7/10
·392 syf.··
2026 22. kitabı
Bir kadının geçmişiyle, kaybolan kız kardeşinin yarattığı boşlukla ve sırlarla dolu bir dünyaylala başladığımız hikayede, iz sürme sürecini ve karakterin içsel çatışmalarını daha ilk sayfalardan itibaren oldukça merak uyandırıcı bir atmosferle giriş yaparken,bir kardeşin yokluğunun bir hayatı nasıl şekillendirebileceğini okurken kitabın, bildiğimiz o hızlı ve aksiyon dolu gerilimlerden farklı olduğunu gördüm.. Yazar, kayıp hikayesini çözerken acele etmiyor; aksine her bir ipucunu, karakterlerin geçmişini ve psikolojik analizlerini adeta iğne oyası gibi işliyor fakat bu durum kitabın temposunu beklentimin aksine oldukça yavaşlatan bir unsura dönüştü:(( Detayların ve karakter analizlerinin yoğunluğu, gizemin heyecanını biraz gölgede bırakarak hikayenin adımlarını fazlasıyla ağırlaştırıyor. Olay örgüsünün bu sakin ilerleyişi, daha tempolu bir akış aradığım için olsa gerek sayfaları çevirirken beni biraz zorladı diyebilirim:)) ​ ​ Kayıp Kardeş, ters köşelerle savrulacağınız bir macera değil, sindirerek okunması gereken, karakter odaklı bir psikolojik dram diyebilirim. Hikayenin dramatik yapısı ve kız kardeşlik bağının getirdiği o hüzünlü gizem oldukça başarılı işlenmiş yinede. Eğer yüksek aksiyonlu bir polisiye yerine, insan psikolojisine ve karakterlerin iç dünyasına odaklanan sakin, puslu bir arayış hikayesi okumak isterseniz, doğru zamanda elinize aldığınızda sizi etkilemeyi başaracak bir kurgu diyebilirim..
Kayıp KardeşClaire Kendal · The Roman · 202062 okunma
Karanlık Madde-Blake Crouch
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:01
Peki hayat çizgimiz bazıları bildiğimiz hayattan biraz daha farklı, bazıları tamamen farklı sayısız hayat çizgisinden oluşuyorsa? Jason Dessen bir akşam arkadaşı Ryan'ın yanına kutlama yapmak için evden çıkıyor. Dönüş yolunda ise normalde kullandığından daha farklı bir yolu kullanmayı tercih ediyor. O yol da ise karşısına maskeli bir adam çıkıyor. Ve Jason'i bir yere götürdükten sonra ona bazı şeyler yapıyor. En son ise maskeli adam Jason'a iki adet iğne yapıyor ve Jason bayılmadan önce duyduğu son söz hayatından memnun musun? sözü oluyor. Jason'ı evde bekleyen eşi Daniela ve oğlu Charlie ise endişelenmeye başlıyor. Jason uyandığı zaman kendisini sedyeye bağlı ve hiç bilmediği bir yerde uyanıyor. Uyandığı boyutta karısı Daniela ile hiç tanışmamış ve oğulları doğmamıştır. Kitabın devamında Jason'ın bulunduğu boyuttan kendi boyutuna geri dönmeye çalışırken yaşadığı olayları ve verdiği mücadeleleri okuyoruz. Kitabı ilk gördüğüm zaman beklentimin yüksek olduğu bir kitaptı. Kesinlikle beklentimi karşılayan bir kitap oldu. Öğleden sonra okumaya başladım ve elimden bırakamadım. Kurguya ve olay örgüsünü çok beğendim. Özellikle içerisinde çoklu boyutların yer alması,birbirinden farklı paralelliklerde evrenleri okumayı çok sevdim. Kitabı severek ve merak ederek okudum. Bilimkurgu ve gerilim türünde okumayı seviyorsanız kitabı önerebilirim. Özellikle bilimkurgu anlamında bence kurgusu iyi yazılmış. Jason'ın kendi boyutuna dönmek için verdiği mücadeleler ve hiç ailesinden vazgeçmemesi güzeldi. Sonu biraz daha farklı olabilirdi. Onun dışında ilgi çekici bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Kitaba puanım:9/10
1000Kitap
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018434 okunma
Reklam
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma
Gökyüzü gibi bu çocukluk hiç bir yere gitmiyor.
10/10
·272 syf.··
2026 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 08:31
''Gökyüzü gibi bu çocukluk hiç bir yere gitmiyor. '' diyor Edip Cansever bu sözünde ne kadar haklı olduğunu kitabı bitirdikten sonra daha iyi anladım. Alex Schulman 'ın üçüncü kitabı benim ondan okuduğum ilk kitap. Kitabı biraz daha manidar olması nedeniyle 17 Haziranda bitirdim. Kitaptaki olaylar Geçmiş ve Şimdiki zaman arasında geçiyor. Vidar Bir tarih öğretmeni ve bir olay sonucu açığa alınıyor. Kitap boyunca vidar ile birlikte 17 haziranın derin karanlık yanlarını bir iğne ile kazarak o gün ne olduğunu sorguluyoruz. Kitap sonunda ise olanları tüm çıplaklığıyla öğreniyoruz. Kitap bittiğinde aklımda Gülseren Budayıcıoğlu 'nun '' Annenin doyuramadığını dünya da doyumaz !'' sözleri geldi.
1000Kitap
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,260 okunma
Tam yeşil değil
8/10
·308 syf.··
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:35
Kitap üç bölümden oluşuyor ve onu farklı kılan şey üç bölümü üç ayrı karakterin anlatımı oluyor. Her karakter kendi hikayesinin baş kahramanı olduğu için üç ayrı hikaye okuyormuşuz gibi gelebilir ama onların buluştuğu ortak payda kitabın yazılış amacı oluyor. Bunlar aşk, sevgi, burjuva ve proleterler arasındaki farklar ve yalnızlık. İlonka Peter e verdiği sevginin karşılığını alamaz. Peter ise jüdit e ulaşamadıkça aşık olur ya da olduğunu sanar. Peter judit le olan sınıf farkını asla göz ardı edemez. Ama kendi sınıfından olan İlonka ile de yapamaz. Bu basit ve gayet klasik aşk üçgeni Peter in ne istediğini bilememesi yüzünden oluşur. Sevgiye karşılık veremez ve aşkına sahip çıkamaz korkağın biridir. Burjuva oluşuyla övünmediğini söylese de onun getirileri olmadan yaşayamaz. Sonunda yalnız kalır. Bunlar olurken yani insanlar kendi “küçük” acılarıyla boğuşurken dünya, ikinci “büyük” savaşın eşiğindeydi. Durup üzülmeye fırsat bulamadan kendi sorunları içinde boğuluyorlardı. İlonkanın kızıl hastalığından ölen 2 yaşında bebeği vardı. Dünyada da savaş yüzünden ölen milyonlarca bebek. Peki şimdi hangi acı daha büyük? Kitabın ikinci bölümünü Peter anlatır ve yalnızlığı güzellemeye başlar çünkü hiç kimseyle mutlu olamadığının farkındadır. 8 yıllık İlonka ile olan evliliğini bitirip judit e kavuşup onunla da olamadığını anladığında bize bir hikaye anlatır: Bir adamın hayattaki en büyük arzusu yeşil bir balık kutusuna sahip olmaktır. Balıkçıların iğne, misina ve yemlerini koydukları o metal, yeşil kutulardan… Adam yıllarca bunu düşler. Yaşlanır, ömrü geçer. Sonunda tanrılar ona acır ve istediği kutuyu verirler. Adam kutuyu eline alır, uzun uzun inceler ve hayal kırıklığıyla şöyle der:“Bu tam yeşil değil.” Peter anlar ki judit de onun tam yeşili değildi. Hayatta tam yeşil var
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,494 okunma
Puan vermedi·664 syf.··
2026 7. kitabı
“Traduttore, traditore: Bir çeviri eylemi, her daim bir ihanet eylemidir.” Genç yazar R.F. Kuang’ın eserleri zamanla fantastik edebiyattan alternatif tarihe kayarken, 2022 yılında yayınladığı Babil çoğu açıdan titizlikle işlenmiş, dolu dolu bir deneyim sunuyor okura. Karşımıza bir anda çevirmenler devriminin görkemli hikâyesini anlatan, hareketli ve kapsamlı bir eser çıkıyor. 19. yüzyıl Oxford’unda, dünyanın dört bir yanından yalnızca bir iş için yetiştirilip İngiltere’ye getirilen “Gevezeler”: Gümüş işçiliği ve çevirinin ustaları, geleceğin şekillendiricileri. Aldıkları eğitim, zorlayıcı sınavlar, yerine getirmeleri beklenen görevler ve hizmet ettikleri amaç… Peki, görünürde kusursuz işleyen bu sistemin çöküşü neye bağlı olabilir? Bu soruyu ve daha fazlasını irdelemekten çekinmeyen Babil, ırkçılıktan sömürgeciliğe, ulusların yükselişinden emperyalizme dek pek çok temayı ustalıkla işliyor. 664 sayfa uzunluğuna rağmen Kuang ne gereksiz anlatımlara sapıyor ne de anlatımın ritmini kaybediyor. Örneğin Oxford’un ihtişamı ve gümüş işleme sistemi, kitapta zekice kurgulanmış bir sihir mekanizması olarak karşımıza çıkıyor. Herhangi bir abartıya kaçılmadan vurgulanan çeviri ve dilin önemi ise, kitabın dil bilime cesurca göz kırpmasından ibaret. Etimolojiye değinilen sahneler ise bu büyülü çerçeveyi daha da zenginleştirmekte. Kuang’ın zarif dili ve akıcı anlatımı, Babil’in eleştirel temasıyla ustalıkla birleşiyor ve sonuçta ortaya, tüm bu görkeminin altında, iğne ipliğine bağlı dengelerle örülmüş bir sistem çıkıyor: Babil. Şunu da belirtmek gerekiyor ki yer yer eklenen dip notlar okuma deneyimini desteklerken, zamanla okuru tam olarak tatmin etmiyor. Babil’i okumak meraklı zihinlerde pek çok soru işareti yaratmak için biçilmiş kaftan. Ayrıca, gittikçe artan ivmesi ve çarpıcı sonu
1000Kitap
BabilR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20241,933 okunma
Reklam
Reklam