"Hakikati görene, vehim perde olamaz"
"Alimler, ilimde kök saldıkları için şüphe, şek gibi şeyler asla onları, ilimle müşahede ettikleri hakikatlerden saptıramaz. “İsrail oğulları bilginlerinin bunu bilmesi de onlar için bir ayet ( bir delil) değil miydi?" ( Şuarâ Sûresi, Ayet: 197) "Öyle ise ulema nesnelerin varlığı açığa çıkmadan önce onların oluşumlarını bilirler ve onlar husûla gelmeden oluşacaklarını bildirirler"
Sayfa 69·Kitabı okudu
Alıntı
”Eğer bir ilimde takva olmaksızın şeref bulunacak olsa İblis insanların en şereflisi olurdu eğer mesele buysa.”
Çelik yayınevi·Kitabı okudu
Din
Reklam
İlimde talebelik bitmez ve kendini pek çok konuda talebe olarak görmeyen kişi esasında gerçek bir ilim ehli/talebesi değildir.
Sayfa 72·Kitabı okuyor
Şayet medeniyet görmek istiyorsak yü-zümüzü 1400 yıl öncesine çevirip Asr-ı saâdet'e ve sonrasında onun çizdiği güzergâhta yürüyenlere çevirmemiz gerekiyor. İlimde, fikirde, sanatta, edebiyatta ve mimaride asırlar önce ortaya konulanların seviyesine bugün bile ulaşamamış olmak, sözünü ettiğimiz medeniyetin ve onu hayata geçirenlerin ne kadar büyük olduklarını gösteriyor. Tarif etmemiz gerekirse tam olarak ve en küçük bir şüpheye mahal bırakmaksızın buna vakıf medeniyeti demeliyiz. Çünkü en önemli özelliği paylaşma ve dayanışma olan bir medeniyet, vakıf medeniyeti kavramından başka şekilde tanımlanamaz. Yalnızca insanların değil tüm can-lıların mutluluğunu gaye edinen vakıf sistemi, medeniyetimizin mayasıdır. Öyle bir maya ki asırlar geçse bile etkisini asla yitirmedi. Dahası gündelik hayatta, sosyolojik meselelerde ve artık uluslar ötesi hale gelen problemlerin çözümü için dimdik ayakta.
uzman olman gerek .. ciddiye al..
Kesin olarak anladım ki bir kimse herhangi bir ilmin yanlışlığını o ilmi son noktasına kadar kavramadıkça bilemez. Hatta bu ilmin özünü en iyi bilenin düzeyine gelip sonra onu aşmalı ve derecesine geçmelidir. Böylece o ilimde otorite sayılan kişinin farkına varmadığı derinliğin ve tehlikenin farkına varır. İşte o vakit bir şeyin yanlışlığı ile ilgili iddiası gerçekçi olur...
Sayfa 31 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Rasûlullah aleyhisselâm'ın sabah namazının sünnetinden sonra yaptığı dua: "Allah'ım! Katından, kalbimi hidayete erdirecek, dağınık işlerimi toplayacak, beni eski (iyi) halime kavuşturup muhabbetimi geri verecek, dinimi ıslah edecek, içimi (kamil iman ve güzel ahlakla) koruyacak, zahirimi (salih amellerle) yüceltecek, amellerimi (riya ve gösterişten) arındıracak, kıyamette yüzümü ağartacak, bana aklıselim ilham edecek, ihtiyacımı giderecek ve beni her türlü kötülükten koruyacak olan rahmetini istiyorum. Allah'ım! Senden kalbime yer eden halis, daimi bir iman ve dünyada başıma gelecek her işin ezeli ilimde takdir edilmiş olduğunu bilen sağlam bir inanç istiyorum. Hakkımda taksim ettiğin rızka beni razı kıl. Allah'ım! Senden sadık ve küfre dönmeyen yakin bir iman istiyorum. Yine senden beni dünya ve ahiretin yüksek derecelerine ulaştıracak olan rahmetini istiyorum. Allah'ım! Senden huzuruna ak bir yüzle gelmeyi, musibetlere karşı sabretmeyi, şehidlerin derecelerine ulaşabilmeyi, saadet dolu güzel bir hayatı, düşmana karşı yardımı ve (cennette) peygamberlerle beraber olmayı istiyorum. Allah'ım! Bana hacetimi gönderen sensin. Amelimin az, fikrimin zayıf olduğu durumlarda rahmetine sığınırım. Ey işleri sonuca bağlayan ve hasta kalplere şifa veren Allah'ım! Denizleri birbirine karışmaktan koruduğun gibi beni de cehennem azabından, kabirde sorulacak suallere cevap verememekten ve mahşer günü feryat ve figan içerisinde dövünmekten koru. Allah'ım! Mahlukatından yahut kullarından birine verdiğin rahmete her ne kadar aklım yetmez ve onu elde etmeye isteğim ve amelim yetersiz olsa da, o rahmeti senden istiyorum. Ey alemlerin Rabbi olan Allah'ım. Allah'ım! Bizi, doğru yoldan sapıtan ve saptıran kullarından değil, doğru yolu bulan ve gösteren kullarından eyle.
Din
Reklam
Reklam