Dijital fotoğraf makinelerinin icat edilmediği yıllardan söz ediyorum. O vakitler objektifin önünde çok kıymetli insanlar yoksa, çok önemli anlar yoksa düğmesine basılmazdı. Fotoğraf çekmenin değerli olduğu zamanlardı.
İşte o zamanlarda bazı ağabeyler arabalarının fotoğraflarını çekip, arabaya asarlardı. Bir çocuğun, bir kadının fotoğrafı kadar özenle.
Çünkü o zamanlar kasko ödemeleri, banka kredileri, düşük faizler, üstüne para koyup hemen yenisini almalar yoktu.
O zamanlar bir arabaya sahip olmak, bir anda tüketilebilir bir duygunun esiri olmak anlamına gelmiyordu.
Eşyayla başka türlü ilişkiler kurabilmenin mümkün olduğu zamanlardı.
Yaşam bir ekip işidir. Yaşamın doğasında bu gerçek vardır: Yaşam, ilişkiler içinde oluşur ve gelişir. Bu İlke bir gerçeği yansıtır. Öğrencinin bu gerçeği öğrenmesi çok önemlidir. Onun iyi bir ekip üyesi olarak yetişmesi, eğitimin amacı olmalıdır.
“Love goes toward love as schoolboys from their books.”
“Aşk, aşka doğru gider; tıpkı okuldan çıkan çocuklar gibi.”
+ Tılsımlı bir kitap bu. Ne kadar yüzeysel ilişkiler içinde olduğumuzu yüzümüze vuruyor :))