kuşaklar boyunca yaşanan değişimler, aile bağları, sevgi, fedakarlık ve insan ruhunun derinlikleridir. Kitap, tarih içinde bireylerin ve ailelerin yaşadığı acılar, sevinçler ve hayata tutunma mücadelelerini işlerken, aynı zamanda geçmişle bugün arasında köprü kurarak zamanın ve hafızanın önemine vurgu yapar. Temelde, aile bağlarının ve insan ilişkilerinin zamana direnerek varlığını sürdürmesi, sevginin ve fedakarlığın gücü ön plandadır.
Ya Rabbi Nemrut'un ateşine düşen İbrahim'i kurtardığın gibi beni de bu ümitsizlik yangınından kurtar.
İnsanı tarihin derinliklerinde büyüleyici bir yolculuğa çıkarırken, o konakta yaşanmış tüm anları adeta gözlerinizin önünde canlandırıyor.
Belli bir zamandan sonra insanın içinde bir sızı, bir kırgınlık büyüyor. “Bu kadar acı, bu kadar yıkım, artık fazla değil mi?” diye sormak geliyor insanın içinden. Tarık Tufan’ın her zamanki o eşsiz anlatımı, kelimelerle ördüğü dünyası öyle derin, öyle gerçek ki, sizi adeta içine hapsediyor. Onun satırlarında kaybolurken, kalbinizin en hassas köşelerine dokunuyor, ruhunuzun en kırılgan yanlarını açığa çıkarıyor. O acıyı, o çaresizliği, o insanın içindeki fırtınayı öyle bir anlatıyor ki, sanki yanınızda, tam karşınızda yaşanıyor gibi hissediyorsunuz. Ve işte o an, insanın dayanma gücü sınanıyor; çünkü Tarık Tufan’ın kelimeleri, sadece anlatmıyor, yaşatıyor.
Özetle zengin dili, sürükleyici kurgusu ve duygusal derinliğiyle edebiyat severler için mutlaka okunması gereken bir yapıt. Tarık Tufan'ın kaleminden çıkan bu eser, aile, sevgi ve zamanın izlerini anlamak isteyenler için etkileyici bir deneyim sunuyor.
Okumanızın verimli ve faydalı geçmesini diler, ilginiz için teşekkür ederim.