Evlilik programları... Sezon içerisinde, akşam haberlere kadar tv başında kalabilenleri ekrana kilitleyen, kimileri için ibret, kimileri için eğlence, birkaç kişi içinse bol para kaynağı şovlar... Güzeldi bea. Hem eğleniyorduk, hem öğreniyorduk, üç kuruş paranın, hanımefendinin aracının mazotuna dahi yetmeyeceğini, çiftleşme dansının sadece kuşlara özgü olmadığını, evlenmenin, aşık olmanın veyahut cozutmanın yaşı olmadığını, az buçuk da olsa ünlü olmanın yolunun buralardan geçtiğini, neye niyet neye kısmet durumları, castları, jestleri ve daha nicelerini... Hemen hepsi kurguydu belki ama, hökümetimiz dedi ki bir gün: Duruuuun! Bu böyle gitmez! Türk toplumunun aile yapısını bozuyorsunuz. Evlilikten soğutuyorsunuz genç nesli. Falan fıstık... Sonunda ne oldu, evlilik programı eğlencemize turp sıkıldı, buralardan ekmek yiyen tayfa, devletlumuzun kapısını aşındırdı, aman efendim etmeyin eylemeyin, ekmeğimize kan doğramayın... Ve nihayetinde evlilik programı yapımcıları, aile sorunları deşikleyen tayfalara evriliverdiler. Şimdi de kim kimi dürtmüş, kim kimin çocuğu, kim kimi çocuğu zannediyordu, kim kime kaçtı, kim kimi kaçırdı, dolananlar, dolandıranlar, daha neler neler... E peki, bunlar toplumun yapısına halel getiren yapımlar olmuş olmuyor mu diye soracak olursanız... Şşşttt... Sormayın...
Buralara neden girdik, aslında biraz bu düzlemde bir kurgumuz var kitapta. Hani eskiden, Mügelerin, Serapların, Esraların olmadığı cağnım yurdumda, yine böylesi şeyler yaşanıyormuş da işte, bunları da yazarlarımız dile getiriyorlarmış. Orhan Kemal de böylesi bir iş çıkarmış ve güzide toplumumuzdan bir kesit sunmuş bizlere. Ha eskiden daha iyiydik, şimdi boka sardık falan, bunlara girmeyeceğim. Eskiden neysek bence şimdi de aynısıyız da, işte teknoloji vs. artık bir şeylere erişimi