Ne zaman umduğu, yürekten arzuladığı bir şey, arzuladığının tam tersi olsa, ilkin pis bir can sıkıntısı, arkadan da önce hafif, gittikçe Çoğalan bir baş ağrısı başlardı.
Çoccuk bir kendisi-için-varlık olmanın başlangıçlarını anneyle kurulan en erken sevgi bağlarından hareketle geliştirir. Anne, çocuğa dünyayı ilkin bu bağlar içinde ve onun vasıtasıyla "dolayımlar." Ona verilen dünya içinde olabileceği bir dünya olabilir; ama ona verilenin o anda onun için uygun olmaması da mümkündür. Ancak, yaşamın ilk yılının önemine rağmen, çocuğun bebekliği, çocukluğu ve yetişkinliği boyunca içinde var olmak zorunda kaldığı muhitin doğası şu veya bu şekilde hâlâ büyük bir etkiye sahip olabilir. Bu, sonraki aşamalarda baba veya diğer önemli yetişkinler ya çocukla doğrudan ilişkileriyle ya da anne üzerindeki etkileri yoluyla dolaylı olarak çocuğun hayatında kati bir rol oynayabilirler.
Dünyaya ilk bakışında baykuşu gördü. Babası sandı ilkin baykuşu, oysa ilk harfi hariç hiçbir benzerliği olmayacaktı babasıyla baykuşun... Ve kız için, büyüdüğünde dahi söylenmesi dünyanın en zor hecesi olacaktı BA - BA...
Uğursuz kelimesi, küçük kızın duyduğu ilk kelimeydi. Oysa ona hoş geldin de diyebilirdi.
"Ne!" dedi, kahkahadan kırılarak, "ruhunuzu hayvanlarınkinin aksine, ölümsüz mü sanıyorsunuz? Doğrusu sevgili dostum, gururunuz epeyce küstah! Çok rica ederim, bu ölümsüzlüğün hayvanların zararına olduğunu neye dayandırıyorsunuz? Sebebi acaba bizlerde mantık yeteneği olduğu, onlarda ise bulunmadığı mıdır? İlkin buna itiraz ediyorum ve canınız istediği zaman, onların da bizler gibi düşündüklerini size ispat etmeye söz veriyorum.
"Ama ayrıca mantığın bize özgü olarak dağıtıldığı ve sadece bizim türümüze ait bir ayrıcalık olduğu doğruysa bile, Tanrı'nın insanoğluna akıl ihsan ettiği için, bir de onu ölümsüzlükle zenginleştirmesi gerektiği nasıl söylenebilir? Yani bu hesapla, dün bu zavallıya bir gümüş sikke verdim diye ona bugün bir altın sikke mi vermem gerekir? Bu sonucun yanlışlığını pekâlâ siz de görüyorsunuz; oysa aksine, birine bir altın vermekle doğru yaptıysam, benden hiçbir şey almamış olan bir başkasına bir gümüş vermem gerekir. Buradan aziz dostum, bizlerden daima bin kere daha adil olan Tanrı'nın, birilerinin önüne her şeyi sererken ötekilere hiçbir şey bırakmazlık etmeyeceği sonucunun çıkarılması gerekir. Sizin dünyanızda, paylaşımda hanenin neredeyse tüm gelirine el koyan yaşlılarının örneğini ileri sürmenize gelince, bu, isimlerini ebedileştirmek isterken fakirliğe düşerlerse yollarını şaşırıp şöhretlerini kaybetmekten endişe eden babaların bir zafiyetidir. Ama yanılgıyı kesinlikle bilmeyen Tanrı, böylesine bir büyüğünü işlemekten uzak durdu ve ayrıca da Tanrı'nın ebediyetinde, ne evveli ne de sonrası olmadığından, âlemindeki küçükler yaşlılardan daha genç sayılmazlar."
Tanrı, anneleri rızka aracı kılıyor ve bu yüzden sütle gıdalana gıdalana büyüyen balalara bu nimetinden sonra ilkin anneleri sevmeyi öğretiyor. Sonra rızkı vereni..
Seni bana, beni sana kavuşturana ant olsun ki bize verilen en büyük nimet, Tanrı'ya duyduğumuz sevgidir..