Sonra içtimaî kader. İşlemediği bir günâhın çilesini çekmeğe mahkûm ediliş. Nihayet felâketlerin en büyüğü: karanlıklara çivileniş. Zavallı dostum! Büyüklere yalnız acılarınla mı benziyeceksin? Düşünce dikenli bir taç. İsa'dan Gandhi'ye kadar tanrıya nisbeti olan her ulu, tanrıların hışmına uğradı. Tanrıya nisbeti olmadan tanrıların hışmına uğramak, hazîn.
İktidar aydından hoşlanmaz. Napolyon, çağının en büyük düşünce adamlarını ideolog diye küçümser. İdeolog; dalgacı, hayalperest, dünyadan habersiz kimsedir, Napolyon'un dilinde. Faşizm'ler, topyekûn aydın düşmanı. Galiba Goering, «kültürden söz edildiğini duyunca elim tabancama gider», dermiş. Lenin'e göre aydın, «kendini dünyanın tuzu biberi sanır, ama pisliğidir sadece.»
Oyunun kuralı bu, baştakiler düşmandır aynalara; hele çirkinliklerini büyütüyorsa...