Geçtiğimiz haftalarda Esendal'dan Ayaşlı ve Kiracıları'nı okumuş ve döneminin sosyal durumunu, insanlara dair gözlemlerini, Cumhuriyet'in ilk yıllarının ufak bir kesitini çok sade, çok gündelik bir dille işleyişinden çok keyif almıştım. Bu sebeple kitapçıda Vassaf Bey'e denk gelince hemen alıp okumak istedim.
Vassaf Bey, Esendal'ın vefatının ardından evrakları arasında bulunmuş ve 1983 yılında yayınlanmış bir eser. O sebeple biraz taslak halinde kalmış, hatta kitabın sonunda biraz daha güncellenmiş, Esendal'ın üstünde çalışıp farklı ekleme ve çıkarmalar yaptığı bir versiyonu da bulunuyor.
Kitap, bir Temmuz günü Ankara'da Yenişehir'de iki arkadaş, Perihan ve Behice ile başlıyor. Behice evli, çocuklu bir kadın, Perihan ise bekar bir kız. Bundan bahsetme ihtiyacı duyuyorum çünkü romanın tamamında olduğu gibi başlangıcı da ikilinin bu konu üstüne konuşmaları ile karşımıza çıkıyor.
Perihan ilginç bir karakter. 23 yaşında, evlenmemiş ve çalışmıyor. Zaten çalışma konusundaki düşüncesi çok olumlu da değil. Benzer düşünceleri roman boyunca başka karakterlerde de görüyoruz aslında. Örneğin, Perihan'ın kız kardeşi Neriman hukukçu ancak çalışma hayatının kendisine kadın olduğunu unutturduğundan bahsediyor. Perihan ve Neriman'ın yengesi ise çalışma konusu geçtiğinde, toplumda ve çalışma hayatında kadınların güvende olmadığı düşüncesinde, "Çalışsan bir türlü, arkana bin it köpek düşer ilkin patrondan yakanı kurtaramazsın. Çalışmasan aç kalırsın" diye fikrini belirtiyor.
Evlilik de en azından bu karakterler için çok da aşk ve saf duyguların eseri de değil. Neriman için çalışma hayatından kaçabilme ihtimali sunduğu için olumlu gördüğü bir şey, Feride için de annesiz, babasız bir genç kız olarak hem bir sığınak hem de güvensiz gördüğü iş hayatından kaçış. Hatta Feride öyle bir