Gecenin bir geç vaktinda,
kulelerin dibinde, kemerlerin altında,
dolaşıp durdum Pırağ'ı.
Gökyüzü karanlıkta altın çeken bir imbik, bir simyager imbiği, alevi mavi mavi,
Şarl Meydanı'na doğru indim yokuş aşağı,
orda, köşe başında, kliniğe bitişik,
bahçe içinde Doktor Faust'un evi,
Kapıyı çalıyorum.
Bu evde ben de senet vereceğim şeytana,
ben de kanımla imzaladım senedi.
Ne altın istiyorun ondan,
ne bilim, ne de gençlik.
Hasretlik cana yetti,
pes!
Beni Istanbul'uma götürsün bir saatlik.....