Bütün bu yaşadıklarımız birer tesadüf müydü, yoksa kader denilen şey bu muydu? Bu yaşadıklarımız önceden yazılmış bir oyun, bizse bu oyunda oynayan figüranlar mıydık, yoksa bu oyunu yazan hayatımızdaki küçük anıların birleşip oluşturduğu bütünlük müydü?
Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul edebilmek için huzur, değiştirebileceğim şeyler için cesaret ve aralarındaki farkı anlayabilmek için de gereken bilgeliği bağışla...
Hangisi daha onurludur; usumuzca ,acımasız kaderin sapan taşlarına ve oklarına katlanmak mı ,yoksa silah kuşanıp karşı koyarak son vermek mi dert yağmuruna...
Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.