Değiş...ki dünya değişsin
Hastalıklı bir dünya yaratıyorsun,sonra da kendi yarattığın eserinden dehşete düşüyorsun.Dünyanın nesnel olduğunu düşünüyorsun...Oysa dünya senin onu düşlediğin gibidir.Git,dünyaya gir ve bunları kabullen... Kendi içindeki yoksullarla.zorbalarla,toplum dışına atılmışlarla tanış.Onları kabullen! Sakın onları görmezden gelme ve sakın suçlama. Teslim ol. Git ve yarattığın şeyi bilinçli olarak kabullen:sabit, cahil bir dünya...ölü bir dünya. Bir kişinin gücü kendine sahip olmasında ve aynı zamanda kendisinde teslim olmasında yatar
Aslında her fikir yansızdır,ya da öyle olmalıdır;ama insan onu canlandırır,alevlerini ve cinnetlerini yansıtır ona;saflığını yitirmiş,insanca dönüştürülmüş fikir,zaman içindeki yerini alır,bir olay çehresine bürünür:Mantıktan sara hastalığına geçiş tamamlanmış okur...İdeolojiler,doktrinler ve kanlı şakalar böyle doğar.
Ben tamamıyla boşlukta kalan bir insandım ve tutunacak bir yer arıyordum.Bir yer ki,benim için aynı zamanda bir manevi destek olsun.Bir yer ki,kupkuru kalbimi bol bir rahmet gibi sulayıp yıkasın.
Yoksul olup da haline şükreden insanın
Kendi de zengindir,gönlü de
Oysa zenginliği sınırsız olduğu halde
Her an yoksul düşme korkusuyla yaşayanın
Bir kış kadar yoksul hayatı vardır.
Ulu Tanrım,benim soyumdan gelen herkesi
Sen kıskançlıktan esirge!