Doğrusu, küreselleşme gerçek anlamıyla 17. ve 18. yüzyılın bilimsel devrimlerinden sonra başlar. Neden dönüm noktaları olarak bu tarihler? Çünkü basitçe modern bilimin söylemi, insanlık tarihinde hiç kuşkusuz, tek değilse bile, en azından ilk gerçek ve inandırıcı "küresel" temayüle sahip söylemdir. Bütün zamanlarda ve mekanlarda, zenginler kadar yoksullar için, güçlüler kadar zayıflar, aristokratlar kadar avam için, yani bütün insanlar için de geçerli olduğunu meşru bir şekilde öne sürebilen bir söylem olması bakımından ilktir. Çekim yasası evrensel olduğu kadar bu anlamda demokratiktir de.
Süt Tozuna Satılan Sütü Bozuklar Yolunda Uzatmaları Oynuyorlar
Kullanışlı her kötülük kitle imha silahı medya da mağdur edebiyatı ile bilinçli bir şekilde büyütüldü. Aynı yere hizmet eden iki kötülük birbiri ile kavgalı gösterilerek toplum aldatıldı. Satan ile satılanı kol kola bir işbirliği içine sürüklemenin en kalleş yöntemleri uygulanıyordu. Satılmayan her iyilik devrim ahlakı tohumu sevgi ile kendi çabasını her döngü ile değişen çağda kendi büyüttü. Biri soyuyor, doymuyordu, değeri BİZ bilinci içinde uyanarak büyüdüğü için uyandırdığı halde utanan olmuyor, uyanan çoğaldıkça kötülük tarafında çaldıklarını geri vermek zorunda kalacaklar diye telaş büyüyordu. Kitle imha silahı medya ve şarlatanlar bu sebeple ortalığı velveleye veriyordu. Kimi iç kimi dış savaş çığırtkanlığı yapıyordu. Üç kuruş çıkara vatanın, devletin, ulusun genel yararı aleni satılıyordu. Tek dertleri vardı; özelleştirme talanı, doğal kaynak talanı, yaşam pahalılığı vurgunu ile servet büyütme gayretleri nihai niyetleri yıkıcılık üretmesi gerekiyordu. Her türlü kuralsızlığın bu sebeple her yerde kol geziyordu. Niyetlerine uygun hiddet ile şiddete başvurarak sonuç almayı bir darbeler geleneği haline getirmişlerdi. İlk asil kan satışı süt tozuna satılan sütü bozuk anlayışın yeryüzünün en kanlı soyguncu örgütünü Anadolu'ya musallat ettikleri gün başlattı. Uzatmaları oynayan o kanlı zulüm on yıl önce bitti.
Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Bedenimiz bizimdir!" 1970'lerin başında kürtaj yasağını protesto eden kadınlar böyle haykırıyordu. Aynı sloganı kısa bir süre sonra bu sefer eşcinsel hareket benimsemiştir. Söylem ve yapılar iktidarla el eleydi, beden ise toplumun içinde baskı görenlerin, marjinalleştirilenlerin tarafındaydı: Irk, sınıf ya da cinsiyet bakımından azınlık olanlar, iktidarın söyleminin, bedeni susturan bir araç olarak dilin karşısına koyabilecekleri tek şeyin bedenleri olduğunu düşünmekteydiler. "Kadın Özgürlüğü Hareketinin (MLF) kurucularından Antoinette Fouque, "söylenegeldiği gibi, kadın hareketi entelektüeller tarafından başlatıldıysa bile (...)," diye itiraf etmiştir bir keresinde, "ilk önce bir çığlık yükselmiş, o çığlıkla birlikte beden sahneye çıkmıştı: 1960'ların toplumu tarafından kıyasıya hırpalanan, çağdaş düşüncenin üstatları, yani dönemin modernleri tarafından alabildiğine ezilen beden." Beden işte bu temelde, 1970'lerde azınlık hakları için yürütülen mücadeleye dahil olmuştur: Baskının en yoğun olduğu odaklardan biri, özgürleşme yolunda kilit bir araç ve bir devrim vaadi olarak. "O zamanlar MLF'nin yapacağı devrimin, bedeni sansürden kurtarmak olacağını söylüyordum, tıpkı Freud'un (...) bilinçdışına üzerindeki sansüre son verdiği gibi."
Giriş
Hiç kaybetmemiş birine ağır gelir ilk kayıplar .
Sayfa 9
Efsaneler, mitler, Tanrılar ve dinler ilk kez bilişsel Devrim sayesinde ortaya çıktı. daha önce pek çok hayvan ve insan türü ''dikkat et bir aslan'' diye uyarı gönderebiliyordu ama bilişsel Devrim sayesinde homo sapiens ''Aslan kabilemizin koruyucu ruhudur'' deme becerisini kazandı. kurgular hakkında konuşabilme becerisi en Özgün yanındır
Ziya Gökalp’in Reform Önerisi
Ziya Gökalp şeyhülislamı politika dışına çıkarmayı, şeriat mahkemelerini ve bütün okulları Şeyhülislamlık’tan ayırmayı önerdi. Gökalp’in bu önerisi doğrultusunda 1916’dan itibaren şu reformlar yapıldı: 1- Şeyhülislam kabineden çıkarıldı. 2- Şeriat mahkemeleri Şeyhülislamlık’tan alınarak Adalet Bakanlığı’na bağlandı. 3- Evkaf İdaresi Meşihat’tan ayrıldı. Evkaf Bakanlığı kuruldu. 4- Bütün medreseler Meşihat’tan ayrılıp Maarif Bakanlığı’na bağlandı. Bu reformlar, Cumhuriyet Dönemi’nde, “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” başta olmak üzere 3 Mart 1924 Devrim Kanunları’na altyapı oluşturdu. Meşrutiyet Dönemi’nde geleneksel-dinsel sıbyan mektepleri mahalle mekteplerine dönüştürüldü. İlk kez ilkokulların sayısı artmaya başladı. Meşrutiyet Dönemi’nde yine Ziya Gökalp etkisiyle eğitim programlarına edebiyat, tarih, felsefe dersleri konuldu.
Sayfa 210 - İnkılap·Kitabı okuyor