İlhan Berk

İlhan Berk
@ilhamm
Foxley Orada mı?
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2019 87. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2019 18:34
Öykücüleri izleme serüvenimize devam ediyoruz. Bana biraz vakit ayırmak ister misiniz? https://1000kitap.com/yazar/Roald-Dahl_5566 yazı atölyesinde bana verilen reçetenin dördüncü hapıydı. Yazarı çocuk kitaplarından tanıdığım için öykücü olarak bu listeye gireceğini düşünmezdim. Bir sebebi olmalı mutlaka, dikkatli okumak lazım. Yazara ait öyküleri ararken çocuk kitapları arasından güçlükle buldum bu eserini. Böylece bitirmiş olduğum 45. öykü kitabı oldu. 12 tanesi Sait Faik olmak üzere farklı yazarlara ait olan. Kim nasıl yazıyor, derdi ne, nasıl bir yöntem izliyor? Anlamaya çalışıyorum. İyi bir öyküyü nasıl tanımlayabiliriz. Aslında iyi öykü göreceli bir ifade olsa da kötü öyküyü tanımlamak daha kolay olabilir. Bizi heyecanlandırmayan, sıkan, bir an önce bitse diye beklediğimiz öykülerdir bunlar. Bu anlamda okuyucuyu heyecanlandırmayan, uyutan bir öykünün yeri şömine olsa gerektir. İyi öykülerin ortak özellikleri Edebiyat Atlası adlı eserde; Dil, tavır/duruş, teklif, atmosfer, tek etki, ayrıntı/yoğunluk, azaltma/rafineleştirme, biçim/yenilik, zenginleştirme/çoğaltma, zamanın dili kavramlarıyla geniş bir açıdan incelenmişse de, benim okur olarak ilgilendiğim beklentilerimden bahsetmek istiyorum. Şimdiye kadar okuduğum öykülerde 4 temel konuya dikkat etmeye çalıştım. 1. Konu seçimi 2. Kurgu biçimi 3. Atmosfer 4. Ritim Konu seçimi, okur beklentilerine göre değişmekle birlikte belli bir çıtanın üzerindeki her yazarın başarılı olduğu bir alan. Benim buradaki beklentim ise, şaşırtıcı ve çarpıcı olması. Buradaki şaşırtıcılık konu seçiminde hiç akla gelmeyen ilginç olaylar seçilebileceği gibi, sıradan görünen herhangi bir olay da, bizi sarsan detaylarla çekici hale getirilebilir. Rolla May, bu detay yakalamayı şöyle ifade eder: “Cezeanne
Senin Gibi BiriRoald Dahl · Can Yayınları · 2018114 okunma
Reklam
Puan vermedi·77 syf.··
2019 63. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2019 14:21
·
Esenyurt'tan Bakırköy'e giderken okunacak, gayet sürükleyici bir kitap. Öyle ki, her kitabında olduğu gibi bu kitabında da kişilik analizi yapan Zweig'i okurken örnek alıp, ön koltukta yüksek sesle telefonla konuşan kızın, yanda oturan şeker patlatma oyunun oynayarak yolculuk yapan amcanın, ani fren yapan şoförün kişilik analizini yapabilirsiniz. Ayrıca kitabın sürükleyici olması trafiği göz ardı etmenizi sağlarken, ana hikaye içinde farklı bir hikaye anlatıyor olması da güneş vuran tarafı yanlış hesaplamanızdan dolayı kendinizle iç hesaplaşmanıza fırsat sunuyor. kitabı okurken, yazarın sadece bir romanı değil de aynı zamanda bir veda mektubu olduğunu bilmenizde fayda var, zira intihar etmeden önceki son kitabı Satranç. Kitapta intiharın eşiğindeki bir yazarın ruh halini, düşüncelerini bulmanız mümkün. Bu noktada son durağa gelmeden kitabı bitirmek benim için önemliydi. kısacık hikaye gibi gözükse de sürgünde intihar öncesi ruh halini, kibre ve kine karşı öfkeyi, karamsarlığını, umutsuzluğunu göstermektedir ve siz bunları okurken aslında uzun olan Esenyurt-Bakırköy arası mesafenin gerçekte kısa olduğunu öğrenebilir, dönüşte güneşin hangi yönde olduğunu daha net hesaplayabilirsiniz.
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma
9/10
·576 syf.··
2018 51. kitabı
Dan Brown okumaya başladığım kitap beni resmen içine aldı. Hiç bu kadar hızlı bir şekilde okuyacağım düşünmezdim. Aynı kahramanımızı olay sabahı CERN'e götüren uçak hızında gelişti olaylar. Birbiri ardına dinmek bilmeyen aksiyon ve macera örgüsünün içinde öyle güzel yerlere gidiyorsunuz ki hem CERN'i gezip aynı gün Vatikan'daki o güzel eserleri inceleme fırsatımız oluyor hem de gizli bir örgütün varlığına dair kanıtlarla karşı karşıya geliyoruz. Hiç gitmememe ve eserlerin neler olduğunu bilmememe rağmen öyle güzel tasvir edilmiş, öyle yalın bir dille anlatılmış ki sanki 3. Bir kişi olarak ben de olayların içindeydim kitabı okurken. Kahramanımızla birlikte şapelleri gezip kiliselerin gizli geçitlerinin arasında dolaşıp eski kütüphane raflarında bulmam gereken eserleri ararken kitapları karıştırıp oranın tozunu yuttuğumu hissettim resmen. Bu eseri çok beğendim ve oraları gidip görme isteği doğdu içimde. Kitabı okuduktan sonra kitapta geçen yerleri inceledim, gerçekten de gidip görmen gerek diye hissettim. Hala kitabın nasıl bu kadar çabuk bitip beni kadar çok etkilediğini düşünüyorum.
Melekler ve ŞeytanlarDan Brown · Altın Kitaplar · 200442bin okunma
9/10
·268 syf.··
2018 71. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2018 21:34
- Böyle bir şaheser hakkında ne inceleme ne de yorumda bulunmak haddime bile değil ama içimden geçenleri belirtmek istedim.. Nihat: "Ne istediğini bilsen canın sıkılmaz!" dedi. Ömer, yalvarır gibi cevap verdi: "Bana istenecek bir şey söyle, uğruna can verilecek bir şey söyle, hemen dört elle sarılayım..." Nihat güldü: "Gördün mü? Derhal sapıtıyorsun. Hayatta hiçbir şey, uğrunda ölmek için istenmez. Her şey yaşamamız için olmalıdır.. - İçimizdeki Şeytan'ı nasıl incelemeye başlar ki insan? Yazarın bu kalemi, büyüleyici kelimeleri ve duygular arasında geçişindeki pürüzsüzlüğü karşısında çok fazla kelime var söyleyebileceğim ama resmen hepsi içimde gelgit oluşturuyor. Hangisini seçeceğim konusunda kararsızlıklar yaşıyorum. Sanırım şu ana kadarki en zor incelemem bu olacak. - Ömer, Macide, Emine Teyze, Galip Amca, Semiha, Bedri, Nihat ve diğerleri.. Bu karakterleri yazar kitabın içinden alıp bizim mahallemize yerleştirmemiş bence, her okuduğumuz karakteri özümseyeceğimiz kelimelerle bizim içlerimize yerleştirmiş.. Her karakterde içimizdeki şeytana ait izlere rastlıyoruz o yüzden aslında her karakter biraz da bizi anlatıyor diyebilirim. - Ömer.. Seni ilk tanıdığım andan itibaren içindekilerin çok farklı olduğunu hissetmiştim. Vapurda Nihat'a ''Şu anda ömrümün en ehemmiyetli dakikalarını yaşıyorum.'' dediğin andan ve sonrasından itibaren izah etmeye çalıştığın o duygu yoğunluğundan başlayarak en son sayfaya kadar hep senin yanındaydım. Daha güzel şeyleri nasıl yaşayabilirdin diye merak ediyorum ama bunun imkanı olmadığını ikimiz de bu kitabı okuyan herkeste gayet iyi biliyordu. Seni düşününce aklıma gelen ilk şey Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunlar kitabındaki ''Hikmet Benol'' karakteri oldu. Hisleriniz, kafanızın
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma