabuslardan kaçabileceğini sanmıştı. Gelgelelim şimdi gençlik halini izlerken, kalbinin kırılgan tarafındaki gerçek hisleri yok sayabilmek için ne kadar ileri gittiğini görebiliyordu. Sürekli ilerlemekten bir an olsun vazgeçip şöyle bir durmak, acısıyla ve utancıyla, hüznüyle baş başa kalmak çok mu imkânsızdı? Doğrudan yüzleşebilmek?
Sayfa 163·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam