John Maynard Keynes'in değindiği bir mesele vardır. Buna göre antik Mısır'ın zenginliğinin temelinde yatan gerçek piramitlerin ve benzeri büyük inşaatların yapımıdır.
Aslında yalnızca prestij yatırımı olan ve onun dışında bir işe yaramayan piramitlerin yapımı on binlerce kölenin istihdam edilmesine, binlerce taş ustasının ve çok sayıda mimarın çalışmasına imkan sağlamıştır. Bu kadar büyük istihdam, büyük tüketim, gelir çemberi yaratılmasına, bunlar da refahın artmasına ve yayılmasına yol açmıştır.
Çok daha önce öteki primatlardan ayrılmaya başlamış olan insanın gerçekten insan olması, doğasına yabancılaşmasının en önemli aşaması olan, üreticiliğe geçmesiyle olmuştur.
Bende hiç tükenmez bir hayat vardı,
Kırlara yayılan ilkbahar gibi.
Kalbim her dakika hızla çarpardı,
Göğsümün içinde ateş var gibi.
Bazı nur içinde, bazı sisteydim,
Bazı beni seven bir göğüsteydim,
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim,
Her yere sokulan bir rüzgar gibi.
Aşkım iki günlük iptilalardı,
Hayatım tükenmez maceralardı,
İçimde binlerce istekler vardı,
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi.
Hissedince sana vurulduğumu,
Anladım ne kadar yorulduğumu,
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi.
Şimdi şiir bence senin yüzündür,
Şimdi benim tahtım senin dizindir,
Sevgilim, saadet ikimizindir,
Göklerden gelen bir yadigar gibi.
Sözün şiirlerin mükemmelidir,
Senden başkasını seven delidir,
Yüzün çiçeklerin en güzelidir.
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi.