Puan vermedi·126 syf.·
2026 3. kitabı
Kelime anlamı olarak uzlet: “Bir köşeye çekilip toplumdan, insanlardan uzak, yalnız başına yaşama." demektir. İmam Gazali kitaba öncelikle uzlet hayatını savunan ve reddeden âlimlerin isimleri ve onların görüşlerine delil getirdikleri hadis ve ayetlere yer vererek başlamıştır. Daha sonra da bu delillerin hangi açılardan kabul görüp görmeyeceğini kısa kısa açıklamıştır. Kitabın sonraki kısımlarında uzlet hayatının fayda ve zararlarına yer vermiştir. İmam Gazali kitabın sonunda kişinin uzlet hayatını nasıl yaşayacağı hakkında bilgiler vermiş ve uzlet hayatı yaşamasının gereğini kişinin kendi halet-i ruhiyesine bırakmıştır. İfrat ve tefritten kaçınarak itidalli olmaya vurgu yapmıştır. Kitabı bitirdiğimiz zaman bir şekilde uzlet gerekir veya gerekmez diyemiyoruz. Herkesin fıtratı ve hayata bakış açısı farklı olduğu için kişinin kitabı okuyup kendince buna göre karar vermesi gerekiyor. Günümüzde uzlete çekilebilir miyiz sorusu da kitabı okurken zihnimde sürekli var oldu. Son söz olarak kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum: Yalnızlık fazilet doludur ama kalabalıklarda da hayırlar vardır.
İnceleme
Uzlet - Yalnızlığın Faziletleriİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 2011889 okunma
7/10
·72 syf.·
2026 130. kitabı
Abdulfettâh Ebû Gudde rahimehullah’ın “Ulemanın Soru Sorma Yöntemi” risalesi, ifrat ile tefrit arasında dengeli bir soru sorma ahlâkını ortaya koyuyor. Müellif, hangi soruların sorulmasının meşru, hangilerinin gereksiz ve kerih görüldüğünü Kur’ân ve Sünnet ışığında, hadisler ve muhaddislerin şerhleriyle açıklıyor. Makalenin genişletilmesiyle oluşan bu istifadeli risalede, soru sormaya dair gelen rivayetlerin tahrici yapılıyor, Selef âlimlerinin bazı sorular karşısındaki tavırları da çokça naklediliyor. Müellifin ve de mütercimin dipnotları, metni daha da kıymetli hâle getiriyor.
Din
Ulemanın Soru Sorma YöntemiAbdulfettah Ebu Gudde · Takdim Yayınları · 202144 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ölçü her yerde
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
İmamı Gazali, döneminin eşsiz mütefekkirlerinden biri olduğu ve bu sebeple Hüccetül İslam sıfatıyla vasıflandığı bir gerçektir. İslamın Delili sıfatını etiket olarak almasına sebep olan vasfı ise nerdeyse tüm konuları basit bir denklem haline getirip aptala anlatır gibi, ehli inkara izah etmesidir. Bu izahlar müminin imanını artırırken, kafirin aklını ilzam etmektedir. Mizanül amel kitabı da, bu basit denklemlerden oluşan bir eserdir. Hangi amelleri işlersem hem dünyada hem ahirette mutlu olurum bunu o kadar güzel izah ediyor ki isterseniz inançsız olun hak veriyorsunuz. Gazali bu kitapta amelden kastı sadece namaz, oruç, hac gibi ibadetler değil, amel ile nefsani arzuların terbiye edilmesini, öfkenin dizginlenmesi ve bu niteliklerin kontrol altına alınmasını kastetmektedir. “Akıllı insan peşin olan az miktarı ileride gelecek olan kat ve kat fazlasını elde etmek için terk eder” der Gazali. Bu sebeple insanın sahip olduğu duyguları nasıl dengede tutması gerektiğinin dersini verir. Temelde insanın üç kuvvesi vardır (Akıl, Öfke, Şehvet), bu üç kuvve ifrat(Cerbeze, Tehevvür, Fucur) ve tefrit (Ahmaklık, Korkaklık, İştahsızlık) mertebelerinden uzak ve dengede (Hikmet, Şecaat, İffet) kalırsa eğer insan davranışlarını mükemmelleştirmiştir. Kitaptan bende kalan cümleler; -Ebedi ve yüksek nimetleri elde etme kudretine sahip olduğu halde fani ve düşük şeylere razı olan kişinin aklında kusur vardır, bedbahtlığından ve yüz çevirmesinden dolayı da bu lezzetten mahrum kalmıştır. -Mide, kuvvelerin menbağıdır. -Bir kişinin maksadı, faziletleri elde etmek ve Allah’a yakınlık kesb edip O’nun rızasını elde etmeye çalışmak olmadığı sürece iffet tamamlanmış olmaz. -Sen ilme bütününü vermedikçe ilim sana bir parçasını vermez. -Hakkı insanlar vasıtasıyla tanımayın, siz hakkı tanıyın sonra
1000Kitap
Amel, Ahlâk ve Saadetİmam Gazali · Albaraka Yayınları · 202428 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2026 201. kitabı
Abdülhamid, şehzadeliği döneminde ortada fazla gözükmeyerek ticaret yapmayı tercih etmiştir. Koyun, boya ve buğday ticareti yapan Şehzade Abdülhamid, parasını ise ünlü Rum bankerlerden Yorgo Zarifi aracılığıyla işletmiştir. (...) Galata Borsası'yla yakından ilgilenen Şehzade Abdülhamid, buradan hatırı sayılır paralar kazanmıştır..S:.14 Osmanlı’nın son güçlü padişahı olan Sultan Abdülhamid, tarihçiler camiasında ve kamuoyunda genellikle ya kutsallaştırılıp bir saadet devri hükümdarı, “Ulu Hakan” olarak görülmekte ya da hakaret yağdırılan bir nefret objesine, “Kızıl Sultan”a dönüştürülmektedir. Böyle bir ifrat ve tefritçi yaklaşımdan uzak durarak kaleme aldığı bu çalışmasında Hüseyin Çelik, “Sultan Abdülhamid meselesi”ni çeşitli sorular ve cevaplar eşliğinde, tarihsel bilgi ve belgelere dayanarak ama ayrıntılara da boğulmadan, yalın bir dil ve üslûpla tasvir etmeye girişiyor .Abdülhamid’in doğrularını da yanlışlarını da bilmek isteyenler için tam bir kılavuz. “Tarih okumak, araba süren bir kişinin arada bir, ihtiyaç oldukça dikiz aynasına bakması gibidir. Unutmayalım ki, ön cam dikiz aynasının yüz katı büyüklüğündedir. Ön cama bakıp araba sürmesi gereken bir sürücü, sürekli dikiz aynasına bakarsa arabayı ya duvara ya da bir kayaya bindirir. Bilinmelidir ki günümüzün zayıflık ve eksikliğini geçmiş süslemeleriyle telafi edemeyiz. Hayallerini, hatıralarının önüne geçiremeyen kişiler veya toplumlar gerçek anlamda başarı hikâyeleri yazamazlar.” “İşin özü mazi düşmanlığı, tarih ve ecdat düşmanlığı ne kadar hastalıklı bir ruh hali ise ‘maziperestlik,’ yani geçmişimizde, tarihte ne varsa bunları kutsama yaklaşımı da o kadar hastalıklı bir ruhun tezahürüdür.” Tarih severler buyurun Sultan Abdülhamid
Araştırma inceleme biyografi edebiyat tarıh
Sultan AbdülhamidHüseyin Çelik · Alfa Yayıncılık · 202534 okunma
9/10
·126 syf.··
2026 3. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 23:24
Genç Wertherin Acıları, Johann Wolfgang von Goethe tərəfindən qələmə alınmış, romantizm cərəyanının əsasını təşkil edən mühüm əsərlərdən biridir. Roman fərdin daxili dünyasını, emosional həssaslığını və cəmiyyətlə olan ziddiyyətini dərin psixoloji çalarlarla təqdim edir. Kitab yayımlandıqdan sonra Avropada “Werther effekti” deyilən fenomen yaranmışdır. Əsərin mərkəzində Wertherin qarşılıqsız sevgisi dayanır. Lotteyə olan hissləri onun üçün həyatın mənasına çevrilsə də, bu sevgi reallıqla uzlaşmır. Bu ziddiyyət nəticəsində Werther daxili böhran yaşayır və getdikcə reallıqdan uzaqlaşır. Onun faciəsi yalnız sevgidən doğmur, həm də həyatın mənasını tapa bilməməsindən və cəmiyyətə uyğunlaşa bilməməsindən qaynaqlanır. Romanın əsas ideyası hisslərin ifrat dərəcədə ucaldılmasının təhlükəsini göstərməkdir. Werther öz emosiyalarını idarə edə bilmədiyi üçün onları həyatının mərkəzinə çevirir və nəticədə bu, onun məhvinə gətirib çıxarır. Bu baxımdan əsər həm romantik düşüncənin zirvəsini, həm də onun təhlükəli tərəflərini əks etdirir. Əsas mövzular və ideyalar: 1. Qarşılıqsız sevgi və emosional ifratlıq Wertherin sevgisi saf və dərin olsa da, o, reallığı qəbul etməkdə çətinlik çəkir. Bu, romantizmin əsas xüsusiyyətlərindən biridir: hisslərin məntiqdən üstün tutulması. 2. Fərd vs cəmiyyət Werther cəmiyyətin qaydalarına uyğunlaşa bilmir. O, sosial normaları süni və məhdudlaşdırıcı hesab edir. Bu konflikt onu getdikcə təcrid edir. 3. Tənhalıq və daxili böhran Əsər psixoloji baxımdan çox dərin bir portretdir. Wertherin düşüncələri, dalğalanan emosiyaları və getdikcə artan ümidsizliyi onun daxili dünyasını açıq şəkildə göstərir. 4. Təbiət və insan əlaqəsi Werther təbiəti çox sevir və öz hisslərini tez-tez təbiətlə əlaqələndirir. Təbiət onun üçün həm sığınacaq, həm də
1000Kitap
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,2bin okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 14:09
Rasûlullah (s.a.) İbn Abbas (r.a.)'ın kendisinden rivâyet ettiği sahih bir hadiste şöyle tavsiyede bulunmaktadır: "Sizi her türlü gıdalarla beslediği için Allah'ı seviniz, Allah; sevgisiyle beni seviniz ve benim sevgimle de ehli beytimi seviniz." (Tirmizi) Yine Efendimiz (s.a.) bir gün "Canım kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki biz ehl-i beyte kim buğzederse mutlaka Allah onu cehenneme sokar." buyurarak onu sevmenin önemine ve ona buğzetmenin tehlikesine dikkat çekmiştir. O halde bilinmelidir ki, ehl-i beyti sevmek imandandır. Yazarımız der ki; "Biz, Rasûlullah (s.a.)'in ehl-i beytini sevdiğimiz zaman onları kendimiz için model ve örnek almaya gayret ederiz. Onları sevdiğimizde hanîf şeriatın terazisine göre nerede duracağımızı bilmemiz gerekir. Onları, Rasûlullah (s.a.)'e olan sevgimiz sebebiyle severiz. Rasûlullah (s.a.)'e olan sevgimiz de bizi doğrudan Allah'a olan sevgimize götürür. Çünkü Allah bize, eğer biz kendisini seviyorsak Rasûlullah (s.a.)'e tabi olmamazı emretmiş ve açıklamıştır. Dolayısıyla bu büyük dini bize aktaran ve ona sımsıkı sarılmamazı öğreten Peygamberimiz (s.a.)'in temiz ve şerefli ehl-i beyti ile değerli ashâbına da uymamız gerekir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin." (Al-i İmran 31) İşte bu yüzdendir ki bu konu, imanla ilgili hassas bir konudur Fakat bilinmelidir ki sevgide aşırıcılık, taşkınlık ifrat ve tefrit insanı sapkınlığa götürmekle birlikte, dinde olmayan şeyleri dine girdirme yani bidate de götürmüş olur. O halde bizlerin de ehli beyte sevgisi Rasulullah ve ashabı gibi, emredilen gibi olmalıdır. Yazarımız nesep ve soy meselesine dikkat çekmek için öncelikle Peygamber Efendimizin dedesinin İbrahim as dini üzere olduğu, putlara tapmadığı , Hz.
Alıntı
O Fatımatü'z Zehra'dırMuhammed Abduh Yemani · Erkam Yayınları · 20105 okunma