Puan vermedi·160 syf.··
2026 22. kitabı
"Çoğu zaman bazı şeyler tekrarlansın istenir; kaçan bir anı yeniden yaşamak, eksik kalmış bir hareket ya da ağızdan çıkmamış bir söze geri dönmek istenir; boğazda düğümlenip kalan sesler, cesaret edilemeyen okşamalar, sonsuza kadar kaybolan o göğüs sıkışması yeniden yakalanmaya çalışılır." "Çalışma olmadan yetenek bir hiçtir." " işin aslı, acıdan başka bir şey yok ve bizler, yakında yok olacağımızı yabancı kollarda unutmaya çalışıyoruz." #ayselbora çevirisiyle okuduğum #savaşlarıkrallarıvefillerianlatonlara bir süredir masamda anlatılmayı bekleyenlerden... Buzlu bir camın ardından okumadım da izledim gibi bir hisle kapattım kitabın kapağını çünkü. Ne desem eksik kalacak gibi his var içimde. 16.yy'ın ilk çeyreğinde Sultan II.Bayezid'in Haliç üzerine yapılacak köprü projesi için Da Vinci yerine heyketraş Michelangelo'yu tercih edilmesi ile başlar benim de zihin şenliğim. Zira tarihi gerçekler (ya da gerçekliği varsayılan) üzerinden ilerleyen kurgular en sevdiğim. Papa II. Julius ile de problem yaşayan Michelangelo Italya'dan Osmanlı başkentine rönesans esintisiyle gelir. Yazar #mathiasenard tercüman Manuel ve şair Mesihi üzerinden kurgunun rotasını edebiyata çevirir... Aşk ve meşk de süzülmeye başlarken kitaptan imbik misali bizler de devrin İstanbul'unda adımlıyoruz satırlar aracılığıyla. Zaman geliyor entrikalardan hayıflanıyoruz. Rivayetler #Michelangelo 'nun gelmediği yönünde ki zaten yazar da kitabın sonundaki notlar kısmında açıklıyor gerçeklik taşıyan kısımları. Köprü Haliç'in iki yanını birleştirme amacı taşıyor ama gönlümde Avrupa ve Osmanlı diyalogu olarak gelişti olaylar. #tavsiyekitap
Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat OnlaraMathias Enard · Can Yayınları · 2024955 okunma
'Sonuncu Köyün Dipsiz Kuyusu' e-kitabı hakkında...
10/10
·100 syf.··
2025 15. kitabı
'Sonuncu Köyün Dipsiz Kuyusu' Selim Turan'ın ikinci e-kitabı. Kitabın adından kasıt sanal ortam yani internet. '2010-2025 yılları arası yazdığı (1) İmbik adını verdiği internette yayımladığı yazılar, Özün Sözü ya da Sözün Özü diye adlandırdığı özlü sözler ve bazı şiirlerinden oluşmaktadır. Haydi, kuyudan çıkalım!
Sonuncu Köyün Dipsiz KuyusuSelim Turan · Play Kitaplar · 20252 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Diyamandi Kitabına Referansla Yaman Bir Gezinti
Puan vermedi·280 syf.·
2025 9. kitabı
Sevgili okuyucu, Sana, Yaman Dede’yi anlatan Diyamandi romanından bahsetmek isterdim. 2022 yılında Profil Kitap’tan çıkan baskısının ne kadar sevimli olduğundan başlayıp, 275 sayfa boyunca neler anlattığına varana kadar birçok şeyden konuşmak isterdim. Hatta Yaman Dede’nin Rum asıllı olup, sonradan Mevlânâ hazretleri ile manevi bir diriliş yaşadığından, Diyamandi adını geride bırakıp Mehmet Abdülkadir Keçeoğlu adını aldığından… Yaman Dede künyesini göğsünde nasıl taşıdığından, Efendimiz’in (a.s.) adı her anıldığında gözyaşlarına boğulduğuna telmihle, Yanan Dede diye anıldığından… İslam’ı tercih ettiği için, Kilise’nin eşine yaptığı baskı yüzünden çok sevdiği hanımından ve biricik kızından ayrılmak zorunda kalışından… Daha gayrimüslimken Esrar Dede ile ilgili yaptığı muhteşem radyo yayınıyla tüm gönüllere Mevlânâ ve Mevlevî demeti sunmasından… Yine İslam ile müşerref olmadığı dönemlerde bile Yamandi Molla olarak anılmasından… Başka bir dille konuşacağız seninle. Bu kitaptan değil bu kitabın bize sunduklarından konuşacağız. -Bir Şair Olarak Yaman Dede- “Yaşlar akarak belki uçar zerresi aşkın Ateşle yaşar, yaşla değil yaresi aşkın Yanmaktır efendim biricik çaresi aşkın Ağlatma da yak, hal-i perişanıma bakma” Şair, pirincin taşını ayıklar gibi ayıkladıkça sözün darasını, hikmet dediğimiz o mistik anlayışın kucağında buluruz kendimizi. Hikmeti anlamak da bir hikmet. Bundandır ki şiir, nicedir bir irtifaya havale etti kendisini. Yalın söyleyişin cazibesi; köylü güzelinin çektiği sürmeye gölge düşüren nasırlı elleri gibi kursağına oturdu estetik avcılarının. Hâsılı; tatlı, okunaklı ve köşesiz sözlerin hiçbir kıymeti kalmadı onların gözünde. En karmaşık yazan, hikmeti en iyi sırlayandır yarışı başladı edebiyat hipodromunda. Cemiyeti karantinaya alamadığımızdan mıdır
Tasavvuf
DiyamandiSadık Yalsızuçanlar · Profil Kitap · 2019231 okunma
Kelimeler
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 18:31
NOT: Kelimelerin hemen hepsini lugatim.com sitesinden aldım. Geri kalanları sanatkritik.com sitesinden ve internette çeşitli yerlerden aldım. baylos: Venedik Cumhûriyeti’nin Osmanlı Devleti nezdinde bulundurduğu elçilere verilen unvan. Fî târihinde: Bir zamanlar, eskiden, geçmişte. muhteva: bir şeyi tutmak, içinde bulundurmak. sefâret: elçilik Tellâl: Bir malın satışının yapılacağını veya herhangi bir şeyi halka bildirmek için çarşı pazar gibi kalabalık yerlerde yüksek sesle bağırmakla görevli kimse Sâbık: Bir iş, memûriyet veya makamda şimdikinden daha önce bulunmuş olan, eski mezat: açık arttırma maşrapa: su içecek kap ırlamak: şarkı söylemek, terennüm etmek, tegannî etmek Müteşebbis: (Bir işe) Girişen, kalkışan, teşebbüs eden (kimse). Cerâhat: Kanın damar dışına sızmasıyle vücut dokularında meydana gelen, ak yuvarların hâkim olduğu donuk renkli birikinti, irin, yangı. meyyus: ümitsiz, umutsuz, moral bozukluğu içinde olan teşrih: Bir meseleyi bütün yönleriyle inceden inceye tetkik edip açıklama, açma, meydana çıkarma semere: Beklenen sonuç, netîce. meyve
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
10/10
·278 syf.··
2024 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2024 17:03
#KitapYorum #Okudum #FGKYayınları #DividiminUcunda_2_ŞiirlerimÖykülerimAntolojiYarenler #278Sayfa Merhaba arkadaşlar, Bugün karşınıza "FGK YAYINLARINDAN" çıkan edebiyata gönül vermiş, yirmi dört şair ve yazarın öykü ve şiirlerinin bulunduğu Dividimin Ucunda_2 ŞİİRLERİM / ÖYKÜLERİM Antoloji YÂREN'LER kitabıyla geldim. Daha önce DİVİDİMİN UCUNDA _1_ İlk Damlayı tanıtmıştım. Şimdi 2. siyle karşınızdayım. Bu seri benim için ayrıca kıymetli. Zira bu yol hikâyesinde benim de bir öyküm bulunuyor. Bu anlamda müthiş mutlu ve onurluyum. Sevgili Filiz Gökdemir Hocam'a çok teşekkür ederim. Bana inandığı ve güvendiği için. Önceliğim, her zaman olduğu gibi, kulağımıza ve dilimize yer etmiş kelimelerin ne anlama geldiğini öğrenip kitabın adresine, içeriğine yabancı kalmamak. Burada yolculuğumuz "ANTOLOJİ" ne demek? Kökeni nereden geliyor? Sorularının yanıtıyla tanıtıma devam edelim: ANTOLOJİ : Şiir (nazım) ya da düzyazı (nesir) parçalarından seçilerek oluşturulan kitap; eş. Seçki, . Miniminnacık tarihe bir selam verelim: Antoloji nedir ve tarihi? Seçki veya güldeste (ayrıca antoloji) bir konu ya da beğeniye göre, derlenen metinlerin bulunduğu eser. Divân-ı Lügati't-Türk, Türk edebiyatındaki ilk seçki olarak görülebilir. Yunanca'daki anthos (çiçek) ile legein (toplamak) kelimelerinden türemiştir. İlk antolojileri Antik Yunanlar derlemişlerdir. Harika bilgiler değil mi? Yunanlılar işi biliyor. Şimdi bu ışığın izinde hangi çiçekler toplanmış,? Ben de bıraktığı rayiha ile ruhuma yastık olup, kalbime imbik imbik dökülen can suyu şiir ve öykülerden bahsedeyim. İlk durağımız; Filiz Gökdemir Hocam'ın "NEM KALDI" şiiriyle başlıyor. Bu kocaman bir hayatın kısacık ama bir o kadar dolu bir hikâyenin şiiri. Kalbin yokuşlu yollarının fırtınalı, yağmurlu, boranlı karlı duyglarda
Dividimin Ucunda Yarenler 2Antoloji Dergisi · FGK Yayınları · 20231 okunma
Fosil Hakkında Bir Takım Düşünceler
6/10
·353 syf.·
2023 30. kitabı
Bu kadar dobra ve gereğinden fazla açık sözlü bir insandan İstanbul yazar çizer takımını ilk elden dinlemek hoşuma gitti. Böyle bir kitabı Mîna Urgan dışında biri yazmış olsa bu kadar keyifli olmazdı kanımca. Keyifli olsa bile onun kadar açık bir şeylerden bahsedemeyeceği için bu kadar bilinmedik şeylere yer vermezdi. Kitabı okurken belli konularda ne kadar da şuur sahibi ne kadar da haklı dedim kendi kendime. Sonrasında da bu kadar okumuş bir insanın din konusunda bu kadar çok katı ve nefret dolu oluşu garip gerçekten diye düşündüm. Kendim açık fikirli bir insan olarak kendi kesimimden olmayanları aşağılamam fakat üzücü gelir bana bu halleri. Bunun için yetiştiği ortam öyle ama, diyenlere şunu diyebilirim ki annesi her ne kadar halis bir Müslüman olmasa bile en azından Allah inancına sahip biri. Ama olmayınca da olmuyor demek ki. Necip Fazıl ile Fazıl, kıyafetleri olmadığı için onun geceliklerini giyip yatağına uzanacak kadar yakın ve samimi olmasına rağmen cenah değiştirdiğinde selam sabahı kesmiş olması, en azından "Necip ya oğlum sana ne oldu be böyle," tarzı bir soru sormuyor oluşu aralarındaki samimiyeti sorgulamama sebep oldu. Yetiştiği ortamı, tanıştığı kişileri görünce imrendim. Kendisi önemli yazarların pek çoğu ile arkadaş, arkadaş olmadıkları ile de illa bir tanışıklığı var. Böyle ortamların özlemini çeken biri böyle imkanlara sahip olmadığım için hayal kırıklığı yaşadım desem yalan olmaz. Kitabın özellikle başlarında bahsettiği ve kitabın devamında da tekrar ettiği "Şu anki gençler para peşinde koştukça bayağılığımız dinmeyecek." ana düşüncesini, çevresi ufak bir kesim (bkz. 4 kişilik çekirdek ailem) hariç tamamen para için yaşayan ve böyle olmadığı için karşısındakini yadırgayan insanlarla dolu bir genç olarak alnıma asıp "BAK SANA DİYOR, AZ DİNLE"
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma