6/10
·192 syf.··
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
Sosyal medyada ve çevremde son dönemlerde adını sıkça duyduğum genelde okuyanların övgüyle bahsettiği bir kitap Geri Verilen Kız yani Arminuta. Kitap kısaca tek çocuk olarak özenle deniz kenarı bir evde dans dersleri güzel okullar mükemmel kıyafetler ve ilgiyle büyütülen bir kız çocuğunun birden sen bizim çocuğumuz değildin seni gerçek ailen geri istiyor diyerek aslında gerçek anne babası olan uzaktan kuzenlerine geri gönderilmesini anlatıyor. Bu evde bir sürü çocuk, mahremiyet algısının olmaması, annenin çok çocuktan bunalmış, babanın ise sıklıkla çalışıyor moduyla evde olmadığı, sefalet ve yoklukla tanışması işleniyor. Kitap boyunca bu kızın ismi hiç olmadı o Arminuta'ydı, yıllarca bir yalanı yaşamış mantıklı bir açıklama yapılmadan bizim bununla işimiz bitti der gibi geri verilmiş, geldiği evde kız kardeşi dışında bağ kuramamış bir kız çocuğu. Benim beğendiğim kısım Arminuta'nın duygusal dalgalanmalarını patlamalarını kabullenmemelerini zorundalıklarını okuyucuya hissettirebilmesiydi yazarın. Ama açık konuşmak gerekirse uygun olmayan farklı durum ve kısımlarda vardı tabii. Kardeşler arası cinsel ilgi, evde şiddetin günlük hal halini alması vsvs. Kitabın konu açısından ilgi çekici olması kitabı kurtarmış bence. Yoksa üslup çok sokak ağzıydı, içerik zenginleştirilebilirdi, olay örgüsü sonlandırılabilirdi. Genel anlamda Arminuta'nın bazı bölüm sonlarında geleceğe gitmesiyle kız kardeşiyle bağının devam ettiği ve okuyabildiği gibi çıkarımlar yapsakta genel anlamda "eh işte " denilebilecek bir kitaptı.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,151 okunma
Deli Gömleklerinizi Kuşanın, Zamanın Dışına Çıkıyoruz
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2026 148. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:29
SPOİLER OLDUKÇA FAZLA !!!!!! Nereden başlayacağımı pek bilmiyorum açıkçası. Bu sene kitap incelemesi yazmayacağımı söylemiştim kendime ama galiba en çok inceleme yazdığım yıllardan biri oldu. Yıldız Gezgini de hakkında birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim kitaplardan biri. Öncelikle kitabın diliyle başlamak istiyorum. Çünkü kitaba başlamadan önce okuduğum yorumların büyük kısmında dilinin ağır olduğu, bazı bölümlerin zor ilerlediği yazıyordu. Açıkçası ben aynı şeyi hissetmedim. Tam tersine, Jack London'ın kalemine hayran kaldım. Evet, kitap ölümden, bilinçten, geçmiş yaşamlardan ve insan ruhundan bahsediyor; yani oldukça büyük konuların peşine düşüyor. Ama bunu yaparken hiçbir zaman okuru yormuyor. Bir bölümde San Quentin'in karanlık hücresindesiniz, birkaç sayfa sonra çölün ortasında susuzluktan kırılan küçük Jesse'nin peşinden gidiyorsunuz, ardından kendinizi Kore saraylarında buluyorsunuz. Kitap sürekli yer ve zaman değiştiriyor ama buna rağmen akıcılığından hiçbir şey kaybetmiyor. Kitabımız ,Darrell Standing adında bir profesör var,onun San Quentin Hapishanesi'nde idamını beklediği günlerde başlıyor. Ama açıkçası Darrell ilk başta çok sevdiğim bir karakter olmadı. Oldukça gururlu, inatçı ve başına buyruk biri. Zaten hapishane yönetimiyle sürekli çatışmasının sebebi de biraz bu. Özellikle gardiyanlarla yaşadığı gerilim daha ilk sayfalardan hissediliyor.Sonra işler giderek sertleşiyor. Darrell'a uygulanan deli gömleği cezası kitabın yönünü tamamen değiştiriyor. Başlarda bunun sadece bir hapishane hikâyesi olacağını düşünmüştüm. Hatta Jack London'ın daha çok sistem eleştirisi yaptığı bir roman okuyacağımı sanıyordum. Sistem eleştirisi elbette var; San Quentin oldukça karanlık ve acımasız bir yer olarak çiziliyor. Deli gömleği sahneleri ise kitabın en vurucu yerlerinden
1000Kitap
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·
Amerika’daki Kuzey-Güney Savaşı (Amerikan İç Savaşı) aslında tek bir ülkenin kendi içinde yaptığı çok büyük bir savaştı. Kim kimle savaştı? * Kuzey (Union / Birlik) → ABD yönetimini korumak isteyen eyaletlerdi. → Bunlara Yankiler denirdi. → Sanayi, ticaret ve fabrikalar daha güçlüydü. → Başkan Abraham Lincoln Kuzey tarafının lideriydi. * Güney (Confederacy / Konfederasyon) → Ayrılıp kendi devletlerini kurmak isteyen güney eyaletleriydi. → Tarım, özellikle pamuk üretimi çok önemliydi. → Büyük çiftlikler (plantasyonlar) vardı. → Ekonominin temelinde köle emeği bulunuyordu. Savaşın ana nedeni neydi? En büyük mesele kölelikti. Güney eyaletleri siyah insanların köle olarak çalıştırılmasını sürdürmek istiyordu. Kuzey’de ise köleliğe karşı çıkanların sayısı artıyordu (tek sebep sadece bu değildi; eyalet hakları, ekonomi ve siyasi güç kavgası da vardı). Zencilerin (Afrikalı Amerikalıların) durumu nasıldı? Savaş öncesinde: * Güneyde yaklaşık 4 milyon siyah insanın büyük kısmı köleydi. * İnsanlar satın alınabiliyor, aileleri parçalanabiliyor, zorla çalıştırılıyordu. * Hukuki hakları çok sınırlıydı. Savaş sırasında: * 1863’te Lincoln Özgürlük Bildirisini yayımladı; isyancı Güney’deki kölelerin özgür olduğunu ilan etti. * Çok sayıda siyah asker Birlik ordusunda savaştı.
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Artemis Yayıncılık · 20223,135 okunma
Puan vermedi·517 syf.·
2023 45. kitabı
Martin Eden, ilk başta sadece bir başarı hikâyesi gibi görünse de okudukça daha farklı konulara değindiğini fark ettim. Kitabın merkezinde, denizci olan Martin'in Ruth'a duyduğu aşk sayesinde kendini geliştirme çabası var. Martin'in sürekli okuyup öğrenmeye çalışması beni etkiledi. Açıkçası ben olsam bu kadar zorluk karşısında aynı sabrı gösterebilir miydim emin değilim. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey insanların Martin'e karşı davranışlarının zamanla değişmesiydi. Başarılı olmadan önce ona pek değer vermeyen insanların, ünlü bir yazar olduktan sonra ona ilgi göstermeye başlaması bana düşündürücü geldi. Bu kısmı okurken insanların bazen birinin nasıl biri olduğuna değil de ne kadar tanındığına ve toplumdaki yerine göre değer verdiğini düşündüm. Sınıf farklılıkları da kitapta önemli bir yer tutuyor. Martin başlarda Ruth'un yaşadığı çevreye hayranlık duyuyor ve o dünyanın bir parçası olmak istiyor. Fakat zamanla o çevrenin düşündüğü kadar kusursuz olmadığını görüyor. Bence kitabın en dikkat çekici yanlarından biri buydu. Çünkü Martin değiştikçe olaylara ve insanlara bakışı da değişiyor. Ben en çok Martin'in yaşadığı iç çatışmalardan etkilendim. Uzun süre hayalini kurduğu başarıya ulaştığında bile tam anlamıyla mutlu olamaması beni şaşırttı. Kitabın sonlarına doğru onun yaşadığı hayal kırıklığını hissedebildim. Bazı kararlarına katıldım, bazılarına ise katılmadım ama karakterin yaşadıkları bana gerçekçi geldi. Ruth karakterine ise zaman zaman sinirlendim. Martin'i sevmesine rağmen onu olduğu gibi kabul etmek yerine değiştirmeye çalıştığını düşündüm. Bu yüzden ilişkilerinde bazı sorunların çıkması bana çok şaşırtıcı gelmedi. Jack London'ın anlatımını genel olarak akıcı buldum. Bazı bölümlerde düşüncelere fazla yer verilmesi nedeniyle okuması biraz yavaş ilerledi ama bu
Roman-Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
Umursamaz İnsanlar / Sarah Wynn-Williams Yazar Sarah Wynn-Williams, Yeni Zelandalı genç bir diplomat ve avukat. 2009 yılında Facebook’un yükselişiyle birlikte bu büyülü gelen dünyaya büyük bir merak duymaya başlar ve uzun uğraşların ardından da Facebook ekibine katılmayı başarır. Sarah’ın görevi, ülkeleri dolaşıp Facebook’un daha fazla yerde erişime açılması için çalışmak. İlk bakışta oldukça masum görünen amaç; insanları birbirine bağlamak ve iletişimi güçlendirmek. Ancak platform büyüdükçe mesele yalnızca insanlar arası iletişim olmaktan çıkar. Özellikle Çin örneği kitapta oldukça ilginç. Çin’in veri kontrolü talepleri karşısında şirketin yaklaşımı, Sarah’ın Facebook’un göründüğü kadar masum olmadığına dair düşüncelerini güçlendirirken biz okurlar da güç, para ve etik arasındaki çizginin ne kadar kolay bulanıklaşabildiğini görmeye başlıyoruz. Kitapta algoritmaların kimi görünür kıldığı, yalan haberlerin nasıl yayıldığı ve bazı toplumsal olaylarda nefret söyleminin nasıl körüklendiği dikkat çekiciydi. Hatta bazı ülkelerde yaşanan şiddet olaylarında etkileşimin sürmesine göz yumulması... Eyvah Eyvah Günlük hayatta fark etmeden verdiğimiz meta izinlerinin masum bir tıklama olmadığı, “Tanıyor olabileceğin kişiler” önerileri, istemeden gönderilen bağlantı davetleri, ilgi alanlarımızın ve davranışlarımızın takip edilmesi… Reklamların bazen tam da aklımızdakine denk gelmesi gibi. Vergi meselelerinden şirket içi kayırmacılığa, mobbingden taciz iddialarına, yazarın hayal kırıklıkları ve mücadelelerine değinen kitapta İstanbul’a dair kısa bir bölümde var. 452 sayfa olmasına rağmen iki günde bitirdim; resmen su gibi aktı. Kesinlikle okunmasını isterim. Ve hazır konu buraya kadar gelmişken küçük bir not da bırakayım: Eğer Meta ekibi bir yerlerden bunu görüyorsa, beni askıya
Umursamaz İnsanlarSarah Wynn-Williams · Destek Yayınları · 09 okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:08
Başlamaya epey çekindiğim bir kitaptı ne yalan söyleyeyim. Genelde roman okumayı sevdiğim için bu tarz kitapları pek benlik değil kategorisinde değerlendiriyordum ama yanlış düşünüyormuşum. Oldukça ilgi çekiciydi. Birçok cümlesinde kendimi gördüm. Yer yer terapistimle karşılıklı bir sohbet içerisindeymişiz gibi hissettim. Yer yer de kendimi sorguladım. Bana çok şey kattığını söyleyebilirim. En basitinden bir şeyleri çözümleyebilmem konusunda yardımcı oldu. Zaten oldukça akıcı ilerliyor, uzun da değil. Bir çırpıda bitebilecek bir kitap. Gerçekliği yüzünüze vurursa ve okumakta zorlanırsanız orasını bilemeyeceğim;) Şiddetle tavsiye ederim.
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma