~Sandığın gibi garipsemedim. Zaten kafanda bir ananasla gezsen, bunu bile garip değil,
emsalsiz bulurdum, inan.
Ben seni sevmeye karar vermiştim bir kere.~
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İçimizdeki mutluluk boşluğunu sahip olduklarımızla doldurma çabasını bir kenara bırakalım. Mutluluğu öteleyip sonra peşinden koşmak yerine yanı başımızdaki mutluluklara odaklanalım. Sadece gözlüğümüzün camını değiştirerek dünyayı toz pembe görebileceğimiz gibi, inan sadece bakış açımızı değiştirerek daha mutlu olabiliriz.
Habib Baba, Nalıncı Baba'yı çağrıştırdı. Onun hikayesiyse Sultan 4. Murat'la değil, bir önceki Sultan 3. Murat'la. Sultan 3. Murat Han, rüyasında bir zatın cenazesini kaldırmak için manevi bir emir alır. Sultan, Veziriazam Siyavuş Paşa'yı da yanına alır ve yine tebdil-i kıyafet dışarı çıkarlar. Hala gördüğü rüyanın tesirinde olan sultan, gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt'a çıkar, döner Vefa'ya, Zeyrek'ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada gözüne yerde yatan bir ceset ilişir. İşte aradığı, rüyada kendisine gösterilen zattır bu. Etraftakilere onun kim olduğunu sorar. Ahali, "Ayyaşın tekidir" dediğinde hayretler içerisinde kalakalır.
Sultan, "Nereden biliyorsunuz?" diye sorduğunda ahali anlatmaya başlar: "Aslında iyi sanatkardır, Azaplar Çarşısı'nda çalışır. Nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını ya içkiye ya fuhşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerede mimli bir kadın varsa takar peşine."
Cenazenin başındaki ahali çekip gider. Sultansa olduğu yerde düşünceler içerisinde çakılıp kalır. "Bu adam bizim tebaamızdır, defin işini halletmek gerek" der. Kimsenin sahiplenmediği cenazeyi sultan ve vezir birlikte yıkar ve kefenlerler. Sultan, belki bunun bir eşi, bir ailesi vardır diye düşünerek mahalleyi kolaçan etmeye başlar. Sorar soruşturur ve nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hanım, kocasının öldüğü haberini metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir ve şunları anlatır:
"Bizim efendi bir alemdi vesselam... Akşamlara kadar nalın yapardı. Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya, 'Ümmet-i Muhammed içmesin' diye... Sonra malum kadınların ücretlerini öder, eve