Uğursuz Konak
Puan vermedi·312 syf.·
2026 36. kitabı
kuşaklar boyunca yaşanan değişimler, aile bağları, sevgi, fedakarlık ve insan ruhunun derinlikleridir. Kitap, tarih içinde bireylerin ve ailelerin yaşadığı acılar, sevinçler ve hayata tutunma mücadelelerini işlerken, aynı zamanda geçmişle bugün arasında köprü kurarak zamanın ve hafızanın önemine vurgu yapar. Temelde, aile bağlarının ve insan ilişkilerinin zamana direnerek varlığını sürdürmesi, sevginin ve fedakarlığın gücü ön plandadır. Ya Rabbi Nemrut'un ateşine düşen İbrahim'i kurtardığın gibi beni de bu ümitsizlik yangınından kurtar. İnsanı tarihin derinliklerinde büyüleyici bir yolculuğa çıkarırken, o konakta yaşanmış tüm anları adeta gözlerinizin önünde canlandırıyor. Belli bir zamandan sonra insanın içinde bir sızı, bir kırgınlık büyüyor. “Bu kadar acı, bu kadar yıkım, artık fazla değil mi?” diye sormak geliyor insanın içinden. Tarık Tufan’ın her zamanki o eşsiz anlatımı, kelimelerle ördüğü dünyası öyle derin, öyle gerçek ki, sizi adeta içine hapsediyor. Onun satırlarında kaybolurken, kalbinizin en hassas köşelerine dokunuyor, ruhunuzun en kırılgan yanlarını açığa çıkarıyor. O acıyı, o çaresizliği, o insanın içindeki fırtınayı öyle bir anlatıyor ki, sanki yanınızda, tam karşınızda yaşanıyor gibi hissediyorsunuz. Ve işte o an, insanın dayanma gücü sınanıyor; çünkü Tarık Tufan’ın kelimeleri, sadece anlatmıyor, yaşatıyor. Özetle zengin dili, sürükleyici kurgusu ve duygusal derinliğiyle edebiyat severler için mutlaka okunması gereken bir yapıt. Tarık Tufan'ın kaleminden çıkan bu eser, aile, sevgi ve zamanın izlerini anlamak isteyenler için etkileyici bir deneyim sunuyor. Okumanızın verimli ve faydalı geçmesini diler, ilginiz için teşekkür ederim.
Alıntı
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2026 26. kitabı
dost körpe beyefendi de yine şahane bir çeviriye imza atmış sanki sun tzu reenkarne olmuş bi seri yazayım demiş. hem insan zihni karar verme davranış paterni tanıma gibi daha soyut konuları ele alış ve anlatımı yönünden hem de kurgu ve olayların gidişatı açısından dehşet beğendim dune okumaya başladım. biraz önyargıdan çöl falan biraz da asimov'a öncelik verdiğimden bu kadar gecikti. ama bu neymiş ya! ilk kitabın ortalarındayım ama şimdiden bayıldım. muhtemelen tekrar tekrar okuyacağım serilere bir yenisi daha eklendi.
İnceleme
Dune Tanrı İmparatoruFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20214,146 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·320 syf.··
2026 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 14:11
Matt Haig’in kalemiyle bir kez daha vedalaştım. Yazar, ruhun giydiği farklı bedenleri ve hayatları birer elbise gibi denemeyi yine çok seviyor. Metin, su gibi akıp giden bir nehir; ancak o nehrin asıl girdabı ve heyecanı son yüz sayfada gizli. Bu eser, sıradan bir olay örgüsünden ziyade, insanlığın o kadim ve parıltılı rüyasını -sağlıklı ve upuzun bir ömrü- mercek altına alıyor. Ve o rüyanın arkasındaki devasa gölgeyi fısıldıyor: Ölümsüzlük gibi uzun yaşamak, aslında mutlak bir yalnızlıktır. Kitapta Shakespeare’in trajik yankılarını, Montaigne’in bilgece dokunuşlarını görüyoruz. Kurgunun zayıflığına inat, satır aralarından sızan o derin felsefe ruhuma fazlasıyla sirayet etti. Gövdesi zayıf ama gölgesi derin, hayata dokunan bir eser bence. Tavsiyedir.
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,2bin okunma
8/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Montaigne’in Denemeler eserini bitirdikten sonra aklıma gelen ilk şey, bu kitabın ortaokul yıllarında bize okutulmaya çalışılmış olması oldu. Bugün dönüp baktığımda buna hâlâ şaşırıyorum. Çünkü bu kitap bir macera anlatmıyor, bir hikâye sürüklemiyor ya da okuyucuyu merak duygusuyla sayfa çevirmeye zorlamıyor. Montaigne, insanı anlamaya çalışıyor. Üstelik bunu yaparken çoğu zaman kendisini inceliyor, kendi düşüncelerini sorguluyor ve okuru da bu sorgulamanın içine çekiyor. Bu yüzden, 1990’larda ortaokul öğrencilerine tavsiye edilen kitaplar arasında yer almasının ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. O yaşlarda birçok öğrencinin bu kitabı anlamaktan çok bitirmeye çalıştığını tahmin ediyorum. Hatta bazılarını kitaplardan uzaklaştırmış olması da mümkün. Aradan geçen yıllar içinde ise Montaigne’in ne anlatmaya çalıştığını daha iyi görmeye başladım. Kitapta en çok dikkatimi çeken bölümlerden biri, insanın kendisinden kaçamayacağı üzerine olan düşünceleriydi. Bir yerde zincirini kopardığını sanan ama boynundaki zincirin bir parçasını hâlâ sürükleyen köpekten söz eder. İnsan bazen yeni bir şehre taşınmanın, iş değiştirmesinin ya da hayatında büyük bir karar almasının her şeyi değiştireceğini düşünür. Oysa çoğu zaman asıl mesele bulunduğu yer değil, yanında taşıdığı alışkanlıklardır. Bir başka noktada ise bilgiye sahip olmak ile onu doğru değerlendirebilmek arasındaki fark üzerinde durur. Bu bölüm beni özellikle etkiledi. Çünkü bugün bilgiye ulaşmak tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kolay. Buna rağmen doğru sonuca ulaşmak, doğru karar vermek ve sağlıklı muhakeme yapabilmek hâlâ zor. Kitabı okurken zaman zaman beş yüz yıl önce yaşamış bir insanın bazı gözlemlerinin bugün hâlâ geçerli olmasına şaşırdım. İnsan değişiyor, teknoloji değişiyor, toplumlar değişiyor; ama
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,7bin okunma
Doomed
8/10
·56 syf.·
2026 26. kitabı
mutluluğun paradoksu: mutlu olma sanatı dünyaya bakış açısı yönünden karamsar olarak değerlendirilen schopenhauer kendi felsefi görüşü üzerinden ıstırap, acı ve arzu kavramlarını ele alarak bunları bir rehber haline getirmiş böylece insanın da içinde bulunduğu duruma bir yol haritası sunmuştur insan yaşamı schopenhauer'a göre dışsal bir kaderden çok, içsel bir "irade" ile şekillenir bu nedenle insan ne tam anlamıyla bir direnişi ne de sabit bir kabullenişi gerçekleştirebilir insan doğası gereği bu iradenin etkisiyle acıdan kaçma, hazza yönelme, kimi zaman can sıkıntısı yaratır bu can sıkıntısı ise insanı yeniden hazza sürükler insan hazza ulaşma–boşluk–can sıkıntısı–eksiklik hissi döngülerine girer bu eğilim insanı kimi zaman saniyelik zevkler peşinde sürüklerken kimi zaman da tatminsizlik yaratır böylece yaşamda sürekli bir eksiklik ve doyumsuzluk hali ortaya çıkar bana göre ise acı ve ıstıraptan sürekli bir kaçmak da zevklerin peşinden durmaksızın koşmak da hayatı bir noktada anlamsızlaştırır oysa acı, yalnızca katlanılması gereken bir yük değil aynı zamanda bilincin ve karakterin oluşumu için gereklidir çünkü bilinç, aklın ürünü olduğu kadar duyular yoluyla da şekillenir mutluluk kavramı da schopenhauer’ın yaklaşımında acının geçici olarak ortadan kalkmasıdır ve bu da kalıcı bir durum değildir farklı bir açıdan bakıldığında ise bu tatminsizlik kaçınılmazdır çünkü irade hiçbir zaman tam olarak doyuma ulaşmaz bir arzu tatmin olsa bile yerini yenisi alır bu yüzden insan yalnızca kısa süreli mutluluklar tadar; bunlar ise bir su misali akıp geçer ve ani bir doğal afet gibi belirir ve kaybolur peki tamamen kendimizi bu etkiye teslim edip mutluluk için bir hareket halinde bulunmamalı mıyız? schopenhauer'ın da değindiği gibi mutluluk peşinde ne kadar koşarsak aslında o
1000Kitap
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
İnsan hep en faydaliyi mi seçer ? Direnirse Sistem mi çöker
Puan vermedi·140 syf.··
2026 8. kitabı
·
168 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:38
Bu karakterin hikâyesini Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken kitabındaki adama benzetiyorum. Bu karakterin henüz yer altına inmemiş halı . Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bana mesaj atabilirsiniz. Kitaba başta çok zor alıştım anlamakta güçlük çektim hatta bazı paragraflari yapay zekaya sordum ( sanırım başta bir olay örgüsü beklediğimden zor alıştım) .Kitap da bir çırpıda okunabilecek bir kitap degil zaten hemen açmıyor kendini , seni daha çok durdurup düşümeye zorlayan bir kitap. Kahramanin rahatsız edici betimlemeleri, zıtlıkları var antikahraman diyebilecegimiz bir karakter , uzun süre empati kuramıyorsunuz karakterle . Düşünceleri karmaşık, anlaşılmaz bazen de bu düşünceler küstahlasiyor bazense acınası bir hal alıyor üstelik bu değişken tavırlari karakter üstünlük göstergesi sayıyor çünkü sıradan insanların erişemeyeceği bir bilinç olarak görüyor. Kahramanin hikayesi aslında oldukça elim vakalarla dolu: kimsesizlik, dislanmislik, çocuklukta ağır akran zorbalıklari .. Karakter kimseden bir sevgi kırıntısı dahi görememiş çok ağır bir aşağılık duygusu hissediyor ve bunu yüceltmeye ( her ne kadar başarısız olsa da) çalışıyor. Sonra lise hayatındaki ona iyi davranan tek insanı kendine bağlayıp ondan ayrılıp aklınca onu yendiğini düşünüyor , bu da bize narsistik bir örüntü düşündürebiliyor . Yetişkinlik hayatında ise herhangi bir sevgiyi kabul edemiyor ve kaçıyor bu sevgiyi çok istese bile sabote ediyor. Aslında karakterin aşağılık kompleksi olmasa farkındalığı yüksek bir karakter üstelik bunun farkında ,hayat da onu biraz da bu eğilime itmiş ,değişim de istiyor lakin direniyor da . Beni en çok etkileyen yerse : Bunca istatistiklerin , verilerin insanın sadece en doğruyu, faydaliyi seçmesi durumunda geçerlidir lakin insan en doğruyu - faydaliyi
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma