Milli Devletin Ümmet Projesiyle Kuşatılması.
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 18:53
Türkiye Cumhuriyeti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün akıl, bilim ve milli egemenlik temelinde kurduğu çağdaş bir devlettir. Ancak son yirmi yıldır ülkenin siyasal rotası, bu kurucu felsefenin sistemli olarak aşındırıldığı bir dönemeçten geçmektedir. Cumhuriyetin laik ve üniter kimliği, adım adım, planlı bir sosyolojik mühendislik operasyonuyla dönüştürülmektedir. Bugün yaşananlar bir siyasi tercih değil, devletin kurucu varlığına yönelmiş tarihî ölçekte bir müdahaledir. Erdoğan’ın siyasal vizyonu, Atatürk’ün kurduğu milli devlet fikrinden tamamen kopmuş; yerine “ümmet merkezli bir toplum” hedefi oturtulmuştur. Suriyelilere verilen vatandaşlıkların, Türkiye toplumunu “Türk milleti” temelinden “İslam ümmeti” kimliğine doğru kaydıracak bir demografik dönüşüm aracı olarak görülmesi, bu projenin en tehlikeli boyutudur. Bu, basit bir göç politikasının ötesinde, Cumhuriyetin sosyolojik temellerine yönelmiş bir operasyon niteliğindedir. Bu dönüşümün ikinci ayağı ise ideolojik kurumsal kuşatma olmuştur. Diyanet’in Milli Eğitim üzerindeki gölgesi, ilahiyat fakültelerinin hukuk fakültelerini baskılayan bir otoriteye dönüştürülmesi, Arapça propagandasının kamusal alanda neredeyse zorunlu kültürel yönlendirme seviyesine çıkması… Tüm bunlar devletin laik yapısının çözülüşünü hızlandıran bilinçli tercihlerdir. Ortaya çıkan tablo, millet odaklı Cumhuriyet fikrinden ümmet odaklı hilafet hayaline doğru sürüklenen bir devlet yapısıdır. Erdoğan’ın 2023 seçimleri öncesi kurduğu büyük senaryo da bu hayalin zirvesiydi: Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı, Afrin ve İdlib bölgelerini plebisit yoluyla Türkiye’ye ilhak etmek. Bu adım, “Misak-ı Millî’yi tamamlayan lider” propagandasıyla Cumhuriyetin 100. yılında yeni bir tarih yazma hesabıydı. Ancak uluslararası dengeler bu planı boşa çıkardı.
Demografik İşgalÜmit Özdağ · Destek Yayınları · 2023316 okunma
Gelibolu sadece bir yarımada değildir..
Puan vermedi·318 syf.··
2021 315. kitabı
Eğer bu kitap sizi yerinizden kaldırıp Gelibolu turuna çıkartıyor ise amacına ulaşmış demektir. Zamanında uyduruk ilk okul gezileri ile Çanakkale'ye götürürlerdi bizleri.. Dört sütunlu anıtı görüp gelirdik. Hayır efendim, karış karış bütün Gelibolu Yarımadası gezilmeli, her şehitlikte durup düşünmeli insan ve anlamalı neden Halep, Bab ve İdlib dahil bütün bir nesil önemli biz Türkler için..
Tarih
Uzun Beyaz Bulut GeliboluBuket Uzuner · Remzi Kitabevi · 200111bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·436 syf.··
2021 360. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2021 19:51
Kış sayısını geç aldığım için yeni bitirdim. Derginin son makalesi Osmanlı'nın İdlib'den Dağlık Karadağ'a sömürgeci olduğunu iddia eden birisi tarafından yazılmış. Bağnaz Osmanlıcılar ile Bağnaz Düşmanlar arasında kaldık iyice. Onun dışında bu sayı gayet güzel.
Cogito - Sayı 100Cogito Dergisi · Yapı Kredi Yayınları · 202014 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2021 22:57
Merve Tuba Ayyıldız "Bir Solukta Binbir Nefes" adlı ilk şiir kitabıyla kendi deyimiyle içimizde biriktirdiğimiz binbir çukura, binbir nefes olmaya gelmiş. Kitaptaki şiirlerin bireysel temalı olduğunu söyleyebiliriz. "Çığ Felaketi" ve "İdlib Şehitleri" şiirlerini dışta tutabiliriz. "Çığ Felaketi" 4-5 Şubat 2020'de Van'da yaşanan o elim vakaya götürüyor bizi. "İdlib Şehitleri" ise 28 Şubat 2020'de şehit olan 33 asker anısına yazılmış. Diğer şiirlerde kâh geçmiş kâh aşk kâh ayrılık kâh aile okuyoruz.
Bir Solukta Binbir NefesMerve Tuba Ayyıldız · Serencam Yayınevi · 20201 okunma
10/10
·159 syf.··
2020 19. kitabı
Şırnak'ta görevli biri olarak fazlasıyla etkilendiğim harika bir kitap ile karşınızdayım. Bu kitapta Silopi de en zor zamanlarda yaşamış ve çalışmış güzel yürekli Vatansever bir doktorun samimi cümlelerini okuyoruz. Bu değerli kitabı Gizem moderatörlüğünde harika kitapseverler ile okuduk. Kendisine teşekkür ederim ️. Kamil Konur 5 yıla yakın bir süre 2012-2017 yılları arasında Şırnak'ın Silopi ilçesinde hemde ilk görev yeri olan bu ilçemizde hem doktor hemde kendi ifadesi ile doktorluktan çok polis olarak bulunmuştur. Kitabı okuyunca bu ifadesine fazlası ile hak verdim. Yaşadığı bazı şeyleri bir Polis olarak ben henüz yaşamadım. Bir yandan doktorluğun ne denli zorlukları olduğunu ve doktorlara karşı empati kurmanın gerektiğini görüyoruz bu kitapta. Ama asıl meseleyi kitabın ismi çok net ifade ediyor. İdlib'de şehitler verdiğimiz bu günlerde okumak öyle içime işlemesine sebep olduki bu kitap, hiçbir söz bunu ifade etmeme yetmez. Kamil Konur 'u canı gönülden tebrik ediyorum, kaleminiz daim olsun. Birgün yolum Rize ye düşerse bizzat tanışmak isterim. ️
1000Kitap
Şehidim ŞahidimKamil Konur · Parana · 2019199 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2020 15. kitabı
Wolfgang Borchert'ten "Ama Fareler Uyurlar Geceleyin"i okudum. Yaklaşık 2-3 haftadır okuyordum. Bu arada malum @zorba_kitabevi_kafe 'nin işlerinden fırsat buldukça kopuk kopuk okudum. Kitabın hakkını veremedim. Sürekli kaynayıp duran bir öfkenin gerçeklikten düşe, düşten tükenişe evrilen sesi tüm metinlerde ilk göze çarpan şey. İlk öykü "Karahindiba"ya tek kelimeyle vuruldum. Yalnız bu öykünün varlığı bile kitabı biz ölümlüler dünyasından koparıp adını unutulmayacak kar listesine yazdıranların safına yükseltiyor. Wolfgang'ın edebiyatı "Tükeniş Edebiyatı" diye bilinen, şavaş yıllarının mahsulü bir edebiyat. Savaş mahvetmiş Wolfgang Borchert'i. Rus cephesinde açlıktan, bakımsızlıktan ağır hasta olmuş. Vurulmuş. Savaş karşıtı mektuplarından dolayı idama mahkum edilmiş, 6 ay öldürülmeyi beklemiş, gençtir cahıldır diye affedip Rus cephesine geri göndermişler. Wolfgang'ın her öyküsü savaş karşıtı. Yansın Suriye Yıkılsın İdlib nidalarının çınladığı coğrafyamızda neden savaşa "HAYIR" denmesi gerektiğini Borchert'ten dinlememiz gerek. Şöyle diyor: "Çünkü hayır demezseniz siz anneler, HAYIR demezseniz o zaman... O zaman hayatta kalmış son insan parçalanıp dağılmış bağırsaklar ve hapı yutmuş akciğerlerle yakıp kavuran, zehir kusan bir güneş altında, bir cevaptan yoksun, serseri serseri dolaşacak, başı sonu görülmeyen toplu mezarlar ve devcileyin ıssız beton yığınları arasında son insan, cılız, aklını kaçırmış, lanetler savurarak, sızlanıp yakınarak - ve o korkunç Niçin yakınması bozkırda işitilmeden kalacak, yıkıntılar içinden esip gidecek, kiliselerin molozları arasında kaybolacak, o yüksek sığınaklara çarpacak, göllenmiş kanlar içine düşecek işitilmeksizin, bir cevap bulamadan hayatta kalmış son insan hayvanın bu en son hayvansı çığlığı - bütün bunlar gerçekleşecek, yarın,
Edebiyat
Ama Fareler Uyurlar GeceleyinWolfgang Borchert · Yapı Kredi Yayınları · 2023664 okunma