Narsist birey
Puan vermedi·187 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
112 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 03:22
Kitaba ayrı bir değerlendirme yapmak istiyorum zaten ama yalnızlık kısmında narsist birey ayrı bir değerlendirme konusu fikrimce... "Çocuk, duygusal ihtiyaçlarının doyurulmaması ya da aşırı doyurulması sonucu kendi benliğinin sınırlarını oluşturamazsa, diğer insanları da kendilerine özgü ihtiyaçları olan varlıklar olarak kabul etmeyi öğrenemez. Böyle bir durumda çocuk için diğer insanlar, kendi benliğinin bir uzantısı gibidir. İlişkiler kurabilen bir insan olarak yaşamını sürdürür ancak bu ilişki, maskelenmiş bir yalnızlığın anlatımıdır ve narsisizm sözcüğüyle adlandırılır. Narsist kişi görünürde diğer insanlarla ilişki halindedir ama bu gerçek bir ilişkiden farklıdır. Başka bir deyişle, bir diğer insanın gerçeklerini anlamaya çalışmayı ve bu doğrultuda davranmayı gerektirir. Oysa narsist bir insan için başka bir tür ilişki kurmayı öğrenememiştir, dolayısıyla seçeneği de yoktur. O, kendi boşluğunu bir diğer insanla gidermeye çalışır ve bunun sevgi olduğuna inanır. Narsist bir kişi, bir yandan kendisine hayranmışçasına davranır, öte yandan da kendisinden aşağılık duyguları yaşar. Çevresindeki insanlara sürekli kusur bulur ve onları küçümser. Aslında küçümsediği kendi gerçek benliğidir. Karşısındaki insanlara kendilerini değersiz hissettirirken, kendi narsisist eğilimleri olan insanlarla daima birbirlerini bulurlar. Çünkü özerk ve bireyleşmiş bir insan bu tür bir ilişkiyi zaten sürdüremez. Karşısındakini gerçekten duyamazlar. Söylediklerinin karşı tarafta nasıl bir etki yarattığına aldırmadıklarından ve onların anlattıklarını anlamaya çalışmayarak salt kendi bakış açısından değerlendirdiklerinden, böyle bir insanla gerçek bir diyalog kurulamaz. İlişkileri, iki taraf biçimindedir. Her biri ne dediğini diğerinin anlamış olduğunu farz ederek kendi monoloğunu söyler ve
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,5bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 29. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 14:16
Fransa’da yaşayan bir aileye engelli olarak dünyaya gelen bir bebeğin dahil olmasından sonra ailenin yaşadığı değişimi bahçedeki taşların dilinden dinliyoruz. Göremeyen,konuşamayan,gelişemeyen ve yakında öleceğini bildiğiniz bir bebek. Yazarın kibar ve nahif anlatımıyla, az kişi ve mekan sayısıyla tek solukta okunacak bir roman. Kendisi kısa ama sizin üzerinizde bıraktığı etki büyük olan bir eser. Kitap üç bölümden oluşuyor. Ağabey, kız kardeş ve sonuncu. Hepsinin iç dünyasında yaşadıkları farklı. Farklı sebeplerden farklı kişilere karşı üzüntü besliyorlar ama hepsinin ortak noktası keder. Ağabeyde bir insanın bir insana ne kadar bağlanabileceğini, onu kaybettiğinde ise nasıl kendi kabuğuna çekileceğini görüyoruz. Bir daha o acıyı yaşamamak için herkesten uzak durmak. Abla ise abisiyle arasına girdiğini düşündüğü bebeğe karşı kıskanç. Kıskançlığın “acıma” duygusunu bile gölgeleyebildiği bir karakter. Ve sonradan hayatlarına dahil olan diğer çocuk “sonuncu” Ölen bebeğin yapamadığı her şeyi yapan bir bebek. Abisinden görmediği ilginin peşine düşen, kendisinden önce yaşamış bebekle iletişim kurmaya başlayan bir kardeş. Finalde abisiyle yaşadıkları kitaptaki tek mutlu an olabilir. Her karakterin ayrı bir hüznü var. Çocuk,abi,abla ve sonuncu. İnsan hangisine üzüleceğine karar veremiyor ama beni en çok etkileyen çocuğun ölümünden sonra abisinin cümlesi oldu. “Her yere senin izlerini bırakacağım.”
Mütalaa
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,634 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2017 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2017 00:00
Agatha Christie’nin Poirot Araştırıyor adlı eseri, ünlü dedektif Hercule Poirot’nun farklı olayları çözmeye çalıştığı kısa hikâyelerden oluşan bir polisiye derlemesidir. Kitap, tek bir büyük olaydan ziyade birden fazla küçük ama zekice kurgulanmış vakayı okuyucuya sunar. Her hikâyede Poirot’nun keskin gözlem yeteneği ve “küçük gri hücreler” olarak adlandırdığı mantık yürütme gücü ön plana çıkar. Olayların çözümünde şüphe, detay ve insan psikolojisi önemli rol oynar. Bu da kitabı sadece bir polisiye değil, aynı zamanda insan davranışlarını analiz eden bir eser haline getirir. Hikâyelerin kısa olması, kitabın hızlı okunmasını sağlar. Ancak bazı okuyucular için bu durum, karakter derinliğinin sınırlı kalmasına neden olabilir. Yine de her vaka kendi içinde tatmin edici bir çözümle sonuçlanır ve Poirot’nun zekâsını bir kez daha ortaya koyar. Genel olarak Poirot Araştırıyor, Agatha Christie’nin anlatım gücünü ve dedektif karakterinin ne kadar ikonik olduğunu gösteren, keyifli ve sürükleyici bir polisiye derlemesidir.
Poirot AraştırıyorAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20151,322 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 17. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 19:44
İnsan sevdiği birine gerçekten ulaşabilir mi, yoksa hep birbirimizin yörüngesinde dönen Sputnik uyduları gibi miyiz? İnsanlar birbirlerini görür, hisseder ama bazen hiçbir zaman tam anlamıyla kavuşamazlar.romanda anlatilan 3 karakter ile insanların birbirine yaklaşma çabasını anlatıyor. Birini çok sevmek ama ona ulaşamamak... Bir başkasının seni sevmesi ama senin ona aynı yerden bakamaman... Hep eksik kalan bir temas.Kitaptaki gizemli olayların çoğunu tam anlamıyla çözemedim. Zaten çözülmesi de gerekmiyordu Çünkü kitap ilerledikçe olaylardan çok hislerin peşinden gitmeye başlıyorsunuz ve murakaminin de hep yaptığı ucu acik finaller Okuyucuyu da bu belirsizliğin içine bırakıyor. Beni en çok düşündüren şey ise şu oldu: İnsan bazen birini gerçekten kaybetmeden de ona ulaşamayabiliyor. Fiziksel mesafelerden çok, ruhların birbirine değememesi daha büyük bir yalnızlık yaratıyor.Finali hâlâ zihnimde tam yerine oturmuş değil.
Sputnik SevgilimHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20167,2bin okunma
Kürk Mantolu Madonna
Puan vermedi·168 syf.··
2026 151. kitabı
Sabahattin Ali, insan ruhunun en kırılgan kıvrımlarını öyle bir dokunuyor ki, roman bittiğinde bile içimizde gezinen bir ses bırakıyor: “Sevgi, bazen bir ömür susmak demektir.” Raif Efendi’nin sessizliği, aslında hepimizin içindeki o derin, konuşmaktan yorulmuş tarafın sesi gibi. Ve Maria… Belki de hayatımız boyunca aradığımız o “anlaşılma” hâlinin vücut bulmuş hâli. Bir insanın, başka bir insanda kendini bulmasının ne kadar büyük bir mucize olduğunu bu romanda tekrar hatırlıyoruz. Bu kitabı okumak, aslında kendi içimize yürümek gibi. Sessizce… Acele etmeden… Çünkü Sabahattin Ali bize hiçbir zaman kalabalığı değil, yalnızlığın içindeki derinliği anlatır. “Kürk Mantolu Madonna”, aşkı bir hikâye olarak değil; bir yarım kalmışlık, bir zamanın yanlışlığı ve bir görülme arzusu olarak fısıldıyor kulağımıza. Ve roman bittiğinde bile içimizden şu cümle düşmüyor: “İnsan en çok anlaşılamadığında yorulur.”
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,7bin okunma
7/10
·244 syf.·
2024 68. kitabı
Graham Norton, sinema tadında bir okuma tecrübesi sunuyor okura. Gündelik, küçük kasabalarda yaşayabilecek olaylar ve biraz da mizah. Tüm hikâyeyi sinematografik şekilde anlatıyor, akıcı bir şekilde. Ara ara okuma zorluğu çekenler için doğru adreslerden biri, dilimize çevrilmiş bir diğer kitabı Koruyucu da öyleydi. İrlanda'da küçük bir kasabayız: Duneen. Kasaba sakinleri olağan hayatını yaşarken çiftliklerden birinin bahçesinde insan kemikleri bulunmasıyla küçük sırlar bir bir ortaya çıkmaya başlıyor. P.J. Collins de kasabadaki bu hareketlenmeyle ilk kez önemli bir vakayı incelemeye başlıyor: kemikler, kasabada yıllar önce kaybolan Tommy'e mi ait? Bundan sonrası biraz mizah, biraz gerçeklerin su yüzüne çıkışı, biraz İrlanda manzalarının tasviri. Akıp gitsin, tüm anlatılanlar gözümün önünde olsun, küçük bir kasabanın sırlarına ortak olayım derseniz Graham Norton ile tanışın.
ÇiftlikGraham Norton · Yedi Yayınları · 0133 okunma