ihtiyar

ihtiyar
Sınırlı karakterlere sığmayan bir karakter miyim diye endişelendim... #65954273
Okur
Lisansüstü
Trabzon
Bursa
1792 okur puanı
Ağustos 2015 tarihinde katıldı
Kendine pek çok soru sordu ama cevap veremedi: hissetmek için duracaktı. Nasıl doğardı bir üçgen? önce bir fikir miydi? yoksa şekil oluşunca mı gelirdi düşünce? bir üçgen ölümcül mü doğardı? zengindi eşya. — Soru üzerinde vakit geçirmek istiyordu. Ama aşk istila ediyordu onu.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnandığım aşağı yukarı şu: evlilik sondur, evlendikten sonra bana hiçbir şey olamaz. Düşünsene: sürekli olarak yanında birisinin olması, yalnızlığı hiç bilmemek. — Tanrım! — kendimle bir daha hiç olamamak, hiç. Ve evli bir kadın olmak, yani, kaderi tamamen çizilmiş bir insan. O andan itibaren yaptığın tek şey ölmeyi beklemek. Şöyle düşündüm: mutsuz olma özgürlügü bile korunmuyor çünkü başka bir insanı da kendinle birlikte sürüklüyorsun, Seni her zaman gözlemleyen biri oluyor, seni inceleyen, her hareketini gören, Ve yaşama bıkkınlığının bile yalnız ve umutsuzken doğduğunda belli bir güzelliği oluyor - diye düşündüm.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Aslına bakarsan hâşâ Allah'ı da tam beğenen yok. “Kuşları ne güzel renk renk farklı ötüşlerle halk etmiş süphanallah, der demez eşşoleşşeğin aklına hemen peki dünyada neden bu kadar adaletsizlik var, neden iyiler böyle, katiller şöyle, hıyarlar çekirdekli, bazı karpuzlar kelek diye geliyor. Ha canım, adalet ne hak ne sen daha iyi bilirsin, ne olsa dayın adalet yüksek okulunda okudu, sen de gazete ve birkaç kitap okudun, sen Allah olduğunda, parti lideri gibi başa sen geçtiğinde yani, düzeltirsin dünyayı, yağmur ormanlarını iki katına çıkarır, karıları iki ferçli, kendini de zeker be desti vakur yaparsın olur biter, âlem de senin şeyini görür...” der, gittikçe kısılan sesine karışan çok ağır bir şey onu da ezer ve sesi sanki bastırarak bitirirdi.
Sayfa 332·Kitabı okudu
İnsanın kabuksuz mevsimi...
“Ha akıl küpüm, söyle de bizi dilşad et,” deyip hemen arkasından, “İki gözüm merak etme insan 13 yaşında özgüvenli emin ve memnun olursa onu 23 yaşında öyle bir soyarlar ki şaşar kalır. İnsanın kabuksuz mevsimi, ham mevsimi, dikenli mevsimi, tadında mevsimi ve kart mevsimi vardır. Ama bunlar kırkına kadar pek de olmaz, acele etme, olmak kolay mı, en zor şey, kaç kişi ne olabilmiş? Allah aşkına bir bak, yok desen yalan değil ama var yok da değil çok rica ediyor, elini ayağını öpüyorum biraz bahçevan ol, biraz toprağı, dalı, çiçeği, meyveyi anla, kurbanın olurum.” deyip hemen arkasını döndü.
Sayfa 324·Kitabı okudu
Çok iyi.
Kuru bir dal gibi hissediyordu kendini, havada asılı kalmış, Kırılgan, eski ağaç gövdesiyle kaplı. Belki susuzdu, ama yakında su yoktu. Ve her şeyden çok eğer o anda bir adam onu kucaklayacak olsa, sinirlerinde yumuşak bir tatlılık hissetmeyeceğine dair o boğucu kesinlik ama limon suyu sızlatıyordu sinirlerini, bedeni ateşin yanındaki tahtalar gibi, eğilmişti, çatırdıyordu ve kuruydu. Kendini şöyle diyerek yatıştıramıyordu: bu sadece bir ara, yaşam sonra bir kan dalgası gibi gelecek, yıkayacak beni, kavrulmuş tahtayı ıslatacak. Kendini kandıramıyordu çünkü aynı zamanda yaşıyor olduğunu biliyordu ve bu anların zor bir şeyin, minnettar olacağı acılı bir deneyimin zirvesi olduğunu: âdeta zamanı kendi dışında duyuyordu, kendini zamandan çıkararak.
Sayfa 30·Kitabı okudu