İhsan

İhsan
@ihsan___
Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde.. —
İnsanlar artık aya, güneşe, Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına, piyasaya, makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar.
Sayfa 80 - TİYO Yayıncılık - 21. Baskı - 2024
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnsanın geçmişinden kaçabilmesi için, kendinden kaçabilmesi gerekiyor..
Sayfa 29 - İletişim Yayınları - 26.Baskı - 2023
Edebiyat
Bütün bunları bildikten sonra ve anlatamadıktan sonra, yazmanın ne önemi var? Tatsız bir mücadele..
Sayfa 224 - İletişim Yayınları - 29.Baskı - 2023
Edebiyat
Hakikat hiç kimseyle paylaşılmasa bile hakikat olma vasfından bir şey kaybetmez.
Sayfa 49 - TİYO Yayıncılık - 21. Baskı - 2024
Alıntı
Bir Zihnin Laboratuvarı: Oğuz Atay ve Günlük
8/10
·302 syf.·
2026 3. kitabı
"Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız." Oğuz Atay’ın Günlük’ü, edebiyatımızın en derin ve sarsıcı yalnızlık metinlerinden biridir. Bu kitapta karşımıza çıkan yalnızlık, basit bir sosyal izolasyon veya fiziksel olarak tek başına kalma hali değildir; aksine, anlaşılamamanın, çağıyla ve çevresiyle uyuşamamanın getirdiği varoluşsal bir kimsesizliktir. Atay, günlüğünün sayfalarında bize, zihninin derinliklerinde yaşayan ama o derinlikte nefes alamayan bir dünyayla muhatap olmak zorunda kalan bir aydının trajedisini sunar. Eserde yazarın en büyük sancısı, etrafını saran yüzeyselliktir. Döneminin "aydın" çevrelerine, kalıplaşmış edebiyat kanonlarına ve her şeyi basitleştiren toplumsal yapıya duyduğu derin kırgınlık her satıra sinmiştir. O, çok şey söylemek isteyen ancak konuştuğu dilin harflerini kimsenin bilmediğini fark eden bir insanın çaresizliğini yaşar. Günlük, Atay'ın kendi içindeki o gürültülü ve zengin dünyaya çekilişinin, dış dünyadan umudunu kesişinin yazılı bir belgesi gibidir. Bu bağlamda yazarın yalnızlığı, dışlanmışlıktan ziyade bilinçli ve zorunlu bir "içe göç" eylemidir. Bu satırları okurken, Tutunamayanlar'ın Selim Işık’ının veya Tehlikeli Oyunlar’ın Hikmet Benol’unun aslında kurmaca karakterler olmadığını, doğrudan doğruya günlüğü tutan o yalnız adamın, Oğuz Atay'ın parçaları olduğunu çok daha net anlarız. "Beni anlamıyorlar" düşüncesi, Atay'ın kaleminde bir ergenlik hezeyanı veya içi boş bir klişe olmaktan çıkar; ete kemiğe bürünür ve haklı bir isyana dönüşür. O, kendi deyimiyle "bekleyen" biridir; kendisini anlayacak, onunla aynı zihinsel frekansta buluşacak o hayali ve ideal okuru beklemenin getirdiği yorgunluk, günlüğün en temel duygu tonunu
Edebiyat
GünlükOğuz Atay · İletişim Yayınları · 20207,3bin okunma